Devlet Üretme Çiftlikleri: Bilgiyi ve Teknolojiyi Köylüye Taşımak
1937’de oluşturulan Zirai Kombinalar ve 1938’de kurulan Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu, daha sonraki yıllarda Devlet Üretme Çiftlikleri sistemine dönüşen devlet tarım işletmeciliğinin temelini oluşturdu.
Bu yapı 1950’de Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü biçimini aldı. Daha sonra farklı kurumsal dönüşümler geçirerek günümüzdeki Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) uzanan bir çizgi oluştu.
Buradaki temel düşünce şuydu; Devlet çiftçinin yerine üretim yapmayacak; modern üretimin nasıl yapılacağını gösterecek, araştıracak ve yaygınlaştıracaktı. Çünkü Atatürk’ün devletçilik anlayışı, devletin bütün ekonomiyi doğrudan yönetmesi anlamına gelmiyordu.
Devlet; öncü olacak, örnek olacak, yatırım yapacak, finansman sağlayacak, üreticiyi örgütleyecek ve gerektiğinde piyasayı düzenleyecekti.
Atatürk’ün Devletçilik Anlayışı ile Kooperatifçilik Arasındaki Bağ.
Atatürk dönemindeki devletçilik anlayışı, yanlış tanımlamayla “devlet fabrikalar kurdu” şeklinde anlatılır ancak gerçek öyle değildir.
Cumhuriyet’in ekonomik modeli şu temeller üzerinde yükselmiştir.
1. Devlet işletmeleri; Sermaye ve teknoloji yetersizliğinin bulunduğu alanlarda öncülük.
2. Milli bankacılık; Ekonominin finansmanını ulusal kurumlar üzerinden sağlama.
3. Kooperatifçilik; Küçük üreticiyi ekonomik örgüt haline getirme.
4. Tarım işletmeleri; Modern üretim tekniklerini geliştirme ve yaygınlaştırma.
5. Piyasa düzenleyici kurumlar; Üretici ve tüketici arasındaki dengeyi koruma.
6. Özel girişim; Devletin tek aktör olmadığı, özel girişimin de ekonomik hayata katıldığı karma yapı.
Bu nedenle Atatürk dönemi ekonomisini yalnızca “devletçi ekonomi” şeklinde tanımlamak eksik kalır.
Daha doğru ifade şu olmalıdır. Devletin öncülüğünde, özel girişimi dışlamayan; üreticiyi örgütleyen milli sermayeyi güçlendiren kooperatifleri ekonomik sistemin içine yerleştiren karma bir kalkınma modeli.
1930’lu Yıllarda Kooperatifçilik Bir Sistem Haline Geliyor
1931’de kooperatifçilik Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programında yer aldı.
1935’te ise Tarım Kredi Kooperatifleri ile Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri hakkında temel kanunlar çıkarıldı.
Aynı dönemde Türk Kooperatifçilik Cemiyeti de kuruldu.
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor; Atatürk döneminde kooperatifçilik, ekonomik kalkınma hedeflerine uygun olarak, kurumsal bir ekonomik politika haline getirilmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk dönemini değerlendirirken yalnızca “kaç kooperatif kuruldu?” sorusuna bakmak yeterli değildir.
Asıl mesele, Kooperatifler hangi ekonomik sistemin içine yerleştirilmek istendiğidir. Bu sistem ise, üreticinin finansmana ulaşabildiği, üretim girdilerini daha uygun koşullarda sağlayabildiği, ürününü birlikte pazarlayabildiği ve gerektiğinde devletin piyasa düzenleyicisi olarak devreye girdiği bir kalkınma modelidir.
Atatürk’ten Sonra Neden Aynı Hız Korunamadı?
Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki bu hareketin Atatürk’ün ölümünden sonra aynı dinamizmle devam etmediğini de kabul etmek gerekir.
Ticaret Bakanlığı’nın tarihçesinde de Atatürk’ten sonraki dönem ile 1960’lara kadar kooperatifçilik açısından daha durağan bir dönem yaşandığı belirtilmektedir.
Bunun çeşitli nedenleri vardı:
· II. Dünya Savaşı’nın ekonomik yükü,
· Savaş sonrası ekonomik tercihler,
· Tarım politikalarındaki değişimler,
· Hızlı makineleşme,
· Kırsal nüfusun dönüşümü,
· Kooperatiflerin zamanla bürokratik yapılara dönüşmesi,
· Üreticinin kooperatif üzerindeki gerçek denetiminin zayıflaması,
· Siyasi müdahaleler,
· Ekonomik liberalizasyon süreci.
1961 Anayasası’nın 51. maddesiyle kooperatifçiliğin geliştirilmesi devletin anayasal görevi haline getirildi. Bugünkü Anayasa’nın 171. maddesi de devlete, milli ekonominin yararlarını gözeterek üretimin artırılması ve tüketicinin korunması amacıyla kooperatifçiliğin geliştirilmesi için tedbir alma görevi vermektedir.
Ancak anayasal hüküm tek başına yeterli değildir. Çünkü kooperatifçilik kanunla kurulabilir ama yalnızca kanunla yaşatılamaz. Kooperatifin gerçek sahibi ortakları olmalıdır.
(4-Bölüm – devam edecek)
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




