Paylaş

Sürekli Bir Şey Kaçırıyor Hissinden Nasıl Kurtuluruz? (Bana Göre)

Cebimizdeki telefon hafifçe titrediğinde ya da ekranda minik bir kırmızı nokta belirdiğinde elimiz refleks olarak o cihaza gidiyor. İster önemli bir e-posta olsun, ister bir sosyal medya beğenisi, isterse hiç ilgimizi çekmeyen bir uygulamanın indirimi... O bildirime bakmadan durmak neredeyse imkansız bir hal aldı.

Peki, gün boyu bizi kendi ritmimizden koparan bu küçük dijital dürtüklemelere neden bu kadar teslim oluyoruz?

Beynimiz, belirsiz ödüllere karşı son derece hassas. Bir bildirimin arkasında ne olduğunu bilmemek, zihnimizde bir merak kıvılcımı çakıyor. "Belki önemli bir haberdir", "Belki biri bana ulaştı" ya da "Gündemde bir şey kaçırıyorum" fikri, bizi sürekli alarm halinde tutuyor.

İşin komik tarafı, ekranı açtığımızda gördüğümüz şeylerin yüzde 90’ının hayatımız için hiçbir aciliyeti olmaması. Yine de o ekrana bakma dürtüsü, odağımızı bölmeye ve bizi yaptığımız işten alıkoymaya yetiyor. Bir şeyi okurken, bir işi bitirmeye çalışırken ya da masada oturmuş bir şeyler içerken sürekli kesintiye uğrayan bir zihinle yaşamak zorunda kalıyoruz.

Bu durum aslında çaresiz bir alışkanlık değil. Teknoloji şirketleri bu bildirimleri dikkatimizi orada tutmak için özel olarak kurguluyor; ama o ekrandaki kırmızı noktaların bizim hayatımızı yönetmesine izin vermek zorunda değiliz.

Aslında çözüm gayet basit birkaç adımla başlıyor:

  • Gerçekten acil olmayan uygulamaların bildirimlerini tamamen kapatmak,

  • Telefonu sürekli gözümüzün önünde değil, biraz daha uzağımızda tutmak,

  • Günün belli saatlerinde bildirimleri kontrol edip geri kalan zamanda kendi odağımıza dönmek.

Bir işe odaklanıp onu kesintisiz bir şekilde tamamlamanın, bir insanı bölünmeden dinlemenin veya sadece boş boş durup zihni dinlendirmenin keyfi, hiçbir bildirimde yok.

Günün sonunda kontrolü eline almak, telefonun size ne zaman bakmanız gerektiğini söylemesini engellemekle başlar. Bırakın o bildirimler biraz beklesin; dünya siz iki dakika geç bakınca durmuyor.

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.