loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7048
  • Euro 6.3163
  • GR ALTIN 276.23
  • ÇEYREK 451.64

  • 24 Mayıs 2019, Cuma 10:00
İSMAİLBAŞARAN

İSMAİL BAŞARAN

SUYA ZAM SAVUNULAMAZ

Dünyanın dörtte üçü su ile çevrilmiştir. Doktorlar insan hayatının dörtte üçünün de suya muhtaç olduğunu ileri sürmektedir. Tamam, da şimdi Samsun’da yeni gelecek olan zamlarla insan hayatı tehlikeye girecek midir?

İnsanların fazla su içmeleri gerekiyor da Büyükşehir Belediyesi suya neden bu kadar zam yapıyor, Allah’ın suyunu kula vermek için neden bu kadar zam yapıyor? Yeni su kaynakları bulup insanlara dağıtmak için mi yoksa personel fazlasının maaşlarını dağıtabilmek için mi?

Samsun'da İçme suyuna yüzde 25 gibi büyük bir zam yapma teklifini gündeme SASKİ getirdi. Bu teklif komisyondan da onayı aldı.

Oysa 31 Mart seçimleri öncesi AK Partili Samsun Büyükşehir Belediyesi suda yüzde 15'lik indirim yapmıştı. Şimdi yüzde 25’lik zam, kısacası vatandaşa kaşıkla verilen testiyle geri alınıyor. Bunun da adı hizmet oluyor.

Yetmedi bir de sayaç okuma paralarına fahiş zam geliyor. Gerekçe sanırım Belediye’nin giderleriymiş. Belediyenin giderlerinin fazla olması vatandaşın suçu mu yoksa gereksiz personel alımı mı?

Sayaç okuma bedeline ise yüzde 150 zam, bunun adı düpedüz soygundur, hem de Belediye eliyle soygundur. Belediye benim vergilerimle su bulacak dağıtacak sonra da sayaç okuma bedeli alacak vatandaştan.

Alınan oylarla iş başına gelenler bu oyların karşılığını vatandaşa yol, su elektrik hizmeti olarak vereceğine zam olarak geri döndürüyor.

Seçim öncesi indirim yapanlar seçim sonrası bindirim yapıyorlar. Eşeği kaybolduğu için üzülen vatandaş da kendi eşeğini bulunca seviniyor.

Böyleyiz işte, düşünüp hareket etmiyoruz, düşünüp hareket edenler de aşağılanıyor, ötekileştiriliyor.

İktidara göre Türkiye uçuyor, ancak bu hıza vatandaş yetişemiyor, sonuç olarak da olduğu yerde sayıyor, uçanların yanında da günden güne yerinde sayıp geri kalıyor.

 

65 YAŞINDA EMEKLİLİK

Emeklilik işlemleri için uğraşan Temel sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca Temel ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır.

Görevli kadın; “Gömlek düğmelerinizi açın o zaman” der.

Şaşıran Temel bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın; “Tamam, bu gördüğüm yeterli” yanıtıyla evrakları onaylar.

Temel şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır. Fadime’den gelen yanıt bir başka olur: “Keşke pantolonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı da alırdın...”

Türkiye’de emeklilik yaşı hala tartışılıyor. yaş fazla diyenler de var, 65 yaş az diyenler de.

Bu tartışmanın altında Türkiye’nin ekonomisinin günden güne kötüye gitmesi yatıyor. Dış borçların artması, toplanan vergilerin fabrikalar yapılıp üretimin artmasına yatırılacağı yerde saraylara ve hizmet adı altında lüks araçlara yatırılması gibi nedenler yatıyor.

Sonra da hayat pahallılığı yüzünden ekmek bulup yemekte zorlananların 65 yaşından sonra emekli olması isteniyor.

Sonra da Türkiye’de adalet var deniliyor. Millet 40 yıl çalışsa da emekli olamıyor, milletin vekili yirmi yaşında seçilip 2 yıl vekillik yapınca hayat boyu milletvekili maaşı alıyor.

Ben böyle Adaletin…

 GÜNÜN SÖZÜ

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. (Don Herold)

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık