• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 18 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 10 °C
  • Ordu 16 °C
  • Sinop 16 °C
  • Giresun 14 °C
  • Amasya 9 °C
  • Rize 10 °C
  • Trabzon 22 °C

RIZA SARRAF DAVASI HAKKINDA HEM FİKİR OLUNAN 2 NOKTA

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Birkaç haftadır ABD’de görülmeye devam eden Rıza Sarraf davasıyla yatıp kalkıyoruz.Toplumun farklı siyasi kesimlerindengelen insanlarınhemfikir olduğunu gözlemlediğim bazı noktalar var.

1-Herkesin burnuna kötü kokular geliyor.

Bunun birinci sebebi, soruşturmanın ABD’nin yargı sistemine mensupsavcılar tarafından yürütülmesi.

Zira özellikle 2003’ten sonra dibe vuran Batı’nın güvenilirliği,genel olarak dünya kamuoyunda olduğu gibi Türk kamuoyunda da bu davanın tarafsız olduğu konusunda derin kuşkular uyandırıyor.

*Daha Irak’taki nükleer silah palavrasının üzeri örtülememişken…

*Arap toplumu içinde Batı’ya karşı durabilen az sayıdaki liderlerden biri olan Kaddafi’nin devrilmesinin arka planındaki karanlık işbirlikleri aydınlatılamamışken…

*Mısır’da seçilmiş hükümetin Batı yanlısı Sisi tarafından alaşağı edilmesi açıklığa kavuşamamışken…

*Suriye’deki kıyametin faturası henüz kesilememişken…

ABD’nin,İran ambargosunun delinmesi temelinde şekillenen bir davayı Türkiye’ye karşı siyasi malzeme olarak kullanması herkes tarafından yadırganıyor.

Bakınız, aynı davada şimdi sanık koltuğuna oturtulan eski Halkbank genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Amerikalı avukatları, davanın, İran ambargosunun delinmesi ile alakalı olduğunu, bunun sorumlusunun kendi müvekkilleri değil, Rıza Sarraf olduğunu, tanık koltuğuna nasıl oturtulmasına anlam veremediklerinibelirttiler.

ABD yargısına sonuna kadar güvenen! bazı kesimler, bu açıklamanın tarafsızlığına da güvenmek zorundadırlar.Aksi takdirde kendileriyle çelişkiye düşmekten kurtulamaz, amaçlarının doğruluk değil, ne olursa olsun kazanmak olduğunu açık etmiş olurlar.

2-Bu davanın bir bütünün parçası olduğuna inanılıyor.

Türkiye’nin özellikle 15 Temmuz’dan sonra NATO’dan uzaklaşıp Rusya-İran-Çin hattına kayması, Batı’yı tahmin edebileceğinizden daha çok kızdırıyor, daha çok düşündürüyor.

NATO tatbikatındaki skandal, yetkililerin Türkiye aleyhine açıklamaları, bu düşüncelerin önemli birer dışavurumu.

Misal, New York Üniversitesi akademisyenlerinden ve Ortadoğu uzmanlarındanAlon Ben-Meir, Türkiye’nin Batı’dan uzaklaştığını ve derhal NATO’dan çıkarılması gerektiği konusunda bir makaleyayınladı.

Bu camianın kişiler bazında değil, topluluk bazında hareket ettiği düşünüldüğünde, en ufak bir açıklamanın bile genelin fikrini yansıttığı gerçeğiyle karşılaşırız.

Şimdilik AB’nin malum tavrı bu fikri destekler nitelikte.

Dolayısıyla Türkiye’nin dış politikada kendi çıkarlarına uygun olarak izlediği mantıklı yolun veyaptığı stratejik hamlelerin hem rakipler hem de müttefikler tarafında bir yankısı oluyor.

Bazı kesimlerin aksine toplumun büyük çoğunluğu Türkiye’nin haksız bir saldırı altında olduğunu teslim ediyor.

Epiktetus, “Nasıl geminin kaderi tek bir küçük çapaya bağlı olmadığı gibi, hayat da tek bir küçük umuda bağlı değildir,” der.

Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için -ve bunu gerçekten istiyoruz- Batı’nın her istediğini harfiyen yerine getirmeye çalışan Türkiye, şimdiye kadar hak etmediği bir muameleden başka bir kazanım elde edemedi.Bakışını değiştirdiğindeyse daha acımasız yaptırımlarla karşılaştı.

FİLİSTİN İÇİN

Sokrates geride hiç eser bırakmamıştır.Konuşarak gerçek bilgeliği arama yoluna gitmiştir.

İnsanlarınkonuştukları konular hakkında bilgilerinin eksik olduğunu, tabir-i caizse bir şey bilmediklerini düşünür.

Mesela aşk hakkında konuşan biri aşkın gerçekte ne anlama geldiğinibilmez.Dürüstlük hakkında konuşan biri dürüstlüğün gerçek varlığından bihaberdir.İşte bu gerçek bilgiye nasıl ulaşılabileceğinisorgulayarak da ömrünü tamamlamıştır.

Bu yüzden ünlü “Tek bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğimdir,” özdeyişi sıklıkla ona atfedilir.

Peki bunları niye anlatıyorum?

Hafta içi Kudüs’teydim.Nasıl Sokrates insanlardaki cehaleti konuşarak tespit ediyorsa, bu gezi de bendeki eksik kalan bazı noktaların tespitinde aynı işlevi gördü.

Zira uzaktan bakarak konuşmak kolaydır.Yanına gittiğinizde işin rengi değişir, olayların bildiğiniz gibi olmadığını görürsünüz.

Olaylar gerçekten bildiğimiz gibi değil.

-Filistinliler utanç duvarlarının arkasındaki köylerinden dış dünyayaaçılabilmek için özel izinler alıyorlar.Mahallenizden, Taksim’e veya Kızılay’a gitmek için izin almanız gerektiğini düşünün.İşte tam da bunun gibi bir durum.

-Ustaca hazırlandığı belli olan planlarla, Filistinliler adım adım topraklarından, evlerinden çıkartılıp, mülteci konumuna düşürülüyorlar.Eriha şehrinin girişindeki anahtar anıtı Filistinlilerin sessiz bir çığlığı gibi.Anahtarlarımız hala bizde ve “Bir gün geri döneceğiz,” mesajı veriyorlar.

-Ülkedeki Müslüman toplum,bilinçli yıldırma politikalarınadoğrudan maruz kalıyorlar.Pis işler onlara yaptırılıyor.Yüksek vergilerle bezdiriliyorlar.Belediye hizmetlerinden Yahudi mahalleleri kadar iyi yararlanamıyorlar.Üstüne bir de haksızlık yapan taraf olarak yaftalanıyorlar.Keskin bir çaresizlik var.

-Kendi mescidlerine giderken kontrol noktalarından geçiyorlar.Kendimescidlerine, bir düşünün.

-Herhangi birisi Türkiye’den geldiğinizi duyduğunda gözlerinin içi gülüyor.Türkiye’yi sırtlarını dayadıkları bir baba, bir abi, bir kardeş gibi görüyorlar.Bizden beklentileri fazla.

Peki bu konu hakkında ne yapılabilir?

İşte asıl tartışılması gereken kritik konu da budur.Yazar, “Denklem oldukça basittir.İstediğiniz hayat için çalışmıyorsanız, istemediğiniz hayat için çalışıyorsunuzdur,” der.

Onlar için insanlık namına eğer eşit haklar istiyorsak, kazanım, ancak bu yönde çaba sarfetmekle mümkündür.Kitleleri duyguyla hareket geçirebilirsiniz ama ağlamak uzun vadede bir çözüm getirmeyecektir.

Mücadele ancak sağlam bir stratejiyle kazanılır.Sağlam strateji ise mantık çerçevesinde oluşturulan ortak bir bilinçten beslenir.

Tapuları hala bizde olan bu topraklar için toplumda oluşturulacak bilincin anahtarıise merak uyandırmak, bu davanın nereden gelip nereye gittiğini öğrenmek ve öğretmektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10