Demiştim demek istemiyorum ama...
Su baskınlarından bir gün önce Samsun'u çok tanımadan Büyükşehir Genel Sekreterlik Koltuğu'na oturan İlhan Bayram'ın sözlerinden ürktüğümü yazmıştım.
Bir gazeteye verdiği beyanında 'Teyakkuz halindeyiz, tüm tedbirler alındı, olumsuzluk yok' sözlerini ve rahatlığını duyunca, 'eyvah yine mi' demekten kendimi alamamıştım.
O nedenle de 'Siz Samsun'un çektiği acıları bilir misiniz' diye bir köşe yazmıştım.
Bizim çekincelerimiz, bizim uyarılarımız, kulağının bir tarafından girer öbür tarafından çıkar mı bilmem.
Ama Samsun'un hafızasını bilmeden açıklamalar yapanların, geleceği nokta, bu kentin sağanak yağmurlar sonrası yaşadıklarını / yaşayacaklarını değiştirmiyor.
Oturdukları masa başından tedbir aldıklarını söyleyenler, sonuçta çizmeleri giymek zorunda kalıyor.
SAMULAŞ'ın borcunun ne olduğuyla ilgili soruya 'çay sohbetinde konuşuruz' diye keyifle gülerek, yanıt veren Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nihat Soğuk da;
'Olumsuzluk yok, tedbirler alındı' diyen Büyükşehir Genel Sekreteri İlhan Bayram da, 'söylediklerimizin ciddiyetini anlamıştır' sanırım.
Kriz masasının etrafında toplanıp 'ne olacak şimdi' diye düşünmek yerine, devletin tüm organları (DSİ dahil), sel Terme'yi vurmadan, köprüleri yıkmadan, ev ve işyerlerini, tarlaları basmadan hareket geçseydi, belki de sonuçları aynı olmayacaktı, bu selin.
Hani laf dinlemiyorlar, hani yazılanları uyarıları umursamıyorlar, anlarım da; bu vatandaşın çektiği çilelerin de mi hiçbir önemi yok.
Şimdi gelinen noktada..
Söylediklerimi idrak edebildiniz mi Sayın Genel Sekreter İlhan.
Yazımın üzerinden 12 saat geçmeden Terme'nin ne hale geldiğini görebildiniz mi?..
Çizmeleri giyip gitmek zorunda kaldığınız sel bölgesinde 'acıları, sefaleti' bizim acımızdan, bizim bakış açımızdan, Samsun'da bu sıkıntıları yaşayanların halini anlayabildiniz mi?.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Samsun sel felaketini yaşarken, düne kadar İstanbul'da parti/seçim işleriyle uğraşması, etik mi ona da Samsun kamuoyu karar verecek ama siz inandınız mı 'Bu kentin sahaya inmeden yönetilemeyeceğine'.
Yani işte sizin rahat tavırlarınız, 'olumsuzluk yok' sözlerinizin beni Samsunlu adına niye endişeye düşürdüğünü 'niye köşeme taşıdığımı' çaktınız değil mi?..
Ben yazmıştım demek istemezdim ama 'durum böyle'.
O çizmeli fotoğraflarınızı, bu felaket yaşanmadan görmek isterdik ama; yapacak bir şey yok.
Peki şimdi geriye kalan ne?..
Sular altında kalan yüzlerce dönüm tarım alanı.
Yıkılan köprüler, su basan işyeri ve evler.
Milyonlarca liralık mal kaybı.
Evet tek tesellimiz, can kaybı yok..
Allah'a şükrediyoruz..
Bu vurdumduymazlığa, sahipsizliğe, devletin ciddi işlerini 'çay sohbetinde konuşuruz' diyecek kadar yönetim sorumsuzluğuna rağmen, Terme yine de ucuz atlattı.
Geçmiş olsun.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




