loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7534
  • Euro 6.5557
  • GR ALTIN 259.93
  • ÇEYREK 424.99

  • 12 Haziran 2019, Çarşamba 10:00
RAGIPGÖKER

RAGIP GÖKER

HAK-İŞ altıncı kat kurulduğunda neredeydi

HAK-İŞ Sendikası, işçilere sendika değiştirmeleri için mobbing uygulandığına dair haberler nedeniyle CHP’li Cemil Deveci’nin Başkan olduğu Atakum Belediyesini izlemeye almış.

Sendika izlemeyle de kalmamış, Bolu’dan, Ankara’ya kadar yürüyerek, durumu protesto etme kararı almış.

Bir sendikanın işçilerin hak ve hukukunu koruma anlayışını alkışlarım.

Olması gereken budur yani.

Eylemini Atakum Belediyesi üzerinden değerlendirmeye gelince, orada çekincelerim var.

Yönetim değişince, çalışanların da kendilerini garantiye almak için pozisyon değiştirebileceklerini düşünürüm ama Başkan’ın doğrudan böyle bir eylem içersinde olacağını sanmam.

Yakıştırmam da.

Belediyelerde yönetim değiştikten sonra çalışanların görev yerlerinin ve sorumlulukların da değişmesine alıştık.

Daha doğrusu bizi bu gibi çarpıklıkları normal görmeye bizatihi siyaset kurumu hazırladı

Olmasa keşke ama maalesef yapılıyor bunlar.

Muzaffer Önder, Yılmaz Türkoğlu’nu Özel Kalem Müdürü,  Ahmet Sarı’yı da Genel Sekreter Yardımcısı yapmak gibi yakın çevresinden bir iki kişiye görev vermişti ama başka çalışanları da yerlerinden oynatmamıştı.

Önder, Vehbi Gül’ü adamları olarak bilinen, Kamil Demircoğlu ve Ömer bürokratlarla çalışmaya devam etmişti mesela ki, bu bürokratlar da çok temiz insanlardı zaten.

Yusuf Ziya Yılmaz’da daha sonra aralarında Ömer Ulubay ve Kamil Demircioğlu gibi Muzaffer Önder döneminden kalma bazı bürokratlarla çalışmayı sürdürmüştü.

Ve fakat

Pozisyonu Daire Başkanı olan Önder’in Özel Kalem Müdürü Yılmaz Türkoğlu’nu çöp istasyonuna sürerek istifaya zorlamıştı.

Yusuf Bey, Muzaffer Öner’in işe aldığını bildiğim çok sayıda çalışanın da işine son vermişti, bunların biri de kapı komşum Şükrü Algan‘dı.

Çalışanların yer değiştirme ve dahası işlerini kaybetme gibi durumlara ilçe belediyelerinde daha sık rastlanıyor.

Beş yıl Önce Atakum’da 6. Kat sendromu yaşanmıştı.

Metin Burma’nın ekibinden bazı çalışanlar, altıncı katta kurulan bir odaya gönderilmişti.

Yener Cabbar ve Mehmet Aksoy’la birlikte aralarında Bayram Çelik gibi birçok bürokratın tutulduğu odayı ziyaret etmiştik.

Bir süre mahkum gibi altıncı katta tutulan çalışanların bir kısmı daha sonra Atakum’un en ücra köşelerindeki şantiyelerde görevlendirilmişlerdi.

Çalışanların görev yerlerini değiştirme veya işten çıkarma gibi kararları gönüllü aldıklarını düşünmedim hiçbir vakit.

Başkanları daha çok bu tip kararları almaya partileri zorluyor olmalı.

Partiler, yerelde de olsa iktidar olmanın nimetlerinden yararlanmak istiyor haliyle.

Liyakate göre değil de, siyasetin etkisiyle iş bulanlar, siyasetin etkisiyle de ya işini kaybediyor, ya da pozisyonu değişiyor.

Demem o ki, HAK-İŞ’in çalışanları koruma saikıyla yaptığı eylem kulağa hoş geliyor ancak, gönülleri siyaseten yakın durdukları partilerin benzer uygulamalarında da aynı hassasiyeti gösterebilseler keşke diye düşünmüyor değilim.

Böyle bir durumu görmek için siyaset yapma alışkanlığımızın tümden değişmesi gerektiğini biliyorum ama HAK-İŞ’i, Atakum’da beş yıl önce yaşanan altıncı kat sendromu gibi durumu da protesto ederken görmek isterdim mesela.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık