Sayın Bayram "Siz 2012'de Samsun'un acısını bilir misiniz".?.
Samsun'a , bu kentin geçmişini, hafızasını bilmeyen kişiler 'Tepeden paraşütle inip makamlara oturunca' ben ürküyorum açıkçası.
O nedenle de 'her açıklamalarını' dikkatle izliyorum.
Çünkü bu kentin 'risklerini bilmeyenler ve bilmedikleri halde sorun yokmuş gibi konuşanlarla', 2012'den önce yaşanan su taşkınlarını görüp de tedbir almayanların bakış açıları aynı gibi..
Hiç unutmam 2012'de yaşanan ve 14 kişinin boğularak yaşamını yitirmesinden sonra dönemin belediye başkanı Metin Burma, "Ben risklerle ilgili Büyükşehir'e rapor yazmıştım" diye açıklama yapmıştı.
Ne oldu sonra..
Sağanak yağmur sonrası, sel bir geldi, Samsun'da canları aldı gitti.
Kent Merkezi, Atakum, Canik çaresizliği yaşadı.
Dönemin yetkilileri de sonra çıkıp, "Bu bir afet dedi'. Yani işi 'Yaradan’a bağladı.
Şimdi Kocaeli'nden daha iki ay önce Samsun'a gelen Büyükşehir Genel Sekreteri İlhan Bayram'ın 'bir olumsuzluk olursa teyakkuz halindeyiz" gibi boş laflarını çok duyduk biz..
Ne yapacaksınız ki, olumsuzluk olduğu anda, önceden tedbir almadıysan..
Sel sularının önüne mi çıkacaksınız..
Yoksa, daha önceden almadığınız tedbirler nedeniyle yaşanabilecekleri 'Sonuçta Allah'ın işi mi diyeceksiniz'..
Önce tedbir sonra tevekkül boşuna mı demişler.
O nedenle, yaşananları basit bir yağmur gibi almayı bırakın Sayın Genel Sekreter..
Siz siz olun daha önce bu kentin yaşadıklarından ders alın..
Dışarıda kıyamet koparken, teyakkuzda olun, evinizde oturacak değilsiniz elbette ama 'tedbirinizi su kontrolsüz harekete geçmeden alın'..
Neler gördü bu kent neler.
Ne acılar çekti. Ne gözyaşları gördü.
Ne yürekler yandı, ocaklar söndü.
Kapıcı dairesinde çocuklarıyla can veren babayı uğurladı bu Samsun..
Türkiye'yi ağlattı minik Bedirhan'ın, kardeşiyle birbirlerine sarılmış cansız bedenleri..
Konumu yönetici olan ne yönetemeyenleri gördü..
Her şey kontrolüm altında sanarak, kendini kandırdığı kentte, faciayı yaşadığında, 'ayağında çizmelerle' çaresiz kalanları da, 'nasıl oldu bu iş' diye derinlere dalanları da..
O nedenle 'ürküyorum' yetkililer hiçbir şey yokmuş gibi açıklama yapınca..
Allah korusun diyorum, 'Acaba yine mi' diyorum.
Otomobili Atakum'da anayolda bir anda su taşkını içinde kalmış ve pert olmuş, gazete bürosunu su basmış bir vatandaş olarak ta ürküyorum.
Bilmediğiniz Samsun için sizlerin bu rahat açıklamalarını duydukça, "Yine benzer sözler, yine aynı rahatlık" diye uyku girmiyor gözlerime..
Onlarca deresi olan bu Samsun'da, daha dikkatli olmak, daha temkinli konuşmak gerekir.
Salıpazarı çok yağmur alırsa, Terme zordadır;
Ayvacık'ta su taşkını olursa, Çarşamba ovaları risk altındadır.
Yılanlıdere taşarsa, Mert Irmağı tehdittir, Canik boğulur.
Pelitköy, Büyükoyumca bölgesi çok yağış alırsa Atakum sahili tehlikededir denilerek önlem almak şarttır..
Trabzon Araklı'da yaşananların acısı henüz daha tazeyken, 'Olumsuzluk yok demek', Samsun'un su taşkını geçmişini ve coğrafi yapısını hafife almaktır.
Çok tehlikeli buldum.
Lütfen biraz ciddiyet..
Not: CHP'li Tekcan'ın mecliste SAMULAŞ'ın borçları, karı ve zararıyla ilgili söyledikleri ve satılmak istenilen bir arsa için Büyükşehir Belediyesi'ni eleştirisiyle ilgili yorumumu önümüzdeki günlerde yapacağım.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




