Paylaş

İçimizi ısıtan bir haber

Fon skandalının yanı sıra, Gazeteciler Günü'nde gazetecilerin tutuklanmasının ve okullarımızda meydana gelen olayların canımızı çok sıktığı bugünlerde, dün gazetede yayımlanan bir haber içimizi ısıttı doğrusu.

Haber,“Samsun'da bilim köylere taşındı! Öğrenciler deneylerle keşfetti”başlığını taşıyor ve şöyle devam ediyordu:

“Koordinatörlüğünü Bafra Bilim ve Sanat Merkezinin, yürütücülüğünü Fen Bilimleri Öğretmeni Mehtap Yılmaz'ın üstlendiği proje, 21-23 Eylül 2026 tarihlerinde öğrencilerin ve velilerin katılımıyla tamamlandı.

Üç gün süren etkinliklerde öğrenciler laboratuvar malzemelerini tanıdı, bilimsel deneyler gerçekleştirdi ve maket tasarımları hazırladı.

Sanal gerçeklik (VR) gözlükleriyle farklı deneyimler yaşayan öğrenciler, gözlemlerini paylaşarak uygulamalı öğrenme sürecine katıldı.

Etkinliklerin ardından öğrencilerin 'Keşke her gün okulda böyle şeyler olsa' ve 'Yine gelir misiniz?' sözleri, programa duydukları ilgiyi ortaya koydu.

Öğretmenler de çalışmaların öğrencilerin araştırma, öğrenme ve keşfetme isteklerini desteklediğini belirtti.

Projeyle kırsal mahallelerdeki öğrencilerin bilimsel etkinliklere erişimine katkı sağlanırken okul, aile ve proje ekibi arasında etkileşim ortamı oluşturuldu.”

İlköğrenimini köy okulunda tamamlayan biri olarak böyle bir haberi okumuş olmaktan ne kadar mutlu oldum, bilemezsiniz.

1924 mübadelesiyle Selanik yakınlarındaki Sarışaban ilçesine bağlı Çayleyik'ten gelenlerin iskan edildikleri Aşağıçinik köyünün ilkokulu, mübadele öncesinde köyde yaşayan Rumların ibadethanesi olan kiliseden dönüştürülmüş bir binaydı.

Hafızam beni yanıltmıyorsa üç ya da dört derslikten oluşuyordu ve bazı sınıflarla aynı derslikte eğitim görüyorduk.

“Teknoloji” kavramını çok sonraları öğrenmiştim.

Laboratuvarı da orta kısmı erkek öğrencilere açık olan Mithatpaşa Kız Lisesinin ortaokul bölümünde görmüştüm ilkin.

Mithatpaşa'da piyanoyu gördüğümde mesela çok şaşırdığımı hatırlarım.

Müzik öğretmenimiz bir tuşa basıyor ve piyanodan çıkan sesin hangi nota olduğunu söylememizi istiyordu.

Piyanoyu ilk defa görmüş bir köylü çocuğu olarak“Nota nedir?” sorusunun cevabı da bana yabancıydı.

Hiçbir vakit piyanodan çıkan sesin hangi notaya ait olduğunu bilemedim.

Ve müzik dersinden kalan sınıftaki tek öğrenci bendim galiba.

Zira çocukluğumda bildiğim ve gördüğüm tek müzik aleti köydeki komşumuz Hasan Ağa'nın (Hasan Günaydın) bağlamasıydı.

TÜBİTAK'ın Bafra'nın kırsalındaki çocukları bilim ve teknolojiyle tanıştırması bu nedenle içimi ısıttı.

Umutlandım.

Zira bir dönem, YBO denilen Yatılı Bölge Okullarının kurulmasıyla köy okullarını kapatma yanlışına düşmüştük.

Oysa Cumhuriyet aydınlanması, Köy Enstitülerini kurarak kalkınmayı köylerden başlatmayı seçmişti.

Köy Enstitüsü mezunlarının başarısından etkilenen, dolayısıyla onların rahle i tedrisinden geçmiş öğretmenler, yurdun dört bir yanındaki köylerimizde çocuklara rol model olmuşlardı.

Köy çocuklarının kendilerine“Ben de onun gibi olacağım”diyerek örnek aldıkları o öğretmenleri, YBO'ları kurma yanlışının da etkisiyle köylerden uzaklaştırarak çocukların önünden rol modellerini de çekmiş olduk maalesef.

TÜBİTAK'ın Bafra'daki uygulaması gibi olmasa da içimi ısıtan bir başka örneğe Kavak'ın Köseli köyünde tanık olmuştum.

Muhtar Mehmet Çuğu, köyün günümüzde kullanılmayan okul binasını Millî Eğitimden devralarak bir sınıfını matematik, bir sınıfını da fen ötölyesine dönüştürüp öğrencilerin kullanımına açmış.

Atölyelerden sadece Köseli'nin çocukları yararlanmıyor.

Köseli köyüne her hafta sonu çevredeki il ve ilçelerin köylerinden çocuklar geliyor.

Ve Muhtar Mehmet Çuğu'nun, Köy Enstitüsü mezunu dedesi Mehmet Çuğu'nun adını verdiği matematik ve fen atölyelerinde bilim ve teknikle tanışma şansı buluyorlar.

İçimizi ısıtan bu tür uygulamaların çoğalması dileğimle.

NOT: Bu köşede iki gün önce, yani 21 Ekim'de yayımlanan “Samsun'un dolgu alanları ve parkları (1)” başlıklı yazımızı bitirirken, ertesi gün yayımlanacak yazıyı duyurmak amacıyla eklenen notta, Eğitim Gönüllülerine ait projenin Koç Grubu tarafından engellendiğine dair bir ifade kullanılmıştı.

Sehven yapılan bu hatayı düzeltir; başta siz okurlarımız olmak üzere tüm taraflardan özür dilerim

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.