Geçen sene Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okul saldırısında, biri öğretmen olmak üzere çok sayıda öğrencimiz hayatını kaybetmişti.
Üstelik saldırıları düzenleyen de o okulların bir öğrencisiydi.
Dün Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki endüstri meslek lisesinde öğrencilere av tüfeğiyle ateş ederek onlarca öğrenciyi yaralayan çocuk gibi.
O da ateş ettiği çocuklar gibi o okulun öğrencisiymiş.
Bizim kuşağımızda okullarda çok rahat değildik.
Okul çıkışlarında arkadaşlarımızın üzerine kurşun yağdıranlar oluyordu ama amaç farklıydı.
Kutsuyor değilim ama 80 öncesinin öğrenci olayları, siyasi bir ayrışmanın sonucu olarak yaşanıyordu.
O kavgada sağdan da soldan da öğrencilerin kullanıldığını çok sonraları öğrenmiştik ki; 12 Eylül’ün yıldönümünde kaleme aldığımız yazıda bu duruma dair tespitlerimizi yazmıştık, hatırlarsanız.
Ve fakat...
Günümüzde okullarımızda yaşanan şiddet vakaları hepimizi çok şaşırtıyor.
Dolayısıyla, “Bu çocuklara neler oluyor?” diye soruyoruz haliyle.
O yaşta çocukların kanı kaynar.
Kavgaları da sebepsizdir çoğu kere.
Ve fakat...
“Yan baktın.” diyerek ikizinin yanında o güzel gözlü çocuğa kıymıştı biri.
O da bir çocuktu.
İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki Salıpazarı’nda Mattia Ahmet Minguzzi’ye bıçak darbeleriyle kıyanlar da çocuk yaştaydılar henüz.
Sebepsiz gibi görünüyor her bir vaka.
Ve fakat...
Bir sebebi olmalı bu vahşet halinin.
Nedir?
Araştırılmalıdır.
İlk akla gelen madde bağımlılığıdır.
Ki;
Dün gazeteden eve gelirken Süleymaniye Caddesi üzerinde, Ülkü Ocakları Başkanlığı ve MHP İl Başkanlığı yapmış Şaban Kılıç’a rastladım.
Hâl hatır sorma sonrası, konu döndü dolaştı, her duyarlı yurttaş gibi memleket meselesine kadar geldi.
Şaban Kılıç konuya bir soruyla yaklaştı ve şu soruyu sordu:
“Samsun’un en muhafazakâr mahalleleri hangisi?”
Ben, “Zeytinlik, Anadolu mahalleleri.” diyerek başlayınca, Şaban Kılıç tamamladı. Selahiye, Anadolu Mahallesi gibi birçok mahalleyi daha ekledi ve “Hepsi artık kayıp.” dedi.
Uyuşturucu kullanımının yaygınlığından şikâyet ederek, bu mahallelerde kontrolün kaybolduğunu ve dolayısıyla buralarda yaşayan gençlere yazık edildiğini anlatmaya çalışıyordu yani Şaban Başkan.
Ki; o mahallelerin sosyolojisini Samsun’da en iyi bilecek ve buna dair yorum yapabilecek etkin kişilerdendir Şaban Kılıç.
Uyuşturucu kullanımı ve satışının çok yaygın olduğu mahalleler, Şaban Başkan’ın “muhafazakâr” olarak tanımladığı İlkadım’ın bu mahalleleriyle sınırlı kalsa keşke.
Ve fakat...
Bir vesileyle yaşamakta olduğum Bahçelievler Mahallesinde ki; sokağımızın çok yakınlarında bile özellikle o sentetik uyuşturucuların kullanımının ve hatta satışının çok yaygın olduğunu öğrenmiş ve buna çok şaşırmıştım.
Daha önceki bazı yazılarımda da dile getirmiştim, hatırlarsanız. Çiftlik Caddesi (İstiklal Caddesi) ile Gazi Caddesi’ni birbirine bağlayan Şevketiye Caddesi üzerinde bir genç adam ambulansa bindirilirken, “Oğlum gitti!” diye feryat eden bir kadın, uyuşturucu nedeniyle komaya giren oğlunun sağlığı için kaygılanıyordu.
Ki; tanık olduğum o manzara, yaşam standartlarının şehrin varoşlarına rağmen daha iyi düzeyde olduğunu düşüneceğimiz Samsun’un İlkadım ilçesinin tam göbeği sayılabilecek bir yerindeydi.
Cadde ve sokaklarda yürürken, boş gözlerle tuhaf tuhaf bakan gençleri görüyorum sıklıkla. Bulutların üzerinde yürüyorlar sanki.
Belli ki o lanet maddelerden birinin esiri olmuş durumdalar.
Manisa’daki saldırgan böyle bir madde kullandığı için mi arkadaşlarının üzerine ateş açtı, bilmiyorum ama o sentetik uyuşturucunun esiri olmuş çocuklardan her türlü kötülük beklenebilir diye düşünüyorum.
Demem o ki;
Uyuşturucu büyük bir bela.
Polisimiz ve jandarmamız, çocuklarımızı bu beladan korumak adına mücadele ediyor elbette ama bu beladan kurtulmanın yolu sadece güvenlik güçlerinin mücadelesine bırakılmamalıdır. Terbiye aileden başlar ilkesinden hareketle, bu bela ile mücadelede ailelerimize de çok önemli bir görev düşüyor.