Paylaş

Nilüfer Çiçekleri Gibi Her Biri

“Biz bugün sadece bir şampiyonluk kazanmadık. Cumhuriyet’in bize açtığı yolda Türk kadınlarının neler başarabileceğini bir kez daha gösterdik. Bizden önce yolu açanlar, bize inananlar ve bizden sonra gelecek olan tüm kız çocuklarına armağan olsun bu kupa. Türk kadını mücadele etmeye ve kazanmaya devam edecek. Bu kupa hepimizin. Bu gurur hepimizin.”

Bu sözler, üç yıl aradan sonra yine ve yeniden Avrupa şampiyonu olan, Türk milleti tarafından “Filenin Sultanları” adıyla bilinen Kadın Voleybol Milli Takımımızın kaptanı Eda Erdem Dündar’a ait.

İki nedenden dolayı çok değerli bir açıklamadır.

Bu satırlarda yazılanları takip edenler, “Başarı sürdürülebilir olduğu sürece değerlidir” şeklindeki o bilindik sözü sıklıkla tekrar ettiğimi hatırlayacaklardır.

Kaptanımızın açıklamasını değerli kılan nedenlerden biri budur.

“Başarı merdivenlerini kimse eli cebinde çıkmamıştır” diye bir söz de var, bilirsiniz. Başarıyı kovalayanlar için çalışmanın, hatta çok çalışmanın gerekliliğini hatırlatır bize.

“Sultanlarımız”, bu büyük başarıyı, bir ay kadar önceki VNL (Voleybol Uluslar Ligi) şampiyonluğundan sonra, voleybolda ekol olarak bilinen ve dünya sıralamasında hâlen birinci sırada bulunan İtalya’yı yenerek üç yıl aradan sonra ikinci kez kazandıkları Avrupa şampiyonluğu ile taçlandırdılar.

Böylece bu büyük başarının asla tesadüf olmadığını, başarının sürdürülebilir olduğu sürece değerli olduğunu da bir kez daha hatırlatmış oldular.

Kadınlarımızın bu başarısı her bakımdan çok önemli.

Evvela bunun altını çizelim.

Peki, her alanda tel tel dökülürken kadınlarımız üst üste bu büyük başarılara nasıl ulaştılar?

Sosyolojik açıdan araştırılması gereken bir konudur elbette.

Ancak maç sonu bir oyuncumuzun, “Ben geç katıldım ama arkadaşlarım mart ayından bu yana çok çalıştılar” dediği gibi, özellikle spor müsabakalarında başarı çok çalışmanın sonucunda gelir.

Gün 24 saat ise bu kızlar, onun en az 10 saatini yoğun bir antrenman temposuyla geçiriyorlar.

O kupayı bize alın teriyle yıkanmış bedenler getirdi yani.

Beşeriz hepimiz.

İnsanız yani.

Doğaüstü yeteneğimiz yok hiçbirimizin.

Yeteneklerimizi ancak çok çalışarak ortaya çıkarabiliriz.

Kaptanımız Eda Erdem Dündar’ın dediği gibi, bu başarının yolunu açan bir başka ve önemli etken de Cumhuriyet aydınlanmasıdır.

Soframızdaki yerlerinin öküzümüzden sonra geldiğine inanılan kadınlarımız erkeklerle eşit haklara sahip birer yurttaş olmuşlarsa bunu Cumhuriyet’e ve Büyük Atatürk’e borçluyuz.

Ortadoğu için bataklık benzetmesi yapılır.

Ki, çok doğru bir benzetmedir.

Bu çağda bile kadınları alınıp satılabilen, yani “cariye” olarak görülen bir zihniyetin hâkim olduğu bu coğrafyada Filenin Sultanları, nilüfer çiçekleri gibidir aslında.

Nilüfer çiçeklerini bilirsiniz.

Bataklıkta yetişir nilüfer çiçekleri ama yetiştikleri yere zıt bir güzellik sergilerler.

Tıpkı Filenin Sultanları gibi.

İyi ki varsınız.

Ne mutlu “Türk’üm” diyene...

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.