Atatürk’ün Kooperatifçilik Anlayışı “Birleşmede Kuvvet Vardır”
Atatürk’ün kooperatifçiliğe bakışını en iyi anlatan ifadelerinden biri 1 Şubat 1931’de İzmir Ticaret Odası’nda yaptığı konuşmadır.
Atatürk burada kooperatifçiliği yalnızca ekonomik bir kuruluş biçimi olarak değil; “Muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır”. “Kooperatif kurmak; maddi ve manevi kuvvetleri, zekâ ve maharetleri birleştirmektir.” diyerek; güçlerin birleştirilmesi olarak değerlendirmiştir.
Bu yaklaşımın özellikle dikkat çekici tarafı, Atatürk’ün kooperatifçiliği güçlünün zayıfı kendi denetimine alması değil, eşitlerin bir araya gelmesi olarak görmemesidir.
Burada aslında Cumhuriyet’in sosyal devlet anlayışının erken bir ekonomik nüvesini görmek mümkündür; Bireyi yalnız bırakmamak bireylerin kendi iradeleriyle birleşerek ekonomik güç oluşturmasını sağlamak.
Tarım Kredi Kooperatifleri: Çiftçiyi Tefeciden Kurtarma Projesi
Cumhuriyet’in kooperatifçilik politikasının en önemli alanlarından biri tarım kredi kooperatifleriydi. Çünkü Cumhuriyet’in ilk yıllarında çiftçinin en büyük sorunlarından biri krediye erişimdi.
Küçük çiftçi üretim yapabilmek için tohuma, gübreye, hayvana, tarım aletlerine ve nakit paraya ihtiyaç duyuyordu. Bankacılık sistemine ulaşması ise çoğu zaman kolay değildi.
Bu nedenle 21 Nisan 1924’te İtibari Zirai Birlikleri Kanunu çıkarıldı. Ancak beklenen sonuç alınamayınca 5 Haziran 1929’da 1470 sayılı Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu yürürlüğe konuldu.
1935 yılına gelindiğinde ise daha kapsamlı bir düzenleme yapıldı ve 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu çıkarıldı.
Bu kanunla kooperatiflerin yalnızca nakit kredi vermesi değil; tohum, gübre, yem, tarım araçları, üretim girdileri, ürünlerin depolanması ve pazarlanması gibi alanlarda da çiftçiye hizmet vermesi öngörüldü.
Bu aslında son derece modern bir ekonomik anlayıştı. Çünkü çiftçinin sorunu yalnızca para bulamamak değil; sorun, üreticinin kredilendirilmesi, üretim girdilerinin temini, üretim teknikleri, üretimin planlanması, ürünlerin depolanması, pazarlaması ve sürdürülebilir gelir elde edilmesidir. Bütün bu zinciri kooperatifin organize etmesi, yönetmesi isteniyordu. Planlama bu hedefe yönelikti.
Kooperatifçilik Sisteminin Finansal Omurgası/ Ziraat Bankası.
Ziraat Bankası’nın kökleri 1863’e uzansa da Cumhuriyet döneminde banka yeni ekonomik sistemin önemli araçlarından biri haline geldi.
1923’te Ziraat Bankası’nın şube ve sandıklarının sayısı artırıldı; Cumhuriyet’in savaş sonrasındaki ekonomik toparlanma sürecinde banka özellikle tarım kesimine kredi sağlamada aktif rol üstlendi. 1924’te banka anonim ortaklık statüsüne dönüştürüldü; 1937’de ise 3202 sayılı Ziraat Bankası Kanunu ile yeni bir kurumsal yapıya kavuşturuldu.
Daha önemlisi, Ziraat Bankası ile kooperatifçilik birbirinden ayrı düşünülmedi; tarımsal kredi, kooperatif kredileri, tohumluk kredileri, tarım makineleri, hayvancılık, sulama ve tarımsal üretim gibi alanlarda ekonomik kalkınmanın finansmanında kullanıldı. Ziraat Bankası’nın tarihçesi de çiftçilerin örgütlenmesi sonucunda kurulan kooperatiflerin ihtiyaç duyduğu kaynakların banka tarafından karşılandığını belirtmektedir. Dolayısıyla Cumhuriyet’in tarımsal ekonomik modeli açısından üçlü bir yapı ortaya çıkmaktadır.
1-Ziraat Bankası / Finansman
2-Tarım Kredi Kooperatifleri / Üretici örgütlenmesi
3-Devletin tarım politikaları / Teknik, hukuki ve ekonomik destek
Bu üç yapı birlikte düşünüldüğünde Cumhuriyet’in tarıma bakışı daha iyi anlaşılmaktadır.
Atatürk’ün Bizzat Ortak Olduğu Kooperatif /Tekir Çiftliği
Atatürk’ün kooperatifçilik anlayışının yalnızca söylemden ibaret olmadığının en önemli kanıtlarından biri de Silifke Tekir Çiftliği Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğidir.
Atatürk, Silifke’deki Tekir Çiftliği çevresindeki üreticilerle birlikte 1936 yılında tarım kredi kooperatifinin kurulmasına öncülük etti ve kooperatifin birinci ortağı oldu. Bu olay sembolik açıdan son derece önem taşımaktadır. Çünkü Atatürk burada Cumhurbaşkanı olarak yalnızca kooperatifçiliği teşvik etmiyor; bir çiftçi topluluğunun ekonomik örgütlenmesine bizzat ortak olarak katılıyordu.
Atatürk’ün kooperatifçiliğe yaklaşımını anlamak bakımından bu davranış, yaptığı konuşmalardan çok daha anlamlıdır. Çünkü düşünce pratiğe dönüşmüştür.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




