Paylaş

Samsunspor’un zor dönemeci

Samsunspor’un bugün Konyaspor’la oynayacağı maç, Süper Lig’deki kaderini büyük ölçüde belirleyecek bir maç olacak.

Zor bir dönemeçte yani Samsunspor.

Ve fakat…

Takımın havası pek iyi değil.

Buna karşın, şehirdeki atmosfer de takımın üzerindeki kara bulutları dağıtabilecek özellikte değil.

Her kafadan bir ses çıkıyor.

Henüz ligin ilk yarısı bile dolmamışken, şehrin sokaklarında kime rastlasak “Düşecek miyiz?”sorusuna muhatap oluyoruz. Bu sorunun muhatabı olmamamıza rağmen, dilimiz döndüğünce böyle bir şeyin olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz.

Oysa enseyi karartmanın da, kispete vurmanın da bir anlamı yok aslında.

Zira yenilgiyi peşinen kabullenmek, bir insandaki ya da bir gruptaki mücadele azmini yok edebilecek en tehlikeli durumdur.

Özellikle futbol takımlarında yenilgiyi olağan görmek gibi bir durum çok daha tehlikelidir.

Oysa bu çocuklara başarabileceklerini ve girdaptan çıkabileceklerini anlatmalı, onları buna inandırmalıyız.

Hani nasıl denir?

“Hep destek, tam destek.”

Takımı bir makine gibi düşünmek gerek.

Kulüp yönetimi, takımın dişlilerinden bazılarını değiştirmek gibi bir karar almış.

Öyle anlaşılıyor ki o karar hatalı bir karar olmuş.

Meslek büyüğümüz rahmetli Nazif Demirel, bir şiirinde “Vapur dumanı karıştı diye mavisine bu gökyüzünün, vaz mı geçelim hayal kurmaktan? Silelim mi defterimizden denizi? Yok diye yelkenimiz, küreklerimiz”demişti.

“Umutsuzluğa kapılmayalım” demişti yani rahmetli.

Vardır bir çaresi yani.

Ki…

Var aslında.

Çare birlik olmaktan geçiyor.

Hatadan dönmek de bir erdemdir.

Başkan Yüksel Yıldırım’ın, kulübü devredebileceği konusunda İsmail Uyanık’a hitaben “Gelsin konuşalım” diyerek uzattığı el gibi.

Uzatılan bu elin belli şartlara bağlı olduğu için “zeytin dalı”özelliğinde olmadığını kabul ediyorum.

İsmail Uyanık, Yüksel Yıldırım’ın uzattığı bu eli ciddiye alıp sıkacak mıydı?

Aradım ve konuştum elbette.

Bu teklife başlangıçtaki yaklaşımı, birliktelikleri bozulurken kamuoyuna yansıyan açıklamaların ortamı germesi nedeniyle sıcak değildi elbette. Ancak İsmail Uyanık tecrübesinde bir yöneticinin, özellikle yaşam biçiminin bir parçası olarak gördüğü Samsunspor söz konusu olduğunda, geriye kalan konuları teferruattan ibaret olarak göreceğine inandığım için konuştuklarımızı anında köşeme taşımadım.

Samsunspor’u geçmişte düştüğü kötü durumdan el ele vererek kurtarmış iki arkadaşın ilişkileri bozulmuş olsa da Samsunspor konusunda geçmişte yaşanan kırgınlıkları unutarak “ortak aklı”yeniden oluşturabileceklerine inandım açıkçası.

Çünkü temel inancım odur ki Samsunspor'un bugün ihtiyacı olan şey yalnızca iyi futbolcular veya yeni bir teknik direktör değil, kulübün geleceği konusunda şehrin ortak bir irade oluşturabilmesidir.

Birçok insan ortamı germek için yollar ararken, “Ben bari yangına körükle gitmeyeyim”dedim yani.

Ne dersiniz?

O ortak akıl oluşur mu?

Neden olmasın?

Ancak bir “güven testine” ihtiyaç var.

Karşılıklı güveni tesis etmek de camiaya düşüyor elbette.

“Geçmiş geleceğin aynasıdır” denildiği gibi Samsunspor, geçmişte kulübe kayyım atandığı ve kapısına kilit vurulan o kara günleri hatırlamalı, geleceğini ona göre kurmalıdır.

Her girişimini yarım bırakmış Samsun şehri bunu bari başarabilse ne güzel olur değil mi?

Yap bunu Samsun!

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.