loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7259
  • Euro 6.3574
  • GR ALTIN 276.74
  • ÇEYREK 452.53

  • 09 Haziran 2019, Pazar 10:00
NAZIMAKPINAR

NAZIM AKPINAR

Gerçeğin Hikayesi: Masallar

Daha çocukluk yıllarımızda bize anlatılan,çoğuna aşina olduğumuz ve hafızamızda yer etmiş masallar vardır. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’den Beyaz Atlı Prens’e; Alaattin’in Sihirli Lambası’ndan Alis Harikalar Diyarında’ya ve Kül Kedisine kadar. Bütün bu masalları zevkle okumuş ve dinlemiş olsak ta üzerinde tefekkür etme gereği görmeyerek masal deyip geçmişizdir çoğu zaman.Zira ilkokul yıllarımızda bize masalın ne olduğu anlatılırken gerçekte yaşanmamış hayal ürünü kurgulamalar olduğu söylenmiştir.

Hikayeler içinse gerçekte yaşanmış olayların anlatıldığı yazılar tanımlaması yapılmıştır. Bu da hâliyle masalları ciddiye almamamıza ve gerçek dışı olarak kabullenmemize yol açmıştır. Oysa ki gerek masallar,gerekse Beydeba’nın Kelile ve Dimne ya da Lafontaine’den Masallar gibi fabl örneklemeleri bize aslında kendi içsel yolculuğumuzu ve iç potansiyellerimizi keşfetmemize dönük önemli ipuçları ve hakikatleri ihtiva eden sembolik,metaforik ve alegorik anlatımlardır. Bu yönüyle masallar bize değişik ve yaşanmamış yaşam boyutlarını ve hallerini deneyimletmeye çabalar adeta.Çoğumuz bunu masal okurken ya da dinlerken,masallarda geçen imaj ve karakterlerin zihin ekranımızda ve hayal merkezimizde canlanmasıyla ve kendimizi o masalda yaşarken hissederiz.Bu yönüyle masalların sihirli dünyası bizi cezbeder ve kendine çeker.

Fabl olarak nitelenen masal türünde belli hayvan karakterleri,insansı bir forma sokularak dillendirilir ve canlandırılır.Bu tarz uyarlamalar daha çok ders ve nasihat verecek niteliktedir.Bu masal türüne başta Mesnevi olmak üzere değişik tasavvuf eserlerinde de rastlayabiliriz.Başta zikrettiğimiz türdeki masallarda ise hem insani hem de hayvani karakterler bir arada yer alabilmektedirler ve hayal içinde gerçekliğe kapı aralamaktadırlar.

Evrenin her an yokluğa dönüşüp bir sonraki anda tekrar varlık bulması örneğinde olduğu gibi insan da varlık aleminde hayalle gerçek arasında gelgitler yaşamaktadır.Gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini kestiremeyecek derecede acizdir.Evrenlerin aslı gerçekte hayalden ibaret bir yanılsamadır realitesinin gerçekliği yaşandığında ancak rüya sona erebilecektir.

Bu hikmete binaen masallar, “Bir varmış, Bir yokmuş.Evvel zaman içinde..” evrensel mesajıyla başlar.Bu referanstan hareketle masallarda anlatılan serüvenleri,insanın gerçek benliğine erişebilme yolunda geçirdiği şuursal deneyimler olarak niteleyebiliriz.Aynı özellik mitolojilerde de yer alır.Mitoloji esasen mitos ve loji kelimelerinden müteşekkildir ve anlam olarak masal bilgisi anlamına gelir.Bu yönüyle mitolojilerin masal ve öykü yazarlarına esin kaynağı olduğunu söyleyebiliriz.Efsane ve Destanlar da benzer nitelik taşırlar.Masallardan örneklemeler yapacak olursak sırasıyla şu tespitleri yapmamız yerinde olacaktır:

Örneğin Alice Harikalar Diyarında masalındaki masal kahramanı Alice’i kuantsal yaşam boyutuna sıçrama yaparak değişik yaşam platformlarını deneyimleyen bir karakter olarak görebiliriz.Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalında geçen Prenses karakterini,şuursal aydınlanmaya ve arınmaya tâlip ve aday olan insan olarak görebilir,yedi cüceleri de insanın içsel aydınlanma sürecinde geçirdiği yedi nefis mertebesi ve şuursal evreler olarak değerlendirebiliriz. Alaattin’in Sihirli Lambası masalında geçen lamba sembolünü de aydınlanmış gönüller olarak görebiliriz.Zira gerçek anlamda arınmış,saflaşmış ve hakikat nuruyla aydınlanmış bir kalp  ayna gibi saflaşır ve herşeyi aksettirebilir bir mahiyet alır.. 

Bir başka örneği de Ali Baba ve Kırk Haramiler masalından verecek olursak Ali Baba’nın girdiği mağaranın gerçekte insanın gönül dünyası olduğunu söyleyebiliriz..Zira bütün hazineler keşfedilmek için kalbimizde saklanmıştır.Gönül başlı başına emsalsiz bir cevherdir ehli için.Hazineye ulaşmak için zorlu bir mücadele vermek gerekir..Ali Baba,masal boyunca tecrübe ettiği imtihanlarla ve sırlarla gönül kapısını açmış,içeri girmiş ve hazineye vakıf olmuştur.Masalda Emeksiz hazineye asla ulaşamazsınız mesajı da verilmiştir.

Hayalin hakikat ile; hakikatin hayalle birleşip kaynaştığı bir evrende neyin gerçek neyin masal olduğunu kestiremeyiz vesselam. Masallar, çocukların düşünce ve hayal dünyalarında bir eğitim ve irşat vasıtası işlevi görmektedir diyebiliriz. Özellikle okul öncesi dönemde zihinsel imajinasyon yeteneğini büyük ölçüde geliştirir.Olaylar arası ilişkiyi,sıralamayı,karakter analizini geliştirir.Belli bir aşamadan sonra artık iyi-kötü,güzel-çirkin, mutlu-kederli gibi zıt kavramlar,masallar sayesinde genç dimağlarda özümsenir hale gelirler.

Ünlü batılı düşünür ve sosyolog Erich Fromm, "Masallar,Rüyalar ve Mitoslar” isimli eserinde masalların ve öykülerin insanlığın tek evrensel sembol dili olduğunu belirtir.Temelde sembol dili,tüm insanlığın ortak mirasıdır.Tarih öncesinden bu güne bu dil var olmaya devam etmektedir.Fromm,bu dili zamanla unuttuğumuzu ve uygarlaştıkça ve dili geliştirdikçe simge ve sembol dilinden uzaklaştığımızı öne sürüyor.Bununla birlikte üst beynimizin uykuda olduğu rüya evresinde alt beyin olan bilinç altı işlemeye devam eder. Rüya evresinde özgür kalan bilinç altı rüyada iken sembol dilini kullanmaktadır. Fromm’a göre masallar ve mitolojiler de böyledir.Masalların gerçekliğini bilmeyen insanların sembol dilini kullanan Kur’anı Kerimi öncekilerin masalı olarak nitelemesi gayet doğaldır.

Hepinize bol masallı günler dilerim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık