Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.1322
  • Euro 7.0207
  • GR ALTIN 232.38
  • ÇEYREK 378.24

  • 10 Ağustos 2018, Cuma 10:00
ŞÜKRÜKARAMAN

ŞÜKRÜ KARAMAN

Karadeniz’in Değişmez Yazgısı

Karadeniz, küresel iklim, daraltılan dere yatakları ile yaylalara gelişigüzel yapılan kaçak binalara göz yumulmasının bedelini her yıl sel felaketiyle ödüyor.

Mutlaka her yılın temmuz ve ağustos aylarında bölgenin değişik illerinde aşırı yağışın oluşturduğu sel, önüne ne gelirse sürükleyip götürüyor, binalar yıkılıyor, can ve mal kayıplarına yol açıyor. Önceki gün Ünye ve Fatsa’da meydana gelen selde can kaybı yaşanmaması sevindirici olsa da bir takım soruları yeniden gündeme taşıdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bile isyan ettiren kaçak binalar bölgenin her yerini sardı. Daha geçenlerde Rize’de dere yatağının üzerine yapılan 5-6 katlı binanın sahibi anlaşılmaz bir şekilde kendini savunuyor, belediyeyi suçluyor. Güler misin, ağlar mısın?

Dere yatakları yeni imar alanları oluşturma amacıyla özellikle belediyeler tarafından daraltılıyor. Kıyı kesiminden yaylalara dek yürümenin bile mümkün olmadığı dik yerlerde ucube binaların varlığı her  geçen yıl artıyor. Belediyeler kaçak ve tehlike arz eden yapılara bir şekilde göz yumuyor, görmezden geliyor. Kuşkusuz dere yataklarına ve cennet köşesi yaylalara yapılan kaçak binaların mantar gibi üremesinde imar barışı yasaları da etkili oluyor. Çeşitli zamanlarda çıkarılan yasalar aracılığı ile kaçak bina sahipleri bir anlamda ödüllendiriliyor, hatta cesaretlendiriliyor.

Turizmin göz bebeği, dünyaca ünlü Ayder, Uzungöl, Kümbet, Çambaşı ve Sis Dağı’nda rant uğruna imara aykırı yapılan çirkin binalarda ürkütücü boyutta artış var. Yaylaların yeşili hızla yok olmaya doğru evriliyor. Bu çirkinliğe “dur” demenin zamanı çoktan geçti bile. 

Eğer doğa ile bu kadar oynar, özgün yapısını bozarsanız intikamını sel olarak alıyor. Dünyayı etkileyen küresel iklimle birlikte, imar barışı yasaları ile yıkılmaktan kurtulan yaylalara ve dere yataklarına kondurulan kaçak binaların çoğalması, alt yapıların sağlıksız oluşu her yıl Karadeniz’i vuruyor.

Ne var ki,  yaşanan felaketlerden hiç ders alınmıyor. Yenisi meydana gelene dek unutulup gidiyor.  Zaten az olan fındığın büyük bölümü de sel sularına kapılarak denize gitti. Sel bir darbe de düşük fiyattan ötürü yıllardır yüzü gülmeyen fındıkçıya vurdu.

Bu arada, fındık fiyatlarının TMO tarafından hala açıklanmaması üreticiyi kaygılandırıyor. Geçen yıla göre bir hayli düşük rekoltede olan fındığın hasadı kıyı ve orta kesimde tamamlandı. Yani üreticinin çoğunluğu ürününü çoktan topladı, harmanda kurutuyor ya da çuvallayıp satmaya hazır hale getirdi.

Ancak, fiyat belirsizliği canını sıkıyor. Devletten gelen haberler TMO’nun 15 Ağustos’ta taban fiyatını açıklanacağı yönünde. Neden bu kadar bekleniyor doğrusu anlamak olası değil.Oysa, daha önce fiyat açıklanır, bayram sonrası sılaya gidecekler isterse fındığını TMO’ya satabilirdi.

Fiyat belirsizliği, dönüş hazırlığındaki üreticiyi zorunlu olarak tüccara yöneltebilir, belki de açıklanacak taban fiyattan daha aşağı rakama vermesine neden olabilir. Onun için devletin alım yapacağı rakamı erkenden açıklaması daha doğru ve üreticinin yararına olacaktı.

Önceki gün meydana gelen selin denize sürüklediği fındıktan ötürü, devlet zorda olan çiftçinin zararını karşılamalı. Bu yıl fındık oldukça az, hatta bazı bölgelerde yok gibi. Bir yıllık umudunu fındığa bağlayan on binlerce fındıkçı rekoltenin az oluşundan ötürü zaten yeterince yoksun.

Bir de az olan ürününü sele kaptırınca iyiden iyiye mağdur oldu. En azından devlet bu kaybını karşılamalı üreticinin. Hem sel, hem bir türlü hak ettiği değerden satılamayan fındık Karadeniz’in, çileli üreticinin değişmez yazgısı oldu.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık