Samsun Ticaret İl Müdür Kürşat Turpçu dün gazetedeydi.
Bürokratların görev yaptıkları illere aidiyet duygusuyla yaklaştıklarına çok alışkın değilim.
Çoğu görevini, kendilerine yüklenen sorumluluğu mesaisinin gerektirdiği ölçüde yaparlar. Görev süreleri tamamlandığında da o şehre ait bir anıyı bile saklamazlar.
Kimi bürokratlar da var ki; şehirde iz bırakmayı arzu ederler, görevlerini de bu şevkle yaparlar.
Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu görevini Samsun’da iz bırakmak üzerine kurguladığı izlenimi bıraktı.
Ki;
Kendisini ilk kez, rahmetli babamın tedavisi sürecinde bulunduğumuz Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi kantinindeki fiyatları denetlerken görmüştüm.
Görevini titizlikle yapıyordu.
Tek tek sorduğu ürün fiyatlarına dair etiketleri noksan gördüğünde, ‘’bunları görünür yerlere asacaksınız, bir daha geldiğimde her birini eksiksiz göreceğim’’ diyordu.
OMÜ kantinindeki denetleme bitince ‘’Araştırma hastanesinin kantinini denetleyecek misiniz?’’ diye sorduğumda, ‘’Buradan sonra oraya da gideceğiz’’’ cevabını almıştım.
Buna dair bir yazım da yayınlanmıştı.
Dün gazeteye geldiğinde, havadan sudan konuşmaktan ziyade, daha önce görev yaptığı Adana ve Antep’teki çalışmalarını ile Samsun’da yapmak istedikleri üzerine konuşmuş olduk.
TANZİM TEVZİ KOOPERATİFİ NEDEN OLMADI
Kürşat Turpçu’nun ziyareti, Ticaret İl Müdürü olan bir bürokratın görev tanımını fiyatları denetlemekle sınırlı tutmayıp, fiyat artışlarına neden olan üretim maliyetlerini en aza indirecek çalışmalar üzerine kafa yorduğunu öğretti bize.
Nedir bu çalışma?
‘’Tanzim tevzi kooperatifi’’ desem fırıncı esnafı, yada esnafın bağlı olduğu meslek örgütü hemen hatırlayacaktır sanırım.
Ekmek fiyatlarında maliyetin yüzde 40’ını, yani fiyatın yarısına un giderinin oluşturduğu bilinir.
Kürşat Turpçu, göreve başladığı 2021 yılı itibariyle ‘’Samsun için ne yapabilirim?’’ diye düşünürken fırıncılar ve bakkallar odalarıyla yaptığı toplantılarda ‘’Bir tanzim tevzi kooperatifi kuralım. Kooperatif üzerinden atıl durumdaki bir fabrikayı kiralayalım. TMO’dan buğday satın alıp un üretelim böylece ekmekteki unun neden olduğu yüzde 40 oranındaki maliyeti yüzde 25’e indirelim. Böylece hem halka ucuz ekmek verelim, hem halka ucuz ekmek yedirelim, hem de siz daha fazla para kazanın’’ demiş.
Ki; o tarihlerde TMO, un fiyatlarını sübvanse ediyordu. Buğdayı un yapacak fabrikalara, piyasadan aldığı fiyatın daha altında satıyordu yani.
Kürşat Turpçu, benzer projeyi bakkallara da önermiş.
Olmamış elbette.
Hem fırıncılar, hem de bakkallar bu projeye sıcak bakamamışlar nedense.
Nedendir bilinmez, bu şehirde iyi ve güzel şeylere karşı bir direnç var bu şehirde.
SİMİT ZAMMINI ENGELLEDİK
Samsun simidi halen 15 liradan satılıyor biliyorsunuz.
Esnaf Odası, simit fiyatının 17,5 liraya çıkarılması için teklifte bulunduğuna dair haber Samsun gazetelerinde yayınlanmıştı biliyorsunuz.
Valilikten bir Vali Yardımcısının da üye olduğu komisyona gelen teklif, aralarında esnaf odalarından temsilcinin de bulundu komisyon tarafından oy birliği ile alınan kara sonucu kabul edilmemiş.
Bir simit için 85 gram un kullanılıyor. 50 kiloluk bir un çuvalından yaklaşık 600 simit üretilebiliyor. 600 simit 15 liradan satıldığında 9 bin lira gelir elde ediliyor. 50 kiloluk un çuvalına ortalama bin 500 lira ödendiğini varsayarsak, bu da maliyetin ancak 6’da biri kadarını oluşturuyor. Hadi diyelim, işçilik gideriyle birlikte bir çuval unla üretilen yaklaşık 600 simitten elde edilecek 9 bin liralık gelirin yarısı işçilik ve diğer giderlere harcanmış olsun. Gelirin yine yarısı kal olarak esnafa kalmış oluyor.
Esnafın mağdur edilmesini asla istemem elbette ama vatandaşın da korunması gerektiğini isterim.
Denetlemeler sürsün elbette ama denetimlerde esnafın da halkın da mağdur edilememesi için o hassas denge korumak adına azami özen gösterilsin.