Deutsche Bank, küresel ekonomik dengelerin değişmesiyle altının güçlü bir yükseliş trendine girdiğini belirterek, rezervlerdeki payının artması halinde fiyatların beş yıl içinde sekiz bin dolara ulaşabileceğini öngördü. Orta Doğu'da yaşanan gerilimler ve küresel belirsizliklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen altın fiyatları hakkında dikkat çeken bu tahmin, piyasalarda büyük yankı uyandırdı. Alman bankacılık devi, uzun vadede rekor seviyelerin test edilebileceğine işaret ediyor.
ALTIN ÇAĞI BAŞLADI
Bankanın yayımladığı kapsamlı raporda, küresel ekonomide ılımlı dönemin sona erdiği ve daha dalgalı bir sürece girildiği vurgulanarak altın çağının başladığı ifade edildi. Deutsche Bank analistleri, altının küresel güç dengelerinde belirleyici bir rol üstleneceğini savunuyor. Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerin rezerv tercihlerinde değişime gitmesi halinde altın fiyatları önümüzdeki beş yıl içinde sekiz bin dolara kadar yükselebilir. Bu senaryonun gerçekleşmesi için altının merkez bankası rezervlerindeki payının yüzde kırk seviyesine ulaşması gerektiği belirtiliyor.
DOLAR GERİLERKEN ALTIN YÜKSELİYOR
Deutsche Bank, merkez bankası rezervlerinde doların payının yüzde altmışlardan yüzde kırklara gerilediğini, altının payının ise üç kat artarak yüzde otuza ulaştığını açıkladı. Bu değişimin arkasında jeopolitik gelişmelerin ve küresel güç dengelerindeki dönüşümün etkili olduğu vurgulandı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin altın alımlarını artırmasının fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturduğu ifade ediliyor. Küresel döviz rezervlerinde yapısal bir değişim yaşandığına dikkat çekilirken, altının rezervlerdeki payının önümüzdeki dönemde daha da artabileceği belirtiliyor.
ALTIN YENİ DÜZENİN TEMELİ OLABİLİR
Deutsche Bank analistlerine göre altın, dolara bağımlılığın azaldığı yeni bir finansal sistemde dengeleyici bir rol üstlenebilir. Küresel ticaret ve güvenlik ilişkilerinin çeşitlenmesiyle birlikte altının güvenli liman özelliğinin daha da güçleneceği öngörülüyor. Döviz rezervlerinde yaşanan bu dönüşüm, altının sadece geleneksel bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel finansal sistemin yeni temel taşlarından biri olabileceğini gösteriyor.
Haber Merkezi