loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 04 Temmuz 2020, Cumartesi 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

TÜRKİYE'DE ADALET SOSYAL MEDYAYLA SAĞLANIYOR!

Türkiye’de bir konunun sosyal medyada trend olmasıyla adaletin işleyiş seyrinin nasıl değiştiğine; açılmayan davaların açıldığına, açılanların kapandığına, serbest bırakılanların tutuklandığına, tutuklananların serbest bırakıldığına sıklıkla tanık oluyoruz. Polisiye bir adım atılması veya hukuki bir sonuç alınması için bu tür bir sosyal medya baskısının şart olduğu düşüncesi topluma hakim oldu. Mahkemede iyi bir avukattan çok daha fazlasının sosyal medya baskısıyla sağlandığına sıklıkla tanık olmuyor mu? Oluyoruz. Milletvekili, bakan sonuç alamazken sosyal medyadan sonuç alındığını görebiliyoruz.

Sosyal medyada oluşan tepkiler ile hak arayanlara yardımcı olunması, suçlunun bulunması, serbest bırakılan zanlının yeniden gözaltına alınması ve bazen de cezasız kalacak suçluların cezaya çarptırılmasının sağlanması Türkiye'de son yıllarda yoğun şekilde yaşanmaktadır. Yaşananlardan yola çıkarak, 'Türkiye'de adalet sosyal medya sayesinde veya baskısında sağlanıyor’ demek çok büyük bir abartı olmaz.

Hatta hükümet aldığı kararlardan sosyal medyadaki tepkiler üzerine vazgeçerken, zaman zaman da hükümetin aldığı kararları sosyal medya tepkilerinden Cumhurbaşkanı/Ak Parti Gen Bşk Erdoğan düzeltiyor; iyi polis, kötü polis durumları yaşanıyor.

Türkiye neredeyse her hafta gündemin üst sıralarına çıkan bir veya iki olayda sosyal medya ile gelen adaleti konuşuyor. Sosyal medya kimsesizlerin kimsesi, çaresizlerin çaresi, sessizlerin sesidir Türkiye'de.

Giderek tek sesli hale gelen basın karşısında yalanı, yanlışı, eğrisi doğrusuyla sosyal medya büyük bir boşluk dolduruyor.

Bazen ihbar ile bir dosyanın sıfırdan açılması bazen de üzeri kapatılmış dosyaların yeniden açılması için kullanılan sosyal medya baskısı artık günümüzde adeta kendi başına toplumsal vicdanın somutlaştığı ve denge-denetleme işlevi gördüğü bir güç haline geldi.

Hesap vermeyen, denetimsiz, kontrolsüz bir mecranın bu denli önem kazanması hatta 4. Güç Basın'la kıyaslanması, engellerle karşılaşan basının görevini yerine getirememesinin sonucudur. Sosyal medyanın basının yerini alması üzücü bir durum olsa da açık ve seçik bir gerçektir. 

Türkiye'de çok sayıda insan tepkilerini dile getirirken sosyal medyayı bir mecra olarak kullanmayı tercih ediyor. Çünkü buradan çok daha hızlı, ucuz ve etkin biçimde kendisiyle hemdert olabilecek insanlara ulaşabileceğini biliyor.

HALKIN SESİNİ KESMEKLE EŞDEĞER!

Sosyal medyaya erişimi kesmek halkın adalete erişümini, yardım isteyen sesini kesmeye eş değerdir. Feryat ve figanlarının duyulmasını engellemektir. Suç işleyeceklerin, suç mahallindeki, elektrikleri ve telefonları kesmesi, güvenlik kameralarını kapatması gibi halkı olası bir saldırıda yalnız başına suçluyla karşı karşıya bırakacak uygulama halkın lehine olabilir mi? ‘Hırsız görmesin, hırsızlık yapmasın diye elektriklerin kesildiğini’ söylemek ne kadar inandırıcı olur? Hiç olmaz, kimse inanmaz. Kötüler kullanmasın diye sosyal medya erişimimi kısıtlamak tam da karanlıkta iş yapanların işine yarar. Karanlıkta kan emen yarasalar görür, insanlar görmez. Sosyal medya erişimin engellenirse feryadını kendin duyar, gözyaşını içine akıtırsın. Az sayıda suçlu için toplum cezalandırılamaz!

Coronaya karşı maske, mesafe kuralına uy kendini ve sevdiklerini koru.

Kan bağışla, donör ol, hayat kurtar, insanlığı kurtar!

Kızılay Başkanın değil; Türk milletinindir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık