Paylaş

Su Politikalarının Önemi

Su hayattır.

Suyun olmadığı yerde bırakın canlı yaşamını, ot bitmez ot!

Son yüzyılda dünyanın başına örülen çorapların tamamının bugüne kadar fosil yakıtları kontrol etmek için örüldüğünü biliyoruz.

Petrol, doğal gaz ve kömür en önemli enerji kaynakları olarak görüldüğü sürece başımıza daha çok çorap örülecektir.

Saddam Irak'ının ABD emperyalizmi tarafından işgaline, "Kimyasal silah üretiyor." gibi bir gerekçe ileri sürülse de asıl amacın Irak petrolünü ABD'li şirketlere pompalamak olduğunu bilmeyen yoktur.

Farkındaysanız aynı ABD emperyalizmi, benzer gerekçeleri İran'ı bombalamak için ileri sürüyor. Donald Trump, Hürmüz Boğazı'na"Trump"adının verilmesini istediği gibi, ara sıra İran'ın petrolünü kontrol altına alma arzusunu da dile getirirken asıl amacın petrol olduğunu itiraf ediyordu.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun bir şafak vakti sarayındaki yatağından alınarak New York zindanlarına konulmasının nedeni de her ne kadar Venezuela'yı demokratikleştirmek olarak gösterilmeye çalışılsa da sonunda bu ülkenin petrolünün kontrolünün ABD'li şirketlere verilmesiyle buradaki asıl amacın Venezuela petrolüne çökmek olduğunu anlamış olduk.

Pardon...

Amacın başından beri bu olduğu zaten anlaşılıyordu.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın çıkma nedeni de aslında fosil yakıtların daha çok hangi ülkenin kontrolünde olacağı üzerinden şekillenmedi mi?

Fosil yakıtlar en önemli enerji kaynağı olduğu sürece dünyanın başına daha çok çorap örülecektir.

Ve fakat...

Fosil yakıtlar bir gün bitecek elbette.

Ömürlerinin de çok uzun olmadığı anlaşılıyor.

Ama su öyle mi!

Yaşam kaynağımız su hep olacak.

Gelecekte de emperyalistler dünyanın başına çorap örmeye devam edecekler elbette. Gerekçeleri petrol olmayacak belki ama su olacağı kesin.

Hatırlayın, Hafız Esad Suriye'si, Fırat ve Dicle sularını kontrol etme çabalarımızın bir sonucu olarak GAP kapsamında Keban'dan sonra Atatürk Barajı gibi suya gem vurma projelerimizi hayata geçirirken ülkemize aba altından sopa göstermeye çalışmadı mı?

Gelecekte başka enerji kaynakları bulunacak elbette.

Suyun gücü de enerji kaynaklarından biri olmaya devam edecek. Ancak su sadece enerji üretmenin bir aracı değil ki.

Su bize nasıl hayat veriyorsa toprak da suyla yeşerir.

Kıymetini bilelim yani.

Ki köylerimizdeki kavgaların bile çoğu suyu paylaşamamanın sonucunda çıkıyor.

Bizim köyde bile en az iki cinayetin, suyu kimin daha fazla kullanacağı konusunda çıkan kavgalar sonucunda meydana geldiğini hatırlarım.

Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız da nicedir suyun kontrolüne dikkati çekiyor.

Bir Samsun hemşerisidir Dursun Yıldız. Su politikaları üzerine kafa yorar ve bu nedenle de ülkemizin önemli yayın organlarında bu konudaki görüşlerini dile getirir.

"Kontrolsüz güç, güç değildir." denildiği gibi, suyun muazzam gücünün kontrol edilmesi gerektiğini sıklıkla hatırlatıyor Dursun Yıldız.

8 Ekim'de Ekonomi gazetesinin tarım sayfasında kaleme aldığı yazıda, iklim krizinin bir sonucu olarak doğayı ve iklimi öncelikli konular olarak ele almamız gerektiğini anlatıyordu.

Su kontrol altına alınmadığı sürece çok tehlikeli sonuçlar doğuruyor. Önceki gün İstanbul'da yaşanan felaket gibi, şehrimizde de iki üç yıl arayla meydana gelen sel felaketleri bunu gösteriyor.

"Allah'ın rahmeti." demiş ve öyle inanmışız oysa.

Bu nedenle su, kontrol edildiği sürece doğaya da insan yaşamına da zarar vermez.

Zarar veren su taşkınıdır.

Yaşam alanlarımızı da buna göre planlamalıyız.

Ülkemiz, Güneydoğu Anadolu Projesi'ne (GAP) çok önemli kaynak aktarmıştı.

Çarşamba ve Bafra ovalarının sulanmasına ve saha içi drenajına da önemli yatırımlar yaptı ülkemiz.

Aşağı Yeşilırmak ve Aşağı Kızılırmak projelerinin ikinci aşaması olarak bilinen bu iki proje, bölgemiz ekonomisi için çok önemli olmasına rağmen 40 yıl önce başlatıldı ama hâlâ fiziki gerçekleşmeleri yarı seviyeye bile ulaşabilmiş değil maalesef.

Ülkemizin önemli iki akarsuyu olan Yeşilırmak ve Kızılırmak üzerinde suyu kontrol altına alacak barajları yaptık. Bunun içindir ki Çarşamba'yı artık sel almıyor. Ama suyu maalesef hâlâ ekonomimizi büyütebilecek ölçüde kullandığımızı söyleyemiyoruz.

Su Politikaları Derneği Başkanı olarak Dursun Yıldız da sıklıkla bu eksikliğe dikkatimizi çekmeye çalışıyor zaten.

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.