loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.0595
  • Euro 6.7702
  • GR ALTIN 249.11
  • ÇEYREK 407.30

  • 08 Mart 2019, Cuma 10:00
ŞÜKRÜKARAMAN

ŞÜKRÜ KARAMAN

Değişen Bir şey Yok

Bugün ‘’8 Mart Dünya Kadınlar Günü’. Her gün şiddet gören, koca dayağına maruz kalan, en ağır işlerde çalıştırılan, tüm idari ve yasal önlemlere karşın‘’namus ve töre cinayeti ‘’adı altında öldürülen, yaşamları karartılan kadınların günü.

Yine Yurdun dört bir yanında düzenlenen rutin etkinliklerde kadınların sorunları gündeme getirilecek, kadına şiddete karşı alınan koruyucu önlemler yetkililerce dile getirilecek,  o bildik konuşmalar yapılacak. Ama boşuna, değişen hiçbir şey olmayacak.  Günlük hayatta, ailede, çalışma yaşamında ezilen, kadının adı yine yok.  Her 10 kadından ancak 3’ü istihdam edilebiliyor. Onlara iş kapısı da yeterince açık değil.

Ne kadar önlem alınıra alınsın, ne kadar yasal düzenlemeler hayata geçirilirse geçilsin Türkiye’nin ayıbı olan kadına şiddet,  taciz, cinayetler hız kesmiyor, kadın cinayetine ilişkin haberler yine gazetelerin üçüncü sayfasında manşette yer almaya devam ediyor.

Onca yasal düzenleme ve önlemlere karşın kadın cinayetleri sürüyor. Bırakın azalmayı her yıl acımasızca artıyor.  Umut Vakfı’nın yaptığı araştırmaya göre, geçen yıl 477 kadın erkek terörünün kurbanı oldu.  Araştırmanın ilginç yanı, en çok kadın cinayetinin eğitimli bölge olarak bilinen Marmara ve Akdeniz’de işlenmesi. Yine İstanbul ve Bursa kadına karşı acımasızlıkta şaşırtıcı bir şekilde ilk sıralarda yer alıyor. Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu’da kadın cinayetlerinin azalması ise sevindirici gelişme.

Bu da gösteriyor ki, eğitimli, donanımlı, hali vakti olan erkeklerin bile kadınlara  ne denli acımasız olduğunu gösteriyor.  Okumuşu okumamışı, eğitimlisi eğitimsizi, cahili bilinçlisi kadına dayağı, öldürmeyi kendinde bir hak olarak görüyor. Ama eli kanlı cani birer katil olduklarının farkında değiller.

Türkiye’nin onulmaz yarası olan kadına şiddeti, tacizi, cinayetleri önlemenin yolu koca, aile ve toplumun eğitilmesi, ataerkil yapının kırılması, kadın ve kocanın hiçbir ayrımcılık olmadan birlikte yaşamlarını sürdüreceği görüşünün kitlelere benimsetilmesinden geçiyor.  Töre ve namus cinayetlerinin en büyük gerekçesi olarak gösterilen, “namusuna halel geldiğini” savunan koca bu birlikteliği sürdürmemekte ne denli haklı olursa olsun, bunun çözümü şiddet ve cinayet değil, yasal mercilerdir.

Tüm iyi niyetlerle yaşama geçirilen yasal ve idari önlemler caydırıcı nitelikte olsa da kadın cinayetini ve şiddetini tamamen önleyemediği her gün yaşanan dramatik olaylarla görülüyor. Ülkemizde bir türlü önü alınamayan töre ve namus adına işlenen cinayetlerle Türkiye, dünyada övünülmeyecek bir sıralamada yer alıyor. Ülke olarak bu ayıbı hiç ama hiç hak etmiyoruz.

 Bu ayıbın önlenmesinde, yasal düzenlemelerin yanında eğitimin ve bilinçlenmenin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Eğitimin topluma yılmadan, usanmadan verilmesinin her gün artan cinayetleri görünce kaçınılmaz olduğu daha belirginleşiyor.

Toplumun bunu içselleştirmesi zor, hatta bazı bölgelerde yok gibi görünse de ayıp olarak Türkiye’nin önünde duran  temel sorunu izole etmenin tek yolu yasal önlemlerin yanı sıra eğitim ve bilinçlenmedir.

O halde bu konuda birey, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, siyasi partiler, toplum olarak ‘’Kadına Şiddete Son, Kadın Cinayetlerine Son’’ adı altında bir seferberlik başlatalım, bu ayıbı önleyelim. Bu anlamda yürütülen kampanyaları yaygınlaştıralım. Türkiye, bu ayıptan bir an önce kurtulmalı ki, dünyada başı dik olsun.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirdiği devrimlerle Türk kadınına hak ettiği değeri vererek, kadına tanıdığı hakları daha yukarılara taşımak başta siyasiler olmak üzere toplumun ortak görevi olmalı.  Ailemizin temeli, ocağının yaşamını sürdürmesi için tarlada, fabrikada, ev işlerinde, büroda çalışan tüm cefakar ve emektar kadınlarımız, emekçi kadınlarımız şiddeti, öldürülmeyi değil, çağdaş yaşamı çok ama çok hak ediyor.

Kadın cinayetinin son bulduğu, horlanmadığı, haklarını alabilmesi dileği ile  ‘’8 Mart Dünya Kadınlar Günü’’nü içtenlikle kutluyorum. Unutulmasın ki, bir kadın ailenin direği, güçlendirici kolonudur. Direk çökerse ailede  onulmaz yaralar açar. Evde, tarlada, büroda, fabrikalarda, kamu kurumlarında emek harcayan kadınlar aynı zamanda ülkenin de ayakta kalmasını sağlayan önemli figürlerdir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık