Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada, ölüm sonrası geçen sürenin belirlenmesine yönelik yeni bir yapay zekâ modeli geliştirildi. mHolmes adı verilen sistem, insan bedenindeki mikroorganizmaların ölümden sonraki süreçte nasıl değiştiğini analiz ediyor. Araştırmacılar, bu değişimlerden yararlanarak ölüm zamanına ilişkin tahmin oluşturmayı amaçladı.
Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden biyoinformatik uzmanı Kang Ning, ölümden sonra geçen sürenin belirlenmesinin adli bilimlerde zorlu bir süreç olduğunu belirtti. Önceki mikrobiyom çalışmalarının sınırlı sayıdaki zaman noktasına ve genellikle tek bir vücut bölgesine odaklandığı ifade edildi.
34 BEDENDEN ELDE EDİLEN VERİLERLE EĞİTİLDİ
Araştırmacılar mHolmes'u 34 insan bedeninden elde edilen verilerle eğitti. Çalışmada yüz ve kalça bölgelerinden 21 gün boyunca günlük olarak alınan deri mikrobiyomu örneklerinden yararlanıldı. Bu veriler sayesinde sistemin ölüm sonrası mikroorganizmaların zaman içinde geçirdiği değişimleri öğrenmesi sağlandı.
Model, bir vücut bölgesinden elde ettiği bilgileri başka bir bölgedeki değişimleri tahmin etmek için de kullanabilecek şekilde geliştirildi. Bu özelliğin özellikle parçalanmış veya eksik kalıntıların bulunduğu durumlarda kullanılabileceği belirtildi.
ÖLÜM SONRASI DEĞİŞİMLERİ TAHMİN EDEBİLİYOR
Kang Ning, sistemi mikroorganizmaların zaman içindeki değişimini takip eden bir hava durumu tahmin modeline benzetti. mHolmes, elde edilen sınırlı mikrobiyal verilerden hareketle örnek alınmayan günlerde meydana gelen değişimleri tahmin edebiliyor. Sistem ayrıca ölümden sonraki ilk haftadaki mikrobiyal gelişimi geriye dönük olarak yeniden oluşturabiliyor.

Araştırmacıların aktardığı sonuçlara göre mHolmes, farklı vücut bölgeleri arasında yaptığı tahminlerde ortalama iki günden daha az hata gösterdi. Girdi verilerinin yarısından fazlasının çıkarıldığı testlerde de geçmişteki mikrobiyal değişimleri yeniden oluşturma performansının korunduğu bildirildi.
ADLİ KULLANIM İÇİN DAHA FAZLA TEST GEREKİYOR
Araştırmacılar, mHolmes'un ileri derecede ayrışmış veya parçalı kalıntıların incelenmesinde yardımcı bir araç olabileceğini belirtiyor. Ancak sistemin mevcut adli yöntemlerin yerini alması için henüz yeterli olmadığı ifade ediliyor.
Çalışmanın veri setinin sınırlı olması nedeniyle farklı çevre koşullarında ve farklı vücut bölgelerinde yeni testlerin yapılması gerekiyor. Ayrıca sistemin adli süreçlerde ve mahkemelerde kullanılabilmesi için standart örnekleme protokollerinin oluşturulmasına ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacılar, bu çalışmaların tamamlanmasının ardından teknolojinin adli incelemelerdeki kullanım alanının daha net ortaya çıkacağını belirtiyor.
Kaynak: Haber Merkezi