loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.6943
  • Euro 7.3404
  • GR ALTIN 363.27
  • ÇEYREK 596.38

  • 09 Mart 2020, Pazartesi 10:00
UTKUTÜRKMENERİ

UTKU TÜRKMENERİ

İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ

Değerli Halk Gazetesi okuyucuları merhaba, ara ara yazılarımla sizlerle birlikte olacağım sizlere bir hikayeyi anlatmak isterim. Bu hikayeyi okudukça yaşamınızdan veya şahit olduğunuz olaylardan izler görebilirsiniz…

Maslow’un meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramını duymuşsunuzdur. Yine de daha önce duymamış olanlar için bu harika teoriden bahsetmek istiyorum. Hümanist (insancıl) psikolojinin önde gelenlerinden biri olan Maslow’a göre insanın ‘’yaşaması’’ çeşitli ihtiyaçlarını gidermeye bağlıdır. Bu ihtiyaçları piramidal bir sistemle gidermeye bağlıdır. Piramit şeklide bunu gösterir ve der ki en alt kademedeki ihtiyaç, yaşamsal açıdan en elzem olanıyken üst basamaklara çıktıkça ihtiyaçların önemi azalı ancak bunlara duyduğumuz gereksinim baki kalır. En altta fizyolojik ihtiyaçlar, sonrasında güvenlik ihtiyacı, ait olma ve sevgi, saygı, bilme anlama, estetik ve kendini gerçekleştirme yer alır. Ancak burada çok hayati bir bileşen unutulmuş ya da göz ardı edilmiştir. Bu ihtiyaç ‘’görülme’’ ihtiyacıdır. Tarih kitaplarına girecek denli büyük bir burnun eşlik ettiği çirkin bir yüze sahip olduğu söylenen birinin (bizzat kendisinin ‘’Kendim kadar çirkin birini görmedim.’’ dediği rivayet edilmektedir.) yeterince görüldüğünden olsa gerek bu ihtiyaca vurgu yapmaması anlaşılabilecek bir şeydir.

İnsan yavrusu diğer pek çok hayvan türünden farklı olarak korunmaya ve bakılmaya muhtaç şekilde dünyaya gelir. Yaşamın ilk 2 yılı dünyayı annenin gözlerinden görür annenin kulaklarından duyar. Anneyle fiziksel ayrışma meydana gelmeye başladığı andan itibaren de çocuk annenin kucağından inerek annenin gözüne hatta göz bebeğine yerleşir. Annelerimizin bizleri gözümün bebeği diye sevişleri anne-çocuk arasındaki ikili ilişkiye bir üçüncünün yani çocuk için aralanır. Haz ilkesinden gerçeklik ilkesine geçiş de tam bu dönemlerde gerçekleşmektedir. Artık ‘’birey’’ pek çok göz, pek çok izleyiciyle karşı karşıyadır. Yaptığı hareketler, söylediği sözler karşılık bulur ve birey diğerleri tarafından aynalanır. Yani esas aynamız başka anne olmak üzere ötekilerin gözleri, ötekilerin bakışlarıdır.

Üstelik ötekinin bakışına öteki tarafından görülmeye duyulan ihtiyaç o denli temel, o denli primerdir ki dikkatli baktığımızda şizofreni hastasında da benzer ihtiyaçların var olduğunu görebiliriz. Şizofreniyi en basit şekilde bireyin iç dünyasına kapanmasıyla karakterize organik bir beyin bozukluğu olarak tanımlamak mümkündür. Peki, bir şizofren söz konusu olduğunda bahsettiğimiz görülme ihtiyacına ne olur ? Bunu anlamak için şizofreni kelime anlamına bakmak bile yeterli olacaktır. Şizofreni bölünmüş akıl anlamına gelir. Yani akıl dış dünyaya dahil olacak gücü kendinde bulamayıp iç dünyaya kapanıp kalınca hizmet ettiği bireye ihtiyacı olan bakışı sunmak için kendini ikiye bölmekle bulur. ‘’Sağlıklı’’ bireyler olarak bizlerse benzer şekilde ancak başkaları bize baktığı, bizi gördüğü sürece var olduğumuzdan emin olabiliriz. Bundandır ki yeterince yankı getirmediğini düşünen kişi sanata yönelir, üretir. Ancak üreterek kendini canlı hissedebilir çünkü yapıtı onun aynasıdır. Oscar Wilde ‘’Her sanat yapıtı sanatçının bir portresidir.’’ Bazaine (1959) ‘’Sanat ürünleri insanların muhteşem suretleridir.’’ diyerek bunu dile getirmişlerdir. Yine bundandır ki yeterince görülmeyen, bakılmayan kişi yakarak, kıyarak yani onu görmeyen başkalarının eserlerini ona bakmayan toplumun yapıtlarını yerle bir ederek içsel dengeye kavuşmaya çalışır. Sonuçta reklamın iyisi kötüsü olmaz önemli olan dikkat çekebilmektir. İşte tam da bu nedenle görülmenin sevgi ihtiyacından da önde geldiği açıktır. Sevgi ya da saygı edinmek böyle bir gereksinim hissetmek için birey önce var olmalıdır. Şüphesiz ki varoluşun neye vakfedeceğine karar vermek için var olmak gerekir. Saygılarımla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık