Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.1322
  • Euro 7.0207
  • GR ALTIN 232.38
  • ÇEYREK 378.24

  • 10 Ağustos 2018, Cuma 10:00
RAGIPGÖKER

RAGIP GÖKER

Yağmur suyunu denizle buluşturamamak

Rahmetli Muzaffer Önder, denizi doldurarak yapılan Samsun Sahil Yolu için ‘’bir süre sonra deniz yarısını geri alacak’’ dediğinde, ‘’kendi yapmadığı için, yapanları eleştiriyor’’ diye cevap veren, birileri bu açıklamalara dudak bükmüştü.

Oysa İller Bankası Bölge Müdürüyken Samsun Milletvekili seçilmiş, daha sonra da Samsun’a Belediye Başkanı olmuş Rahmetli, denizin doldurulması ile yapılan yol ve köprülerin daha sonra felaketlere neden olabileceğini öngörecek, bilgiye ve tecrübeye sahipti.

Dört yıl önce babasının apartman görevlisi olarak çalıştığı binanın bodrum katında kardeşiyle birlikte sel suyuna kurban giden Bedirhan’ın yanı sıra, 12 kişinin daha boğulduğu o felaket de, yağmur suyunun denize akıtılamadığı sahil kendi Samsun’da yaşanmıştı.

Sel suyunu denize akıtacak yolları kapatmıştık çünkü.

Mazeret arayan şehir yetkilileri ‘’ felakete 100 yılda bir yağan yağmur neden oldu’’ demişlerdi.

Samsun’daki felaketin üzerinden 100 yıl geçmedi elbette.

Sadece 4 yıl sonra dün Ordu’da yaşanan felaketin nedenlerinden biri de budur.

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz da, tıpkı 4 yıl önceki felaketin sonrasında Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz gibi, Ordu’da yaşananlar için ’’yüz yılın felaketi’’ demiş. 

Yağmur suyunu denizle buluşturamıyoruz.

Çünkü suyun denizle buluşacağı noktaların önünü kapatıyoruz.

Karadeniz sahil yolunu yaparken, kimi yerlerde deniz dolduruldu.

Haliyle suyun önü kesildi.

Öngörü yoksunu, sözüm ona mühendisler menfezler koymuş, köprüler yapmış.

Ankara Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Ordu’daki felaket sonrası sosyal paylaşım sitelerinden yaptığı açıklama, durumu anlatması bakımından çok ilginçti.

Gökçek, yıkılan o köprüleri yapan müteahhitlerden paraların geri alınmasını istemiş. Ayrıca o köprüleri kabul eden mühendis ve teknik adamların yanı sıra, sorumluluğu bulunan tüm yetkililerin yargılanmasını istemiş.

Yedi köprü yıkıldı Ordu’da.

Hoş Ankara’da da, kısa süreli yağışlarda bile yer altı geçitleri göle dönüyor ya neyse.

Gökçek’in Ordu’da yaşanan felaket nedeniyle de olsa, bir gerçeği görmüş ve kabullenmiş olması da iyi bir gelişme sonuçta, bu nedenle bize de ‘’doğru söze ne denir’’ demek kalıyor.

Kabul etmek lazım ki yağış miktarının artmasında küresel ısınmanın etkileri var.

Az yağsa da, çok yağsa da, yağmur suları sonuçta, dereler aracılığıyla, ya göllere, ya da denizlere akar.

Kural 1: derelerin önünü kapatmayacaksın.

Kural 2: ağaçları kesmeyeceksin ki toprak yağmur sununu sele dönüşmeden tutabilsin.

Kural 3: dere yataklarına ev yapmayacaksın.

Şehirleri betonlaştırmayacaksın yani.

Bir hafta önce Rize’de gördük en çarpıcı örneği. Adam dere yatağına dokuz katlı bina dikmiş. Sel olunca da ‘’köprünün yerini değiştirme sözü verdiler bana, neden köprünün yeri değişmedi’’ diye belediye yetkililerini suçluyordu pişkince.

Akıllanmıyoruz, akıllanmayacağız.

Ders de almıyoruz yaşananlardan.

Görüyoruz ki, felaket günümüzde yüz yılda bir gelmiyor, yılda beş-on kez tekrarlanıyor artık.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mzd Mzd 11.08.2018 00:30

Zihniyet kafalar ahlak düzelmedikce yapacak bir şey yok.

yukarı çık