Evin İçindeki Yabancılar: Aynı Çatı Altında Yalnız Yaşamak
Akşam işten ya da okuldan eve dönüp kapıyı açtığımızda ilk yaptığımız şeylerden biri nedir? Çoğumuz eve girer girmez telefonu eline alır, televizyonu açar ya da kulaklığı kulağına takar. Aynı evde yaşayan aile bireyleri veya ev arkadaşları olarak, günün yorgunluğunu atmak için bir araya geldiğimiz o akşam saatlerinde bile aslında birbirimizden ne kadar kopuk olduğumuzu hiç düşündünüz mü?
Aynı masada yemek yiyen ama gözlerini telefon ekranından bir an olsun ayırmayan insanlar, modern hayatın en sıradan manzaralarından biri haline geldi. Fiziksel olarak aynı odada, hatta aynı koltukta oturuyor olabiliriz; ancak zihnimiz binlerce kilometre uzaktaki dijital bir akışın içinde kaybolmuş durumda.
Eskiden evler, günün koşturmacasından kaçıp sığındığımız, insanlarla yüz yüze konuştuğumuz ve gerçekten dinlendiğimiz alanlardı. Akşam yemekleri masada sohbet edilerek geçer, günün nasıl geçtiği karşılıklı anlatılırdı.
Şimdi ise teknolojinin sunduğu o sonsuz eğlence dünyası, evlerin içine kadar girip bizi kendi kabuklarımıza çekiyor. Karşımızda oturan insanla konuşmak yerine, yüzlerce metre uzaktaki biriyle mesajlaşmayı tercih ediyoruz. Yan odadaki aile üyemize seslenmek yerine telefondan mesaj atar hale geldik. Fiziksel olarak bir arada olmak, artık ruhsal olarak da birlikte olduğumuz anlamına gelmiyor.
İşin ilginç tarafı, bu durum bir süre sonra insana rahat bile gelmeye başlıyor. İnsanlarla birebir iletişim kurmanın getirdiği o küçük sorumluluklar, dinleme çabası veya konuşma zorunluluğu, ekranların arkasında sessizce kayboluyor. Kendi dünyamızda, kimsenin bizi rahatsız etmediği sanal bir konfor alanı yaratıyoruz.
Ancak bu durum, uzun vadede bizi birbirimize yabancılaştırıyor. Aynı evi paylaşan ama birbirinin hayatındaki küçük detaylardan habersiz insanlar oluyoruz. Bir sorunumuz olduğunda bunu en yakınımızdakilerle paylaşmak yerine, internetteki anonim kalabalıklara yazmayı seçiyoruz.
Hayatımızın büyük bir kısmını ekranlar karşısında geçirirken, en değerli anları en yakınlarımızla kaçırıyoruz. Bir akşamı televizyonu kapatarak, telefonu bir kenara koyup sadece karşımızdaki insanı dinleyerek geçirmek bazen zannedildiği kadar kolay olmayabilir; çünkü sessizlikle ve karşılıklı konuşmakla yeniden tanışmaya ihtiyacımız var.
Çatısı altında yaşadığımız insanları gerçekten görmek, onların sesini ekran gürültüsü olmadan duymak... Modern dünyanın koşturmacasında unuttuğumuz en insani şey belki de sadece budur.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




