Paylaş
DEMOKRASİNİN SAĞLADIĞI ZEMİNDE AYIPLI SİYASET!
Günümüzde demokrasiler bazı kesimlerce çok eleştirilen bir rejim haline gelmiş bulunuyor.
İşte insanlarımıza televizyon kapattıran ve demokrasiyi tartışılır hale getiren de budur.Bu durum bugünün sorunu da değildir. Çok partili demokrasiye geçtiğimiz günden başlayarak bu siyasi anlayış kendini geliştirememiştir.Bu uzlaşmadan uzak siyaset yapma anlayışı, geçmişte de büyük sorunların nedeni olmuştur. Türkiye takım tutar gibi saflara ayrılmış, siyasi kavgalar etnik ve mezhep bölünmelerini ardından getirmiştir. Türkiye’nin yaşadığı ihtilallerin sorumlusu olarak askeri gösterenler, üzülerek söylemek gerekirse siyasetçilerin de demokrasinin gereklerini yerine getirmemelerini yeterince sorgulamamışlardır. Toplumumuzun eğitim ve kültür seviyesinin düşüklüğünü acımasızca kullanarak populist politikalar yapmak ve hemen her gün yeni bir demagoji (Lafebeliği) ile toplumu siyasetten ve demokrasiden soğutma pahasına siyasi üstünlük sağlamanın demokrasilerde yeri olamaz.Siyasetin böylesine uzlaşma kültürü yerine inatlaşma kültürü eksenine oturtulduğu bir ülkede, bir de “Başkanlık Sistemini” getirmeye kalkmak, çok daha büyük kargaşalara kapı açmak demektir.O zaman işler iyice rayından çıkar ve korkarım, asırlar önce yaşamış feylesof PLATON’UN ( Eflatun) söylediği sözler asırlar sonra haklılık kazanır. M.Ö. 427 ile M.Ö. 347 arasında yaşamış Platon'un binlerce sene önce tarifini verdiği demokrasi ilkesine bir göz atalım;. ''Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttir. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarsi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çikar.'' ********************Evet, şimdi, bu pencereden günümüz Türkiye’sine bakınız. Neler görüyorsunuz? Bunlar sizi de korkutuyor mu? Önceki yıllarda bir manken bir TV programında, “Benim oyum, eğitim almamış falanca ile nasıl eşit olur?” Sorusunu sorma cesaretini gösterdi diye linç edilmişti.Böyle giderse, bu soruyu soranların sayısının artacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bu ülkenin bir başka önemli sorunu da, kendini aydın diye niteleyip de gerçek aydın sorumluluğunu üstlenmeyenlerdir.Bir ülke aydınlarının vurdumduymazlaşmasının sonuçlarının ne olacağını da bir başka feylezof ARİSTO’DAN dinleyelim. “Siyasetle uğraşmak istemeyen aydınları bekleyen korkunç bir son vardıriO da, cahiller tarafından yönetilmektir..”O nedenle, ülkemizi yönetmeye talip olan siyasetçilerin uzlaşma ve mutabakat kültürünün gereğini yerine getirerek çağdaş demokrasinin kurallarına bağlı kaldığı günleri görmek dileğiyle, iyi haftalar.. 09, 12. 21012
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




