loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 26 Kasım 2018, Pazartesi 10:00
ŞÜKRÜKARAMAN

ŞÜKRÜ KARAMAN

Ölüm Kuyusu

Zonguldak Kilimli’deki kaçak maden ocağında üç emekçinin yaşamını
yitirmesi iş cinayetlerinin ne denli önemli ve ıskalanamaz olduğunu
bir kez daha gözler önüne serdi.

Ermenek ve Soma’da olduğu gibi yerin yüzlerce metre altında saatlerce
kazma sallayan üç maden emekçisi, özelleştirmenin,  güvencesiz
çalışmanın, ihmalkarlığın, yetersiz denetimin, aşırı para hırsının
kurbanı oldu.

Günde ortalama beş işçinin canını alan iş kazalarında Türkiye, Avrupa
şampiyonluğunun yanı sıra dünya üçüncüsü .  Sadece bu yılın 10 ayında
çeşitli iş kollarında bin 640 emekçi iş kazalarının kurbanı oldu.
Kuşkusuz bu rakam yıl sonuna dek daha da artacak, belki de rekora
ulaşacak.

Yaşamını yitirenlerin iki katı  kadar emekçi yaralanma ve hastalık
sonucu iş göremez hale geliyor. Özelleştirme ve taşeron çalıştırmanın
yaygınlığı, sendikasızlaştırma,  yetersiz denetim, eğitim yoksunluğu,
kaçak maden ocaklarının çoğalmasından ötürü iş cinayetleri her gün beş
ailenin ocağına ateş düşürüyor.

Olumsuz, iç burkan tabloya karşı önlemlerin, denetimlerin artırılması
gerekirken, ne yazık ki iş kazalarına karşı çıkarılan yasanın
uygulanması ertelendi.

2012’de TBMM’den büyük destekle çıkarılan kamu kurumları ile 50’den az
işçi çalıştıran özel sektöre ait az tehlikeli işyerlerinde 1
Temmuz’dan itibaren iş güvenliği uzmanı ile iş yeri hekimi bulundurma
zorunluluğunu öngören yasanın uygulanması anlaşılmaz tutumla 2020
yılına ertelendi. Yine 10’dan az işçi çalıştıran bakkal, manav,
muhasebeci ve avukatlık bürolarına kadar az tehlikeli işyerlerinde iş
güvenliği uzmanı hizmeti alma zorunluluğu da 2020 yılına ötelendi.

Yeterli hekim ve uzman bulunmadığı öne sürülse de özellikle küçük
işyerlerine gelecek ek maliyeti öne süren işverenlerin talebi
ertelemede etkili oldu.

Büyük umutlarla çıkarılan yasanın uygulanması önce 1 Temmuz 2017’ye
daha sonra da 2020 yılına bırakıldı. Böylelikle “hedef sıfır iş
kazası” sloganı ile aylar önce başlatılan kampanya amacından saptı.

Yasanın tüm işyerlerinde uygulanabilmesi için en az 30 bin işyeri
hekimine gereksinim bulunduğu bildiriliyor. Halen 14 bine yakın işyeri
hekimi mevcut. Yasanın çıktığı 2012’den bu yana hekim sayısı neden
artırılmadı? İş cinayetlerinin genelde küçük, özellikle özel sektöre
ait işyerlerinde oluştuğu dikkate alındığında yasanın uygulanmasının
ileriye ötelenmesini anlamak mümkün değil.

İşyerlerini “küçük” deyip geçiştirmemek lazım. İş cinayetleri her an
her yerde meydana gelebilir. Veriler, ölümlerin ve yaralanmaların
büyük bölümünün küçük işyerleri ile işletmelerde olduğunu zaten ortaya
koyuyor.

En çok iş cinayetinin meydana geldiği yerlerin başında az sayıda
işçinin çalıştığı kaçak kömür ocakları geliyor. Bu ocaklar denetimden
yoksun, her türlü tehlikeye açık, adeta ölüm saçıyor. Emekçilerin
asgari ücretin bile altındaki para ile çalıştığı son derece ilkel bu
işyerleri denetimsizlikten rahatça at oynatıyor,  giderek
yaygınlaşıyor,  adeta  ölüm kuyusu haline geliyor.

Hangi gerekçe öne sürülürse sürülsün, iş cinayetlerine karşı çıkarılan
yasanın ertelenmesi doğru olmadı. İş güvenliği gibi son derece önemli
bir yasa ertelenirse  günde beş emekçinin yaşamını yitirmesi de
kaçınılmaz olur, Türkiye Avrupa şampiyonluğunu başka ülkeye kaptırmaz,
dünya şampiyonluğuna doğru hızla koşar.

Toplumsal sorun haline gelen iş kazalarına karşı yasa çıkarıyorsunuz,
ardından hayata geçmesini erteliyorsunuz.  O zaman sorarlar, “Bu ne
perhiz bu ne lahana turşusu?”

Eğer radikal önlemler hayata geçirilmez, kaçak işyeri sahiplerine
hapis cezası dahil ağır yaptırımlar getirilmez, sendikalaşmanın önü
açılmaz, taşeron çalıştırmanın yaygınlaşması engellenmezse Türkiye’nin
 dünya şampiyonu olması kaçınılmaz hale gelir.

Olan asgari ücret ve altındaki ücret ile her türlü sosyal güvenceden
yoksun çalışan gariban emekçiye oluyor.  İş cinayetleri acımasızca her
gün beş emekçinin canını almaya devam ediyor.

Ülkemizin kara tablosu olan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçi
sayısı her yıl korkunç rakamlara ulaşıyor. Utandıran bu tablo ülkemize
hiç ama hiç yakışmıyor.  Oysa kazaların yüzde 70-80’i önlenebilir
nitelikte.  Ders alınmıyor dramatik tablodan. Para hırsı insan
hayatının önüne geçiyor.

Daha radikal önlemler neden hayata geçirilmiyor, denetimler neden
yoğunlaştırılmıyor? Bir şeylerin yapılması için illa kitlesel
ölümlerin meydana gelmesi mi bekleniyor? Hiçbir şey, para, kar hırsı,
kazanç insan hayatından önemli değil. O garibanlar sırf ekmek parası
uğruna canından oluyor.

Emekçi artık laf değil, kurbanı olacağı iş cinayetlerine karşı çalışma
yaşamında daha uygulanabilir katı düzenlemelerin hayata geçirilmesini
bekliyor. Yoksa daha çok emekçinin canını alır iş cinayetleri.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık