loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.675
  • Euro 6.364
  • GR ALTIN 259.71
  • ÇEYREK 424.63

  • 31 Mart 2019, Pazar 10:00
NAZIMAKPINAR

NAZIM AKPINAR

İnsanlığa Bir Armağan

Bir belgesel programda ülkemiz için önemli bir değer olduğuna inandığım,  doğuştan görme özürlü Eşref Armağan Beyi ve eserlerini izledim. O, parmak uçlarıyla resmi oluştururken ben de hayret ve hayranlıkta kalmakla yetindim. Eşref Bey’in hususiyeti, parmak uçlarıyla görebilmesi. Görsel algı uzmanlarının araştırma ve gözlemlerine göre, resim yaparken beyninin korteks dediğimiz merkezinde sinyal şeklinde bir uyarı tespit edilmiş. Bu da gösteriyor ki insanın görme işlevini yerine getiren sadece göz organı değil. İnsanın birçok algı yeteneği olduğu artık kesinleşmiş durumda.
Eşref Bey’le ilgili en ilginç ve orijinal tespiti ise programdaki bir estetik uzmanı yapıyor.  Uzmana göre bu olay,  Rönesans devrinden bu yana görülen en büyük sanatsal gelişme ve devrimlerden biri aynı zamanda.  Ayrıca bu örnek olay, resmi oluşturanın beynin kendisi olduğunu bizlere gösteriyor. Bilimsel gelişmeler bunun ötesini de tespit etmiş durumda. O gerçek de beynin, görmenin de ötesinde data olarak belirtilen bilgi bankalarından okuduklarını açığa çıkaran bir printout işlevi görmesi ve bu işlevi bilinç adı altında yerine getirmesi. Okuma olayı da harfleri heceleme değil elbette. İçsel ya da dışsal uyarıların beyin tarafından sentezlenerek deşifre edilmesi söz konusu. Son aşama da okunanların bir kısmının beyindeki hayal merkezinde tasvir edilerek şekillenmesi ve görsel olarak algılanması.
Dünya genelinde de farklı duyu organlarıyla değişik yetenekler sergileyen insanlar bulunuyor. Parmak ucuyla gören ve bir kitabın tamamını okuyabilenlerden tutun da koku duyusuyla birçok keşif ve tanımlama yapabilenlere kadar geniş bir skaladan söz edebiliriz. Bu tarz yetenekleri sergileyenin insanın ruhu olduğu düşünülse de sonuçta hepsinin beyin kaynaklı olduğunu ve beynimizin henüz keşfedilmemiş bir çok yeteneği olduğunu artık biliyoruz. Beynin sırları çözüldükçe zaman içinde mesele daha da açıklığa kavuşacaktır.
Eşref Armağan’ı,  ilmi gerçeklerin günümüz insanlığına aşikâr olarak gözükmesi noktasında Yüce Rabbimizin insanlığa bir lutfu ve hediyesi olarak görüyor ve öyle değerlendiriyoruz. Ressam, gerçek körlüğün şuursal körlük olduğunu göstermesi noktasında da oldukça önemli bir örnek teşkil etmektedir. 
Eşref Armağan, zahiren göremediğinin farkında olarak her fani gibi bir gün öleceğinin bilincinde olan bir insan. Bunu kendisi de ifade ediyor. Dünyada yaşarken tek yakındığı ise, göremediği için renkleri çıplak olarak algılayamaması. Bu halde bile her biri bir sanat şaheseri diyebileceğimiz başarılı tablolara ve resimlere imza atıyor. Şayet görebilseydi eminiz ki algı dünyası daha da zenginleşecekti. Olsun, buna da şükür. En azından, kalp gözü açık bir şahsiyet. Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki asıl körlük gözlerdeki deki körlük değil,kalplerin körlüğüdür.Hem bu dünyanın hem de gerçek alemin güzelliğini ancak kalp gözleri açık olan insanlar yaşayabileceklerdir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık