loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 20 Eylül 2020, Pazar 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

‘TIP FAKÜLTELERİ DEĞİL; TTB KAPATILSIN’

MHP Gen Bşk Bahçeli’nin ‘Türk Tabipler Birliği (TTB) kapatılsın çağrısı, TTB’nin değil de ‘Tıp Fakültelerinin kapatılma’ çağrısıymış gibi bazı çevrelerce istismar edilerek yorumlandı. Tüm gözlerin sağlık çalışanlarına çevrildiği böyle hassas bir ortam yerine zamanında bu çağrı yapılsaydı TTB yönetimi aynı kişilerde olmazdı.

Hipokrat Yemini’ne bağlı her doktor bilir ki kadına şiddetten çok hekime şiddete karşı çıktık. TTB’den önce hekimlerin can güvenliğini, demokratik, ekonomik, sosyal hak ve özgürlüklerini savunurken gözümüzü budaktan, sözümüzü dudaktan esirgemedik. Türk hekimleri TTB’den ibaret değil; TTB demek Türk hekimleri hiç değil. Sorun hekimlerde değil; bazı TTB yöneticilerindedir.

 5 Kasım 2014 Çarşamba ve 27 Ocak 2018 Cumartesi günü 4 yıl arayla  ‘TTB Hipokrat’ın kemiklerini sızlattı 1 ve 2’ başlıklı yazılarımda: “Türk Tabibler Birliği (TTB)’nin Kobani çağrısının ve benim yazımın üzerinden bir yıl geçmeden, Diyarbakır/Kulp- Lice Karayolunda yol denetimi yapan PKK’lılar  29 yaşındaki Dr Abdullah Biroğlu’nu katletti.  PKK’yı kınayamaması, TTB‘nin silahlı terör örgütüne kopmaz bir bağla bağlı olduğunu göstertiyor, yeminine bağlı kalacakları Hipokrat’ın kemiklerini sızlatıyor.

Bilinen hiçbir savaşta doktorlar öldürülmedi,  savaş sırasında da savaştan sonra da doktorlar görevlerini sürdürdü. Doktorların görev yapmasına Hitler de Stalin de izin verdi. Ancak PKK 30 yıldan fazla bir süredir doktorları da katlediyor. Ve TTB hiçbirini kınamıyor.

TTB, ABD ve koalisyon güçleri şehirleri, kreşleri, hastaneleri bombalarken, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmazken de hiçbir kınama yapmadı, çünkü ele geçirilen yerler PKK’ya teslim ediliyordu. TTB’nin insan değil; beka da değil; PKK derdi var.

AFRİN OPERASYONUNA KARŞI ÇIKMAK

TTB zihniyetindeki oda, birlik ve sözde STK’lar Kıbrıs barış Harekatı sırasında da Ankara/Kızılay’da ‘Faşist ordu Kıbrıs’tan’ çekil başlıklı bildiri dağıtmıştı. Bugün de bu cephede değişen bir şey yok.

 Afrin’de savaş yok. PKK ve türevleri tarafından rehin alınan, mallarına el konulan, çocukları zorla asker yapılan halk var, PKK tarafından işgal edilmiş şehir var. Kilis, Kırıkhan ve Reyhan’lıya füze fırlatan terör örgütü var. Sadece gelecek için değil; bugün de yok edilmesi gereken bir tehdit var. ‘Savaşa hayır’ diyenler ‘Sınırlarımız PKK denetimine girsin, istediği zaman vatandaşlarımızı öldürebilsin, terörle mücadele edilmesin’ diyor. Görevi insanı yaşatmak olan doktorların meslek birliği silahlı propagandayı savunuyor.

TTB HİPOKRAT’IN KEMİKLERİNİ SIZLATTI (1) (05 Kasım 2014 Çarşamba)

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Kurulu, hekimin ‘din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının göreviyle hastası arasına girmesine izin vermeyeceğine, insan hayatına kesinlikle saygı göstereceğine’ dair yeminini ayaklar altına aldı, Hipokrat’ın kemiklerini sızlattı.

1 Kasım 2014 günü Türk Tabipleri Birliği’nin, ‘Türkiye Tıp Ortamı, Sağlık Politikaları, Özlük Hakları, Doktorların Sorunları’ gündemli 65. Olağanüstü Genel Kurulu’nda 38 üyenin katılımıyla ‘1 Kasım Kobani Günü’ kararı aldı. Genel Kurul farklı gündemle toplanmış, farklı konuda karar aldı. Aynı karar Türkiye’yi kan denizine çeviren terör örgütü PKK ve türevleri tarafından da alınmıştı.

TTB bu karala silahlı propaganda yapan terör örgütünün mağdurlarının yanında değil; bizzat örgütün yanında yer aldığını, Kobani’den gelecek yaralılar arasında PKK’dan yana taraf olacağını açıkladı. Ulusal çıkarlar olmaz olsun, bu durum,  ‘Hipokrat Yemini’yle de meslek etiğiyle de bağdaşmaz ki birçok Tabib Odası da kararı alan Tabipler konseyini kınadı.

 Erdoğan da Davutoğlu da TTB’yi eleştirmek bir tarafa, TTB’nin çağrısına uydu. Yasal devlet ordularının geçişine izin veren uluslararası yasalar ihlal edilerek, sözde  Peşmerge  gerçekte PKK’lı (Apo/ABD armalı) çeteler, Türk askerinin gölgesinde Suriye'ye sokuldu.

Barzani, Türk askeri olmasa, Peşmerge Suriye'ye giremezdi ' dedi. TTB’’nin savunduğu ‘’barış” sürecinde silah kullanma yetkisi olmayan veya silahsız askerlerin şehadeti birbirini izledi. Korucular ağaçlara asıldı, kışlalardan bayraklar indirildi, şehirler arası yolların da barikatlar kurularak, tüneller kazılarak şehirlerin kontrolü de PKK’nın eline geçti. Askerler babalarıyla konuşunken, eşleriyle alışveriş yaparken katledildi.

Şehitlerin telefonları çaldı; birçoğunun telefonunda ‘Annem arıyor’ yazıyordu. Komutanlar telefonları açamadı. Babasıyla görüşen askerin kafasına sıktılar, telefon kesildi. Baba kışlayı aradı, oğlunun çarşıda olduğu söylendi, Baba ‘eyvah’ dedi, kalp krizi geçirdi. Aileye iki kara haber birden verildi. TTB, asker, polis, sivil katliamlarını kınamadığı gibi; kendi üyelerinin katlini de kınamadı. TTB PKK’yı kınayamadı. TDK bu yapısıyla Kurtuluş Savaşı sırasındaki zararlı cemiyetler arasında yerini aldı.”

 TTB’nin kapatılma çağrısının zamanlaması coronayla mücadele edildiği günümüzde değil yukarda belirttiğim olayların yaşandığı zaman olmalıydı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık