loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.9364
  • Euro 6.5451
  • GR ALTIN 284.75
  • ÇEYREK 465.53

  • 08 Eylül 2019, Pazar 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

MEMLEKETTEN MAHKEME MANZARALARI

Kadına yapılan saldırıların, kadını bıçak darbeleriyle delik deşik edenlerin cezasız kaldığı da suçsuz insanların yargı yoluyla kimliklerinin, kişiliklerinin, hayatlarının yok edildiği, ölmeye veya öldürmeye teşvik edildiği olaylar da azımsanmayacak kadar çok. Suçlular salınırken, suçsuzların çok ağır cezalara çarptırıldığı kararlarla Türkiye ne kadar yaşayabilir?

Gizli bir el hukuk devletini derinden sarsıyor, hukukun üstünlüğüne inancı yok ediyor. Topluma, ‘bu düzen yıkılsın da yerine ne gelirse gelsin’ dedirtmeye çalışılıyor. Hazreti Ali ‘Devletin dini adalettir’ derken, Nizamülmülk ‘İnançsız yaşanır, ama adaletsiz yaşanmaz’ diyor. Haklılar hakkını alamıyor, haksızlar hak ettikleri cezaya çarptırılmıyor, toplumun hayat damarı; şah damarı kesiliyor.

1)Genç birlikte olmaya zorladığı eski sevgilisini sürekli telefonla arayarak, taciz ediyor. Görüşmek istemeyen kız 10 kez telefon numarasını değiştirmek zorunda kalıyor. Genç, yeniden birlikte olmadıkları takdirde, yaşadıklarını ailesine anlatmakla tehdit ediyor ve ailesiyle yaşadığı evin kapısına bıçakla dayanıyor. Kızın kardeşleri genci evden uzaklaştırılsa da tekrar tekrar geri gelip zili çalıyor.

Olay olmasın diye kızın babasına zilin yanlışlıkla çalındığı söyleniyor. Ancak genç tekrar gelince, kız kendini dördüncü kattan atarak intihar ediyor. Mahkeme Asliye-Ağır Ceza Mahkemeleri arasında gidip geliyor,  Ağır Ceza’da üç gün tutuklu kaldıktan sonra, TCK'nın 84/4 göre 'Kişileri cebir veya tehdit kullanarak, intihara mecbur edenler kasten öldürmeden sorumlu tutulur' hükmüne rağmen gencin tutuksuz yargılanmasına karar veriliyor. Kızın avukatı ağlıyor, yeni erkek arkadaşı bayılıyor.

2) Kadınla boşanma aşamasında olduğu kocası arasında tartışma çıkıyor, tartışmanın büyümesi üzerine kadın çocuklarını alarak başka şehirdeki babaevine gidiyor. Durumu öğrenen koca, ruhsatlı av tüfeğini alarak yola çıkıyor.  Oğlunun Aksaray'a doğru gittiğini öğrenen ve gelinini öldüreceği korkusuna kapılan anne, durumu polis ekiplerine bildiriyor.  Yapılan yol kontrolünde adam yanında tüfeği yedek şarjörü, bıçak ve ip ve bant olduğu halde yakalanıyor. Adliyeye sevk ediliyor. Tutuksuz yargılanmasına karar veriliyor. Cumhuriyet Başsavcısı kara itiraz edince yeniden gözaltına alınıyor ancak mahkeme adli kontrolle yeniden serbest bırakıyor.

3) Bir lisede iki kız öğrencinin sigara içtiğini gören öğretmen sigaranın zararlı olduğunu, kendilerini disipline vereceğini, ailelerine de durumu bildireceğini söylüyor. kızlar söylenilmesinden korkan kız öğrenciler öğretmenden önce ailelerine öğretmenin kendilerini taciz ettiğini söylüyor. Aileler öğretmenden davacı oluyor. Öğretmen okulda gözaltına alınıyor, tacizden tutuklanıyor.

İstanbul Sözleşmesi’ne göre; ispat yükümlülüğü çağdaş hukukta olduğu gibi iddia makamı veya iddia eden tarafa değil, kadına pozitif ayrımcılıktan yapmadığını ispat yükümlülüğü erkeğe ait olduğundan adam dokuz ay tutuklu yargılanıyor, hapishane şartlarında öğretmende agorafobi panik bozukluğu, ağlama nöbeti, şeker hastalığı, tansiyon v.b biyo-psikolojik hastalıklar ortaya çıkıyor. Bu arada eşi kendisinden boşandı…

Çocukları ‘tacizci babalarını’ görmek istemedi, ziyaretine gitmediler… nihayet 9 ay sonra mahkemede ağlamaktan konuşamadığı için, hakimden fırça yiyor, azar işitiyor. Dokuz ay sonra 8 yıl hapse mahküm ediliyor. Karar üzerine öğretmen artık kesintisiz yüksek sesle ağlamaya başlıyor.

Öğretmenini bu halde gören kız öğrencilerden birisi hâkime soruyor; “Kaç yıl hapis yatacak?” - “Sekiz yıl” Bu sefer de öğrenciler ağlamaya başlıyor. “Biz ailelerimiz sigara içtiğimizi öğrenmesin diye böyle bir yalana başvurduk. Hocamızın suçu yoktur. Salın onu…” diyorlar. Bu itiraftan sonra hâkim hükmü yeniden kuruyor. Öğretmene ‘pardon’ diyor; beraatına karar veriyor.
Çocuklara uzun bir nasihat çekiyor, bir fırça da onlara atıyor ve “Yıkılın karşımdan gözüm görmesin sizi” diyor… Mahkeme boşluğunda bir avukat hâkime yaklaşarak, “Sayın hâkimim ne olacak bu öğretmenin hali şimdi?” diyor. -“Valla, bu kanunlar karşısında benim yapabileceğim hiçbir şey yok ki”

Hâkim, 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine dair Kanundan, CEDAW, yani kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması’ndan, İstanbul Sözleşmesi’nden… şundan, bundan bahsediyor.

 Bu yasalardan sonra aile içi şiddetin yüzde 500 arttığından, aile birliğinin darmadağın olduğundan, velayet hakkının tek tarafa verildiğinden, çocukların icralık mal gibi polis denetiminde parayla alınıp verildiğinden, boşananın çocukları bir daha göremediğinden, evinden uzaklaştırılanın artık ne çocuğunu ne ailesini, ne akrabalarını ne dostlarını ne de mahallesini bir daha göremediğinden, sevdiklerine hasret gittiğinden bahsediyor.

NÖBETTEKİ ANNELER DESTEK BEKLİYOR

***Diyarbakır HDP il binası önünde tuttuğu nöbet sonrası oğlunun PKK tarafından serbest bırakılması üzerine 13 anne daha nöbet tutmaya başladı. Anneler siyasetçiden sanatçıya, aydınından STK’lara kadar herkesten destek bekliyor. Bir hayat kurtaran tüm insanlığı kurtarmış sayılır. Kamuoyu baskısı ne kadar yüksek olursa bırakılma ihtimalleri o kadar artacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık