loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 13 Ağustos 2020, Perşembe 10:00
RAGIPGÖKER

RAGIP GÖKER

İnce’den ‘Bir Bölen’ olur mu

Parti kurup, kurmayacağı konusu papatya falına dönen Muharrem İnce, bugün açıklama yapacakmış.

Ne diyecek acaba.

Açıklamasını herkes gibi ben de merakla bekliyorum.

‘’Sağda bir bilen, solda ise bir bölen mutlaka olur’’

Bu söz, 80’li yıllarda en çok konuşulan siyaset konusuydu.

12 Eylül cuntacıları, Türk siyasetinin üzerinden silindir gibi geçmişti.

Başta iktidardaki Adalet Partisi (AP) ile ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere tüm siyasi partiler kapatılmıştı.

Son Başbakan ve AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Ana Muhalefet Partisi CHP’nin Genel Başkanı Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Alpaslan Türkeş, Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı da getirilmişti.

Ecevit ve Demirel eşleriyle birlikte aynı uçakla Hamzaköy'e, Necmettin Erbakan ise Uzunada'ya götürüldüler. Evinde bulunamayan Alparslan Türkeş ise 14 Eylül'de teslim oldu ve Uzunada'ya gönderildi.

Ecevit ve Demirel daha sonraları Zincirbozan’da tutulmuşlardı.

Cuntacılar, 3 Kasım 1983 yılında seçimlerin yapılacağını açıklarken yeni partilerin kurulmasına da izin verileceğini açıkladılar.

Ve fakat

 AP, CHP, MHP ve MSP gibi köklü partilere siyaset izni verilmediği gibi bazı siyasetçiler için de veto sistemi getirildi.

Cuntacı generallerin izin verdikleri siyaset yapacaktı.

Vermedikleri ise veto edilerek üzerleri çizilecekti.

AP’nin yerine önce Büyük Türkiye Partisi kuruldu ama ‘’Demirel’in gölgesi var’’ gerekçesiyle hemen kapatıldı.

Daha sonra ‘’Demirel’in yeni partisi’’ de denilen Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu ve seçimlere katılma izni verildi.

CHP’nin yerini alacak iki parti için de çalışmalar başladı.

Necdet Calp’in Genel Başkanlığında Halkçı Parti (HP) kurulurken Erdal İnönü’nün öncülüğünde Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu.

HP’nin seçime katılmasına izin verilirken, SODEP’e izin verilmedi.

Hatta Erdal İnönü bile veto yedi ve yerine Cezmi Kartay Genel Başkan oldu.

Bu sıralarda CHP’nin efsane lideri Bülent Ecevit ne yapıyordu.

15 Eylül 1981'de Milli Güvenlik Konseyi, 9 maddelik bir yasayla siyasi partileri kapatmıştı. CHP'nin mallarına da diğer partiler gibi el konulmuştu. Ecevit buna sessiz kalmayacağını söyleyerek, Devlet Başkanı Kenan Evren'in kararı açıklamasından sonra 'yanıt hakkı'nı kullanarak bir yazı kaleme almış ancak bildirisi, ne TRT'de ne de basında yayınlanmamıştı.

Ecevit, CHP'li arkadaşlarından da benzer tepkiler göstermelerini istedi ama bu talebi, 'Sizinki dahi yayımlanmadı' gerekçesiyle kabul edilmedi.

Ecevit, bu defa Anayasa Mahkemesi'ne başvurmalarını istedi ancak bu isteği "Tüzel kişi değiliz" denilerek geri çevrildi.

 Ecevit, "Siz dava açın, onlar geri çevirsin" diyerek ısrarcı olsa da sözünü dinletemedi.

Ve yollar bir daha kesişmemek üzere ayrıldı.

CHP’liler, daha sonra partinin başına geçmesi için Ecevit’in Oran sitesindeki evinin yolunu aşındırsalar da, ne Bülent Ecevit’i, ne de eşi Rahşan Ecevit’i ikna edemediler.

Süreç DSP’nin kurulmasıyla son buldu biliyorsunuz.

İşte tam bu sıralarda Süleyman Demirel için ‘Bir Bilen’.

Bülent Ecevit için ise ‘Bir bölen’ yakıştırması yapılmaya başlandı.

Siyaset yasağı referandumla kalkınca Süleyman Demirel, siyasete fırtına gibi girdi.

İlk mitingini de ‘’Nerede kalmıştık’’ diyerek Bafra’da başlatmıştı.

Yasakların kalkmasından sonraki ilk genel seçimi Turgut Özal’ın ANAP’ı kazanarak iktidardaki ikinci dönemini de sürdürdü,

Erdal İnönü’nün SODEP’i, Halkçı Parti ile birleşerek, Sosyal Demokrat Halkçı Parti adını aldı ve ilk yerel seçimleri birinci sırada geçti ama sosyal demokratlar, Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığı döneminde 5 aylık hükümet ortaklığını göz önünde bulundursak bile Ecevit’in DSP ile Başbakan olduğu 1997’ye kadar seçim kazanamadılar.

Rahmetli Cem Karaca ‘’Süleyman hep başbakan’’ diye şarkı bile yapmıştı.

Çünkü, Demokrat Parti dönemi dahil, arada sosyal demokratların kısa süreli koalisyon ortaklıkları olsa da, Türk siyaseti yaklaşık 70 yıldır sağ iktidarlar tarafından yönetiliyor.

80’li yıllarda ‘’Sağda bir bilen, solda bir bölen mutlaka olur’’ sözünü söyleten bölünmeler yaşanmasaydı, sosyal demokratlar makus talihini yenebilir ve iktidar trenini yakalayabilir miydi bilmem.

Ve fakat.

Kemal Kırlıçdaroğlu’nun Millet İttifakı ile gösterdiği başarı nedeniyle CHP’nin o treni yakalama ve hatta binme şansı olduğuna inananların sayısı çok fazla.

Muharrem İnce’ye kurultayda yapılan muameleyi kabul etmek mümkün değil ama bu iktidarı yakalama şansı olduğuna inanılan partisini bölmek için haklı bir gerekçe midir?

Muharrem İnce, sosyal demokratlar tarafından çok seviliyor olsa da, parti kurması durumunda CHP’nin iktidar yoluna taş koyan ve bu nedenle de yeni ‘bir bölen olarak’ anılacaktır.

‘Bir bölen olarak’ suçlanmış olsa da, Bülent Ecevit her dönem sosyal demokratlar tarafından hep sevilmiş ve saygı görmüştür.

Ve fakat

Şu gerçek unutulmasın.

Muharrem İnce CHP içinde seviliyor ve itibar görüyor belki ancak, o sadece Muharrem İnce’dir.

Bülent Ecevit ise, ’Karaoğlan‘ efsanesini yaratmış siyasi tarihimizin çok önemli bir figürüydü.

İnce, Ecevit’in yerini alamayacağı gibi, onun kadar da toleransa sahip olamaz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık