loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 07 Aralık 2019, Cumartesi 10:00
RAGIPGÖKER

RAGIP GÖKER

Ceren’e iyi ki doğdun diyememek

O katil sokaklarda olmasaydı.

Ceren yaşayacaktı.

Ailesi ve arkadaşlarıyla doğum günü pastasındaki mumları üflerken, iyi ve güzel günler için dilek de tutup, geleceğe dair ne hayaller kuracaktı kim bilir.

Dün, yani kara toprağın altına girişinin ikinci günü, Ceren’in 21. yaş günüymüş.

Ceren için hayalini kurduğu o güzel günler gelmedi maalesef.

Neden.

Kadere inanırız elbette.

Hayır ve şerrin de, yalnız Allah’tan geldiğine iman etmişiz ama sebep ve sonuç ilişkisi kurmadan da belaları def etmenin çaresini bulamayız.

İfadesinde ‘’Katliam yapmak istiyordum’’ diyebilen o cani, neden sokaktaydı.

Çünkü daha önce de masum birinin canına kıydığı için ceza almış.

Kodeste günlerini tüketmesi gerekirken.

Adalet sistemimiz onu ödüllendirir gibi güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu yarı açık cezaevine almış.

Cezaevlerimizdeki mahkum sayısı son yıllarda yaklaşık iki kat çoğalmış.

Bu durumda cezaevlerimizle ilgili şikayetlerin fazlalaşmasına neden oldu.

Mahkum sayısı yükselmesine rağmen, ceza ve tutuk evi sayısı değişmiyor.

Bu durumda sorun yaşanması ve şikayetlerin artması kaçınılmaz bir hal alıyor haliyle.

Ceren’in katili de böyle bir durumun sonucu olarak mı yarı açık cezaevine gönderildi bilmiyorum ama bildiğim bir şey var.

Ceren artık yok.

Ceren Özdemir cinayetine ilişkin konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, cinayetin engellenmesi hususunda yapılan eleştirilere "Bütün bu eleştiriler, bilmenizi istiyorum ki bu kızımızın geri dönmesini sağlamayacaktır. Hakikaten elinde bıçak olup, hiç tanımadığı bir insanın katledebilecek bir caniyle karşı karşıyayız" demiş.

Eleştiriler Ceren kızımızı geri getirmeyecek elbette.

Ve fakat.

Bir cezaevi firarisinin, elini kolunu sallaya sallaya sokaklarda gezerken bunca zaman yakalanamaması konusu kolay açıklanabilir bir durum olmasa gerek.

En azından bunu evlatlarını kaybeden ana ve babalara anlatmak zor olmalı.

Kadına şiddet ve kadın cinayetleriyle ilgili haberler gündeme çok sık gelmeye başladı.

Toplumumuzun bu konuda bilinçlenmeye ihtiyacı var.

Bir insanın, başka bir insana şiddet uygulamasının haklı bir tarafı olamaz.

Özellikle kadına şiddeti haklı gösterme çabası içinde yapılmamış olsa da bilinçaltımızdaki ‘’Vardır bir sebebi’’ gibisinden sapkınca düşüncelerden kendimizi kurtarmalıyız.

Yanlış nerede?

Bu soruyu herkes kendine sormalı.

Eğitim sistemimiz mi yetersiz?

Yeterince yap-boza döndürdük zaten.

Bu yüz karası duruma çözüm bulacaksa, eğitim sistemimizi tekrar ters yüz edelim.

Sorun adalet sisteminde mi?

Ki;

Bu konuda zaten çok şikayet var.

Adalet sistemimizi sorgulayalım.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de, son yıllarda artan kadın cinayetleri ve şiddet konusunda eleştirilerini dile getiriyor.

Bakan Gül, sekiz kez başvuruda bulunmasına rağmen koruma talebi reddedilen Ayşe Tuba Arslan’ın kocası tarafından katledilmesi nedeniyle yaptığı açıklamada ‘’Kadına şiddet konusunda toleransımız olmaz’’ demişti.

Bakan haklı.

Ama tolerans varsa ki, olmasa böyle bir söz etmezdi diye düşünüyorum.

Toleransı önleyecek sorumlu üç beş kişiden biri de Bakan’ın bizzatihi kendisidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık