loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.0706
  • Euro 6.5556
  • GR ALTIN 312.63
  • ÇEYREK 511.15

  • 20 Ocak 2020, Pazartesi 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

YARGIDA YANLIŞLIK VE YANLILIK!

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ‘Liyakate-ehliyete önem vermeliyiz. Rüşvet- ahlaksızlık gene devam ediyor. Devletimiz büyük sıkıntıya girecek. Dosyada bulunan delillere göre bir taraf ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası veriyor. Bir taraf ise beraat kararı veriyor.

Yargı bu kadar zikzak yapılmasını kabul eder mi? Beraat kararına göre kişi serbest bırakılıyor. Birincil mahkemede ömür boyu hapis cezası alan kişinin, istinaf mahkemesinde beraat ettirilmesi ve ardından yeniden tutuklanması, beraat kararı veren mahkeme başkanı ve üyelerini kararın arkasından görevden alarak başka illere tayin eden HSK’nın bu tavrı da yanlış. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) hakimleri kararlarımızı anlamakta zorlanıyor hatta anlayamıyorlar.’dedi.

Yargıtay Başkanı, ABD’li Rahip Brunson, gazeteci Deniz Yücel ile ilgili kararları örnek vererek, ‘Biz, bir taraftan ‘Yargı bağımsız’ diyoruz. Ertesi gün bu kişiler serbest bıraktırılıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yargı, millet adına bir vekalet yetkisini kullanıyor. Hakimlerin, bu vekalet görevini hiçbir şekilde başkasına vermemesi lazım geldiğini söylüyoruz. Bazı şeyleri anlatamıyoruz’ diyor.

Bekir Bozdağ,  adalet bakanıyken,’Anayasa ve yasalar aynı, dosyalar, belgeler, ifadeler aynı, nasıl oluyor da bir hakim ağırlaştırılmış müebbet verirken, diğeri beraat veriyor. Hepimiz böyle yanlışlık yapanlar karşısında dik durmalıyız’ diyordu.

Bunca zaman sonra da yargı cephesinde yeni bir şey yok gibi; anlatılanlar yanlışlık mı yanlılık mı? Yargı kararlarının inanılmaz derecede farklı olmasının, bu kadar tartışılmasının sebebi hakim ve savcıların yetersizliği mi, yanlı ve bağımlı olmaları mı? Siyaha beyaz, beyaza siyah demek kadar büyük fark; meslekte acemilikle izah edilebilir mi? Bu kadar acemi insanlar bir araya getirilebilir mi? Böyle yargısı olan bir milletin ve devletin ’Bekası’ndan söz edilebilir mi?

Hz Ali ‘Devletin dini olur mu?’ sorusuna, ‘Devletin dini adalettir’ diyor. Yani, adaletsiz devlet dinsizdir.  Selçuklu Veziri Siyaset ve Devlet Adamı Nizamülmülk ‘İnançsız yaşanır, ancak adaletsiz yaşanmaz’ diyor. Yani, adaletsiz devletin vatandaşları ölüdür. Bir devletin adaletten büyük ‘Beka sorunu’ olamaz. Devletin ‘Bekası’nın teminatı adalettir.

Bir millete, bir devlete yapılabilecek en büyük kötülük adaleti bozmak, adalete güveni sarsmak; haklının hakkını, haksızın cezasını engellemektir. Milleti geleceğe taşıyacak raylardan biri adalet diğeri eğitimdir. Raysız tren gidemez; eğitim ve adaletsiz millet de devlet de yaşayamaz. Adalet ve eğitimden daha büyük bir yer altı veya üstü zenginlik yoktur. Adalet en büyük zenginliktir.

 Anlaşmazlıkların çözüleceği yer mahkemelerdir. Millet adına karar veren mahkemelerin nihai denetçisi yine millettir. Her kararı tartışılan mahkemelerin adaleti sağlaması mümkün değildir. Yakın bir zamana kadar mahkeme kararları için ‘Şeriatın (yargının) kestiği parmak acımaz’ denirken, şimdi acımak bir tarafa parmak kangren oluyor. Adaletin üzerine kara bulut gibi çöken yanlı ve yanlış kararlar yüzünden, kılı kırk yararak, belge ve bilgiye dayanarak verilen adil kararların sanıkları da yanlı ve yanlış kararları örnek göstererek kendilerinin de adil yargılanmadığını yüzsüz ve pervasız bir şekilde ileri sürme fırsatı yakalıyor. Adalete güven sarsıldığında at izi, gerçekten it izine karışıyor. Adalet gelirse adaletsizlik, hak gelirse batıl zail olur, gelmezse batıl da haksızlık da hüküm sürer, millet ve devlet yok olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık