En Büyük Bayram Bu Bayram
Bugün bayram.
Bugün günlerden 29 Ekim 2026.
Cumhuriyetimiz 103 yıl önce bugün ilan edilmişti.
Kutlu olsun.
Cumhuriyet bağımsızlıktır.
Cumhuriyet aydınlanmadır.
Cumhuriyet, padişahın kulu kölesi olmaktan kurtulup ülkenin eşit yurttaşlarından biri olmaktır.
Birey olmaktır yani.
Cumhuriyet fazilettir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Cumhuriyet fazilettir" sözü, Cumhuriyet yönetimini sadece bir rejim değişikliği olarak değil, insanı ve toplumu yücelten ahlaki bir değer olarak gördüğünü de ifade eder.
Sırf bu nedenlerden dolayı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Atatürk'ün de dediği gibi, en büyük bayramdır.
Cumhuriyet elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 28 Ekim 1923 akşamı arkadaşlarına dönerek, "Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" sözleriyle müjdelediği gibi, 103 yıl önce bugün ilan edilmişti ama o güne hiç kolay gelmedik.
Balkan Savaşı'nın ardından Birinci Dünya Savaşı'ndan çıkan bir millettik.
Gazi'nin "Düvel-i Muazzama"dediği düşman donanmasını efsanevi bir direnişle Çanakkale'den geçirmesek de savaşa aynı saflarda girdiğimiz Almanya yenilince biz de yenilmiş sayılmış, Çanakkale'den geçmelerine izin vermediğimiz o donanmayı daha sonra Dolmabahçe önlerinde demirlemiş hâlde görmek durumunda kalmıştık.
"Geldikleri gibi giderler" demişti, biliyorsunuz.
Yaklaşık 10 yıl süren savaşların sonunda yorgun, yoksul ve dolayısıyla bitap düşmüştük ama o, milletinin esir alınamayacağına inanıyordu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şimdilerde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bastırılıp dağıtılması nedeniyle "Müslüman kesimi incitmiştir" şeklinde saçma sapan eleştirilere hedef olan Nutuk'a, "1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye şöyledir:" sözleriyle başlıyor ve ülkenin genel görünümünü şöyle özetliyordu:
"Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması [Mondros Mütarekesi] imzalanmış. Büyük Savaş'ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda."
Ordularımız dağıtılmış, tersanelerimize girilmişti.
Elde de avuçta da yoktu.
Cumhuriyet'in ilk Cumhurbaşkanı Atatürk'ün, Cumhuriyet'in ilk Başbakanı İnönü'ye 30 Ekim 1923 sabahı yazdığı ileri sürülen mektubundaki şu ifadeler, Cumhuriyet'e giden yolun ne kadar zorlu olduğunu anlatıyor aslında.
Şöyle ki:
"Sevgili Paşam, Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum... Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz... Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz... Devletin bütçesi yetersiz, paramızın değeri yok... Eğitim derseniz, halkın ezici çoğunluğu okuma yazma bilmiyor... Sağlık durumu daha da acıklı; sıtma, verem, trahom ülkeyi kasıp kavuruyor... Ama bu sefil duruma bakıp pes etmeyeceğiz. Özgür, çağdaş ve bağımsız bir toplum oluşturmak zorundayız. Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun."
Sanayi Devrimi'ni yaklaşık 100 yıl önce tamamlayan Avrupa'ya karşın, onlarca yıl süren savaşlar nedeniyle Türkler cepheden cepheye koşarken, ticareti de sanayi üretimini de gayrimüslimlere bırakmak zorunda kalmıştık.
Sanayi tesisleri kuracak burjuva sınıfımız da yoktu yani.
Okuryazar oranımız da çok azdı.
Nüfusun büyük bölümü köylerdeydi ama tarımı da doğru dürüst yapamıyorduk.
Gerçi şimdi de yapamıyoruz ama o yıllarda elde avuçta para da yokken ekmeklik unumuzu bile dışarıdan alıyorduk.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen üretmeyen toplumların yok olacağına inanan Büyük Atatürk, Cumhuriyet'i bile henüz ilan etmemişken İzmir İktisat Kongresi'ni toplamıştı.
Alpullu Şeker ve Nazilli Basma fabrikaları gibi sanayi atılımlarının Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılmasının nedeni, Kurtuluş Savaşı gibi efsanevi bir direnişin zaferle sonuçlanmasına rağmen üretmeden varlığımızı sürdüremeyeceğimize olan inançtır.
Mesela Cumhuriyet'in ilanından sadece bir yıl sonra, 22 Eylül 1924'te tekrar geldiği Samsun'daki İstiklal Ticaret Mektebinde (bugünkü Samsun Ticaret Meslek Lisesi) söylediği "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" sözü de varlığımızı sürdürebilmek adına cehaletin yok edilmesine dönük eğitim seferberliğinin önemini ortaya koymuştur.
Bugün o reklam repliğindeki söylendiği gibi "Eğitim şart" diyoruz ya, bunu Büyük Atatürk 102 yıl önce söylemiş yani.
"Cumhuriyet aydınlanmadır" sözünü de bunun için söylüyoruz zaten.
Bugün günlerden 29 Ekim 2026.
Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümü yani.
Yine ve yeniden...
En büyük bayram hepimize kutlu olsun.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




