loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 25 Ağustos 2020, Salı 10:00
ZEKAİGÜL

ZEKAİ GÜL

Türk Kalpağına Çekilmiş Hançer : Hürrem’in Çocukları

Hz. Hüseyin misali , her dem yeniden içimizde bir Şehzade Mustafa katlediliyor.   Her yerde  Sarı Selimler , kol geziyor. Muktedir olmadan , iktidar olanların her köşe başını tutması neticesinde , denge alt üst oluyor.

İçimizde bir Şehzade Mustafa daha ölüyor !

Türk kalpağına bir hançer çekiliyor. Hürremin çocukları iktidar oluyor.

Muktedir olmadan iktidar olan kim bu Hürremin çocukları ?

Her köşebaşinı tutmuş kim bu Sarı selimler ? Bayazid’in çocukları…

Benim ihtisas saham değil mazereti ile matematik , fizik , kimya , tarih , edebiyat , Din ve daha önemlisi dil ve uslub bilmeyen , ancak , her şeyi bildiğini iddia eden kim bu hürremin yeni çocukları… 

Lisede tarih okumuş , ancak tarih bilmeyen . Matematik okumuş ancak , basit bir bakkal hesabı bile yapamayan . İngilizce okumuş ancak , İngilizce ismini bile söyleyemeyen . Edebiyat okuduğu halde Türkçe’yi yabancı dil zanneden herkes . Cadde ve sokakta ahkam kesen , bulundukları her türlü meslekte  muktedir olmadan , iktidar olanlardır. ( Köşebaşını ) tutmuş olanlardır. 

Hakkı bilmeden , Hukuktan konuşanlardır.

Hiçbirşey bilmediği halde , her şeyi bildiğini iddia eden ve zannedenlerdir.

Kısacası , Türk kalpağına çekilmiş birer hançerdir.  Hürremin çocukları…

Bosnalı olup ,  uç nesil hafız bir ailenin evladı olan  Mevlevi dedesi   Hacı Muliç : ‘ Kim olduğunu bilmek istiyorsan , o zaman annenin kim olduğunu sor.! Diye söyler.                                                                           

Biz bu soruyu sorduk. Selçuklu / Osmanlı / Türk dediler. O sebebledir ki : ‘ Bizim , Libya’da ne işimiz var  demiyoruz. Diyemeyiz. ‘  Romalı meşhur filozof Polibius : Roma birgün aslına dönecektir . Yani ( yıkılacaktır )‘  Demektedir. İşte Roma  bugün bir kez daha  aslına  geri dönmektedir.

Batı Roma , At’tila’nın , Doğu Roma Osmanlı’nın çizmeleri altında kalmış can vermiştir.

1648 Westfalya anlaşması bu anlamda bizim için önemlidir.

Prof. Dr. İlyas Doğan Devletler Hukukunun gelişimi adlı eserinde : ‘Avrupa’da Devletler Hukuku alanındaki gelişmeler 1462 yılında  Fransa öncülüğünde , Hıristiyan toplumları , Osmanlı Devletine karşı korumak amacıyla Avrupa devletler Birliği adı  altına başladı.  Aynı şekilde Kanuni Sultan Sülayman’ı durdurmak için 1529 ‘da Alman Kralı 5. Karl’ın  bir devletler birliği kurma hayali ve uğraşısı içinde olduğu görüldü .  30 yıl savaşları şeklinde bilinen  Avrupadaki mezhep savaşları  sonrasında 1648  yılında Westfalya anlaşması imzanlandı. Fransa ve İsveç bu anlaşmanın uygulanmasında garantörlük hakkı elde etti. ‘ Demektedir.

Uluslar arası hukukun çıkış sebebi olarak görülen bu anlaşma aynı zamanda Avrupa’da Türk ilerleyişinin engellenmesi mücadelesiydi. Bu sebeble , bugün Avrupalılar açısından Uluslararası hak ve hukuk , bizi durduruyorsa hukuktur.  

  Avrupa’nın her zaman ve  her yerde  Hürremin çocuklarına ihtiyacı vardır.

Uluslar arası hukukta , kıta sahanlığı , serbest ekonomik bölge vs. gibi konular tartışılırken , Türkiye’nin Egede  ve akdenizde adalar ve kararsuları gibi  problemleri  varken , 3. Deniz Hukuku konferansı ile açık denizler bile  ülkeler arasında paylasıma açılmışken ve sınır aşan ve sınır çizen su kavramı ile ulkeler bizim Dicle ve Fırat üzerinde hak iddaa etmeye hazırlanırken, bizim doğu akdenizdeki tarihi varlığımızı tartışmak ve  Libya’da ne işimiz var demek bay /yezid ile bir olmak demektir.

Ayasofya Camii , aslına irca edilirken grurlanmamak ,bu caminin  Fethin sembolu olduğunu idrak edememek demektir.

