Samsunspor'un son haftalarda aldığı başarısız sonuçlar, oynanan futbol ve yaşanan sıkıntılar elbette hepimizi üzüyor.
Haklı olarak da birçok Samsunspor sevdalısı taraftar tepki gösterip, çeşitli bahanelerle maçlara gelmiyor.
Başarı yoksa, eleştiri kaçınılmaz. İstesek de istemesek de bunu kabulleneceğiz.
Öncelikle şunu bir kenara koyalım. Samsunspor bu şehrin sıradan bir futbol takımı değil, bu şehrin en önemli markası mı?...
Evet...
Ortak sevdamız mı?..
Evet...
Öyleyse kırgınlıkları, küskünlükleri bir kenara bırakalım.
Başkan Yüksel Yıldırım son gelişmelerle ilgili çok önemli açıklamalar yaptı. Lütfen açıklamanın tamamını sakin kafayla okuyalım.
Kulak vermeli bu çağrıya...
Başkan Yıldırım’ın, "Bugün sizlere bir başkan olarak değil, bu şehrin sokaklarında büyümüş, tribünlerin öfkesiyle coşmuş, maratonun sesinde kendimi bulmuş, Atatürklü arma için ömrünü vermeye hazır bir SAMSUNSPOR DELİSİ olarak sesleniyorum. Bazen kullandığım sözler sizleri kırdı. Bunu biliyorum. Ama bir şeyi açıkça söylemek istiyorum. Ben taraftarlarla kavga eden bir başkan olarak anılmak istemiyorum. Taraftarlarla birlikte Samsunspor’un çıkarları için kavga eden bir başkan olmak istiyorum” sözleri, bence çok anlamlı.
(Başkanın açıklaması çok uzun olduğundan buradan yayınlayamıyorum, lütfen rica ediyorum açıklamanın tamamını bir kez okuyun.)
Evet, yanlışlar olabilir...
Transferler eleştirilebilir, bilet fiyatları tartışılabilir, sahadaki futbol beğenilmeyebilir.
Başkanın geçmişte kullandığı bazı sözler taraftarın bir bölümünü kırmış da olabilir.
Bunların hepsi konuşulur, ortak noktada buluşulur ki, başkan da o adımı attı.
Ama konuşurken bir şeyi kaybetmemeliyiz:
Samsunspor sevgisini…
Başkan Yıldırım’ın da söylediği gibi "Bizim kavgamız birbirimizle değil, Samsunspor’un daha iyi yerlere gelmesi için olmalı"...
Meselenin özeti tam da bu...
Evet; önümüzde kritik maçlar var. Bu süreçte takımın sadece futbolculara ve teknik ekibe değil, tribünlerdeki o büyük Samsunspor gücüne de ihtiyacı var.
Şimdi; geçmişte yaşanan kırgınlıkları büyütmenin, birbirimize sırt dönmenin zamanı değil.
Şimdi tribünleri doldurma zamanı.
Başkanın kapısının ve gönlünün taraftara açık olduğunu söylemesi de çok çok önemli.
Taraftar da kendi üzerine düşeni yapmalı.
Eleştiri yine yapılsın, yanlışlar yine söylesin ama takım yalnız bırakılmasın.
Şunu unutmayalım, Samsunspor ne başkanın, ne yöneticinin, ne futbolcunun, ne teknik ekibin, ne de belli bir taraftar grubunun değil, tüm Samsun'undur…
Bu şehrin Samsunspor’udur...
Sonuç olarak; Kırgınlıkları bir kenara bırakalım, eksikleri hep birlikte konuşalım, yanlışları hep birlikte düzeltelim ama Atatürklü armadan asla vazgeçmeyelim.
Çünkü Samsunspor’a küsülmez...
Bugün yapılması gereken de çok açık:
Tribünler dolacak, ses yükselecek, takım yalnız bırakılmayacak.
Başkanın çağrısına net cevap ise...
Tek yürek, tek ses, tek sevda olmalı…
Haydi Samsun, şimdi kenetlenme zamanı!