Paylaş

Koltuklar Boş Kalmaz

Bir memlekette en kolay şey makam sahibi olmaktır. Zor olan, makamdan sonra insan kalabilmektir. Çünkü bizde makam, bir koltuk değil, bir kimlik zannediliyor. Adam müdür olunca yürüyüşü değişir. Başkan olunca selamı değişir. Muhtar olunca bile sesi değişir. Oysa koltuk aynı koltuktur. Değişen sadece oturanın aynaya bakışıdır.

Tarih bize hep aynı dersi verir: Makamlar gelip geçicidir, insanda bıraktığı iz kalıcıdır.

Koltuk Adamı Büyütmez, Adam Koltuğu Büyütür.

Şöyle düşünün: İki kaymakam, iki belediye başkanı, iki öğretmen, iki imam düşünün. İkisi de aynı koltukta. Ama birinin adını duyunca insanlar ayağa kalkar, diğerinin adını duyunca arkasından konuşur. Neden? Çünkü birincisi koltuğa şeref katmıştır. İkincisi koltuktan şeref çalmaya çalışmıştır.

Hz. Ömer (R.A)  halife olduğunda omzuna un çuvalı alıp Medine sokaklarında dolaşıyordu. O un çuvalı halifeliği küçültmedi, halifeliği büyüttü. Çünkü insanlar dedi ki: “Bu koltukta oturan adam, gece aç gezenin kapısını çalıyor.” İşte makamı yücelten şey tam da buydu. Bugün ise bazı makam sahipleri un çuvalı değil, koruma ordusuyla geziyor. Halkın arasına değil, halkın üstüne çıkıyor. Kapıdaki güvenlik, içerideki sekreter, dışarıdaki protokol… Ulaşılmaz olmak, güçlü olmak sanılıyor. Oysa ulaşılmaz olan, güçlü değil, yalnızdır.

Unutmayın: Makam arabası sizi 5 yıl taşır. Makamdaki adaletiniz sizi 500 yıl taşır.

Makamın Hafızası Yoktur, İnsanın Hafızası Vardır.

Bu ülkede kaç bakan, kaç milletvekili, kaç belediye başkanı gördük? Çoğunun adını hatırlamıyoruz bile. Çünkü koltuktayken sadece koltuğu doldurdular, iz bırakmadılar. Ama bazılarını 50 yıl sonra bile rahmetle anıyoruz. Neden? Çünkü onlar koltukta oturmadılar, koltukta çalıştılar.

Samsun'da, Havza'da,  Hepimizin köyünde bir öğretmen vardır. Emekli olalı 30 yıl olmuştur ama hala “Hocam” denir. Bir muhtar vardır, 20 yıl önce muhtarlığı bırakmıştır ama hala köylü onun kapısını çalar. Çünkü o insanlar makamı bırakınca bitmediler. Makam onları bırakınca da adam kaldılar. Asıl mesele budur: Makamdan indiğinde kimsin? Eğer makamdan inince selam veren kalmıyorsa, sen hiç insan olamamışsındır. Sadece makam olmuşsundur. Makam gidince sen de gitmişsindir.

Bir söz vardır: “Adam makamdan güç alırsa, makam bitince adam da biter. Makam adamdan güç alırsa, adam gidince bile makam yaşamaya devam eder.”

Bugünün Hastalığı:

Makam Sarhoşluğu Bugün en büyük hastalık makam sarhoşluğu.

Küçük bir koltuğa oturan, kendini devlet zannediyor.

Bir imza yetkisi alan, kendini kanun zannediyor.

Bir rozet takan, kendini millet zannediyor.

Oysa makam, millete hizmet için emanettir. Mülk değildir. Kur'an'da ne diyor: “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten çekindiler. Ama insan yüklendi.” (Ahzab 72) Makam bir emanettir. Emanete hıyanet eden, koltuğu kirletir. Emanete sahip çıkan, koltuğu temizler.

Bugün memlekette iki tip yönetici var:

1. Makam odasının kapısını açık tutan. Çay söyleyen, dinleyen, not alan.

2. Makam odasının kapısını kapalı tutan. Randevu sistemi, özel kalem, koruma duvarı ören.

Birincisi makamı yüceltir. İkincisi makamı küçültür. Çünkü halk, kapısı kapalı makamdan korkar, kapısı açık makamı sever.

Gerçek Büyüklük:

İndikten Sonra da Alkışlanmak Siyasette, bürokraside, iş dünyasında herkes alkışlanır. Ama alkışın en değerlisi, koltuktayken değil, koltuktan indikten sonra olandır.

Gelin kendimize soralım:

İlçelerimizde, 10-15-20  yıl önce belediye başkanlığı yapmış birini gördüğümüzde ne hissediyoruz? İçimizden “Allah razı olsun” mu diyoruz, yoksa yolumuzu mu değiştiriyoruz? İşte o his, o başkanın makamı yüceltip yüceltmediğinin cevabıdır. Büyük adamlar koltukları doldurmaz, koltukları aşar.Öyle bir iz bırakır ki, ondan sonra gelen “Ben bu koltuğa layık olabilecek miyim?” diye düşünür. Küçük adamlar ise koltuğu bile dolduramaz. Koltuk ondan büyüktür. O koltukta emanet gibi durur.

 KOLTUKLAR BOŞ KALMAZ, ADAMLAR BOŞ KALIR

 Şunu hiç unutmayın: Bu memlekette koltuklar hiç boş kalmaz. Bir gidenin yerine hemen biri gelir. Ama adamın yeri kolay dolmaz. Onun için gençlere hep şunu söylerim:

Makam peşinde koşmayın, adam olma peşinde koşun. Adam olursanız, makam zaten sizi bulur. Makam peşinde koşarsanız, adam olamadan makamı da kaybedersiniz. 

İlçenizden, köy kahvesinden, şehir merkezinden fark etmez… İnsanlar makamları değil, insanlar makamları yüceltir. Bir gün hepimiz o koltuklardan kalkacağız. Geriye ne kalacak biliyor musunuz?

Ne imza, ne mühür, ne makam arabası.

Geriye sadece bir cümle kalacak: “İyi adamdı.” ya da “Kötü adamdı. ”

Allah hepimize arkasından “İyi adamdı” denilen makamlarda oturmayı nasip etsin.

Sevgi ve Saygılarımla…

Günümüzün Hayrı ve Bereketi Üzerinize Olsun.

ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.