Bizim için Ayasofıya , yiğidin , düştüğü yerden yeniden ayağa kalkması demektir.

Ruz-ı ruze cem olur rindan Ayasofıyede

Halka bend-i üns olur yaran  Ayasufiyyede   (Ayasofya Redifli Gazel , Nabi )

Ramazan  günü rind meşrebliler Ayasofyada toplanır. Ayasofyada , dostlar samimiyetle toplanıp , çepeçevre oturduklarında  birbirleriyle yakınlık kurarlar.

Olmadan dest-i dua - cünban  Ayasusıyye’de

Müşkılat-ı halk olur asan Ayasafuyye’de  (Ayasofya Redifli Gazel , Nabi )

Ayasofya’da dua için kalkan eller boş dönmezken , Aksine halkın zor bildiği işler kolaylaşır .

Şehr içinde sipihr bülent

Vardır bir makam-ı bimanend

Ayasofyadır ona nam-ı şerif

Olmaz onun gibi makamı latif ( Şah ve Geda , Taşrıcalı Yahya )

Napolyon 1798 yılında , Mısır’ı işgal etmiştir . Bu işgale Endülüs Medeniyetinin son temsilcileri olarak bilinen ve mağrip lehçesi ile Arapça konusan ancak , konuştuklarını latin harfleri ile yazan  bir kısım Arap kokenli Maltalı askeri, ordusu ile Mısır’a getirmiş ve  bize karşı propaganda faaliyetinde silah olarak kullanmıştır. Malta’dan Mısır’a Napolyon’un ordusu ile gelen bu  şahıslar, Mısır’da cadde ve sokaklarda duvarlara ,  Napolyan ve Ordusunun Mısır’a Osmanlı (Türk  ve Çerkes ) hakimiyetine son vermek üzere geldiğini yazmışlardır. Napolyo’nun kendisinin gizli Müslüman olduğu ve ordusunun topluca İslama gireceği söylenti ve yalanını halk arasında yaymışlardır. Kahire’de birde cami yaptıran Napolyon , Ezher ulaması ile yaptığı toplantılarda, kendisinin İslama girmek istediğini , ancak , sünnet olayından korktuğunu ve içki meselesinden çekindiğini söylemiştir. Pakistanlı bir grub yazar, Napolyan’un gizli müslüman  olduğunu yazacak kadar ileri gitmiştir. Bu arada Napolyon’un komutanlarından Cak Abdullah Mınıyo adında  bir subay,  Ozbek mahallesinde  ca’feri / musluman ve cok guzel bir kadınla evlenmiş ve gerçekten İslamı din olarak seçmiştir. Cak’ın muslumanlığı ve evlendiği Mısırlı kadının güzelliği konusunda batı basınında çok gürültü koparılmıştır.

İstanbul  Unıversitesi , Hukuk Fakultesinde öğrenci iken , bazı  çevrelerde İngiliz Prensi Chars’ın , gizli musluman olduğu hakkında çok laf  kulağımıza gelirdi. Aynen Kazım Karabekir Paşa’nın dediği gibi, 1. Dünya Savaşı öncesi ve savaşı sırasında yuzlerce Alman ve İngiliz Subayının İslama girdiği dile getirilmesi gibi .  

Fransa dün olduğu gibi bugünde bize karşı aynı hasmane tavrını sergilemekte, Doğu Akdenizde kıta sağanlığı ve serbest Ticaret bolgeleri konusunda ülkemizin  meşru haklarına  karşı ihtirazi kayıt içinde olduğunu göstermek için Kıbrıs Rum Kesiminde bir harb gemisini yıllardır  limanda tutmaktadır.

Son gunlerde aynı Fransa Lubnan’da ne yapmaktadır. Fransa’ya Lubnan’da ne yaptığını soran yoktur.Fransa’ya Lubnan’da ve Suriye’de ne yaptığını sormayı unutanlar , ne hikmetse bize Libya’da  ne yaptımızı sormaktadır.

 Bunların hepsi Hurrem’in yeni çocuklarıdır. Bunlar , Turk’un Akdenizdeki ve Anadoludaki varlığına hançer çekmişlerdir. Ancak , Bundan sonra söz hakkı Türk Milletinin , Turk Devletinin ve Türk Ordusunundur.

Ey anamın oğulları ! yola hazırlayın bineklerinizi ve bensiz gidin.

Çünkü , başka bir oymaktadır benim gönlüm.

( La Miyatul Arab isimli şiir  , Eş şanfara ) 

Herkese selam ve sevgilerimle …

Not: Yayınladığımız bu yazının  siyasetle ilgisi yoktur. Milli konularla ilgili bir duyarlılk ve  duruştur. Ayasofya Caminin ibadete yeniden açılması sebebiyle , Türk yargısına ve Cumhurbaşkanlığını makamına teşekkür ederiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık