Akşener'den Erdoğan'a "ekonomi" tepkisi: Bu arkadaşla aynı evrende, hatta aynı zaman düzleminde bile yaşamıyoruz!
Paylaş

Akşener'den Erdoğan'a "ekonomi" tepkisi: Bu arkadaşla aynı evrende, hatta aynı zaman düzleminde bile yaşamıyoruz!

Ekleme: 09.11.2022 11:11 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Yarın 10 Kasım. Büyük Türk Milleti, Ata’sını bir kez daha, çok, ama çok özleyecek. Bizler, bu özlemimize, bir de yemin ekleyeceğiz. Diyeceğiz ki; “Büyük Atatürk; Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.” Rabbim, O’nu rahmetiyle kucaklasın. Peygamber Efendimize komşu eylesin. Ruhu şad, mekânı Cennet olsun.

Henüz 38 yaşında, yedi düvelin ordularına karşı yaktığı istiklal ateşini henüz 41 yaşında zaferle taçlandırmış bir liderin ülkesinde hiç kimsenin, umutsuzluğa kapılmaya hakkı yoktur. Devletin başında o günlerde de çapsızlar vardı. Üstelik bugünkü imkanların hiçbiri de yoktu. Bütün yürekleri tutuşturmak için bütün bir milleti tek vücut kılmak için parolanın vatan işaretin namus olması yetti. Bugün bambaşka imkânlar var. Her şeyden önce yokluk içinde başarmış bir ecdadın muvaffakiyeti önümüzde duruyor. Mesele Cumhuriyetimize çapsızların musallat olması değil. Mesele her şeyimizi borçlu olduğumuz ülkemizi ve milletimizi o çapsızlardan koruyup kollayabilmek.

Cumhuriyetimizin, 100’üncü yaşından gün aldığı bugünlerde, tek bir evladımız, okula aç gidiyorsa, tek bir anne, bu yüzden gözyaşı döküyorsa, tek bir babanın boynu, bükülüyorsa; ve bu kahreden tabloya rağmen iktidar sahipleri saraylarında şatafat içinde yaşamaya, borazanları ekranlarda, gazetelerde yalanlar söylemeye, işe yaramaz danışmanları 5 maaş 10 maaş alıp keyif sürmeye, beşli çeteleri de haramla semirmeye devam ediyorsa işte orada durup, düşünmemiz gerekiyor."

"İktidardakilerin aksine ülkemizin içinde bulunduğu tablonun karşısında üç maymunu oynayamayız"
"20’nci yılını tamamlayan, Ak Parti iktidarı artık giderayak milletimizi hor görmeye başladı. Evine ekmek götüremeyenlerden şükretmelerini istediler. Elektrik faturasını ödeyemeyenlerden tasarruf etmelerini istediler. Çocuğuna harçlık veremediği için dertlenenlerden sabretmelerini istediler. Peki kendileri ne yaptılar? Beceriksizliklerine kurban ettikleri ekonomi yüzünden sebep oldukları ağır sonuçlarla bile cesaret edip yüzleşemediler. Her 3 çocuğumuzdan 1’inin yoksullukla ve yoksunlukla mücadele ettiğini görmezden geldiler. Okullarına aç giden çocuklarımız varken, kendi vicdanlarının sesini bile, duymazdan geldiler.

Biz İYİ Parti olarak, iktidardakilerin aksine ülkemizin içinde bulunduğu bu tablonun karşısında üç maymunu oynayamayız. Her şeyden önce, çocuklarımızı derinden etkileyen,  acı gerçeklerin karşısında susamayız. Yaşananlara seyirci kalamayız.

İyi Parti'nin "çocuklara bir öğün yemek" önerisinin reddedilmesine tepki: Yuh olsun, yazıklar olsun!
Nitekim, tam olarak bu yüzden geçtiğimiz günlerde Ankara milletvekilimiz Durmuş Yılmaz ile Erzurum milletvekilimiz Naci Cinisli Beyler Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına İYİ Parti olarak bir teklifimizi sundular. Bu teklif İlkokul, ortaokul ve lisede okuyan, 16 milyon öğrencimize hiç değilse günde 1 öğün yemeğin okullarda, ücretsiz olarak verilmesinin teklifiydi. Çünkü İl il, ilçe ilçe, sokak sokak gezdiğimiz memleketimizde; çocuğunu okula kahvaltısız göndermek zorunda kalan annelerimizin feryadını dinledik. İstikbalimizin teminatı olan çocuklarımızın karınları doysun, zihinleri açık olsun, eğitimlerinin önünde hiçbir engel kalmasın diye bir teklif sunduk. Bu sayede ailelerin üzerindeki yük de bir nebze olsun hafiflesin istedik. Peki Cumhur İttifakı ne yaptı? Her zamanki gibi, yine teklifimizi reddetti. Oysaki 16 milyon öğrencimiz için talep ettiğimiz miktar, öğrenci başına yaklaşık 22 lira, yani 1 dolardan biraz daha fazlaydı. Yani bu iktidar bizim çocuklarımıza 1 doları bile çok gördü! Aile dostu Hariri’nin cebine, 24 milyar lira koydu. Ama bizim çocuklarımıza 1 doları çok gördü! Yuh olsun, yazıklar olsun!

Biz tercihimizi her zaman milletimizden yana, çocuklarımızdan yana kullanacağız. Çünkü biz açlıktan karnına taş bağlarken yine de yetimleri doyurmaya gayret eden, Hazreti Muhammed Efendimiz’in ümmetiyiz. İşte bu yüzden, milletimizin her bir ferdine, sözümüz olsun ki; biz, milleti açlığa mahkûm edip, kendimizi zenginleştirmeye değil; ülkemizi zenginleştirip, refahı da, adil bir şekilde bölüştürmeye geliyoruz."

"Sefalet endeksinde tarih yazdık ve birinci olduk"
"Geçtiğimiz hafta açıklanan sefalet endeksinde Türkiye 93.3 puanla, en yakın takipçisi Arjantin’e fark atarak birinci oldu. Rezalete bakar mısınız? Sefalet endeksinde tarih yazdık ve birinci olduk. Bu sayede İkinci Dünya Savaşı’nın en zorlu zamanlarından bile daha kötü bir durumda olduğumuz ortaya çıktı.

Erdoğan'a: Bu arkadaşla aynı evrende, hatta aynı uzay-zaman düzleminde bile yaşamıyoruz
Ancak biliyorsunuz; Bay Kriz’e göre, bunlar aslında, iyi günlerimizmiş… Ülkemizde, parlamenter demokrasi olduğu zamanlarda daha kötü durumdaymışız. O dönemlerde, Türkiye’de istikrar yokmuş. Ve bakın, burası çok önemli, ekonomi müflis durumdaymış. Yani iflas bayrağını çekmişiz. Vah vah, görüyor musunuz? Bakın, şimdiye kadar hep şüpheleniyordum ama artık bu sözlerle tamamen emin oldum ki biz bu arkadaşla aynı ülkede yaşamıyoruz. Hatta biz onunla aynı evrende, aynı uzay-zaman düzleminde bile yaşamıyoruz.  Çünkü artık, gerçeklik algısını, tamamen kaybetmiş durumda. Âdeta paralel bir evrende yaşıyor. Buradan kendisine seslenmek istiyorum. Sayın Erdoğan bu paralel evrene sığınarak ülkemizi düşürdüğün durumdan da milletimizin hayatında sebep olduğun, acı gerçeklerden de daha fazla kaçamazsın. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen bu ucube sistemin neden olduğu yıkımı daha fazla gizleyemezsin. Kürsülerden yalanlarla, dolanlarla nutuklar atarak milletimizi daha fazla oyalayamazsın.

"İktidarının bahaneler furyasında artık yeni bir trend var; Saymazsak..."
"İktidarının bahaneler furyasında artık yeni bir trend var. 'Saymazsak' trendi... Yaa. Neymiş? Enerjiyi saymazsak, cari fazlamız varmış. Neymiş? Son 1 haftayı saymazsak, en az değer kaybeden para, Türk lirasıymış. Neymiş? Son yılları saymazsak, enflasyon, ortalama yüzde 8-9’muş. Bakın siz şu işe…  Peki son yıllarda ne oldu? Ülkemizde ne değişti? Sistem değişti. Başımıza bir bela olarak Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi geldi.  Yani bu arkadaşlar, âdeta şuur altının bir itirafı olarak ucube sistemli yılları, şimdiden saymamaya başladılar.  Aman Sayın Erdoğan duymasın; Çok kızar, çok öfkelenir, Benden söylemesi… Bu vesileyle,  kendini 'saymazsak' trendine kaptıranlara seslenmek istiyorum: Siz, hiiiç dert etmeyin. Artık sandık ufukta göründü. Siz, muhalefet saflarında otururken; Biz, öncelikle, bu ucube sistemden kurtulacağız! Sonrasında da, yol açtığı zararları, telafi edeceğiz! Milletimizle birlikte, kaybolan yıllarımıza, yeniden kavuşacağız! İşte o zaman, karşınıza çıkıp 'Son 20 yılı saymaysak, çok huzurluyuz' diyeceğiz! 'Son 20 yılı saymazsak, bolluk, bereket içindeyiz' diyeceğiz! 'Son 20 yılı saymazsak, zengin, güçlü ve mutlu bir ülkeyiz' diyeceğiz! Hiç merak etmeyin, çok az kaldı!

"İş adamımsı ve siyasetçi bir şahıs nasıl oluyor da 500 milyon dolara sahip olabiliyor?"
Bir arkadaş geldi, bir iş adamından bahsetti. Şu kadar parası var diyorlar doğru mu yok abla o kadar yok 300-500 milyon dolardır. 300-500 milyon dolardır. Arasında 200 milyon dolar fark var. 2 liraymış gibi söylenen 200 milyon dolardan bahsediyorum. Bu ne demek biliyor musunuz? Paralar o kadar acayip çarpılmış hazine öyle soyulmuş ki 2 liraymış gibi 200 milyon dolardan canı yanan bir şahıs bahsediyor. Hem iş adamı hem siyasetçi, iş adamımsı ve siyasetçi bir şahıs nasıl oluyor da 500 milyon dolara sahip olabiliyor? 200 milyon doları saymazsak 300 milyon doları var. Ama emin olun biz o 200 milyon doları sayacağız."

Bakan Nebati'ye: Saçmalama çıtasını her hafta biraz daha yükseltiyor, utanması da yok
"İktidar mensupları her ne kadar saymasa da ülkemizin içinde bulunduğu durum ortada. OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde en yüksek enflasyona sahip ülke, maalesef biziz.  Dünya’da ise, en yüksek enflasyona sahip, 5’inci ülkeyiz. Peki, tablo bu kadar vahimken,  bu rezalet rekorlarına, imza atanlar ne yapıyorlar dersiniz? Her zamanki arsızlıklarıyla, akıl ve bilim dışı, sözde ekonomi modellerini savunmaya, ısrarla devam ediyorlar.  Her zamanki yüzsüzlükleriyle, ekonomide çağ atlıyormuşuz gibi davranmaya, devam ediyorlar. Her zamanki ciddiyetsizlikleriyle, Saçma sapan açıklamalar yapmaya, devam ediyorlar.  Eveet, kimden bahsettiğimi biliyorsunuz. Tabiki, Bay Kriz’in prensi,  iktidarın kara mizahşörü, ayaklı ışık gösterisi, Doçent Doktor Nebati Bakan’dan bahsediyorum.  Biliyorsunuz kendisi, geçtiğimiz hafta da yine akıl dolu bir açıklama yaptı. Dedi ki; ‘20 yıldır bu ülkede, hiç ama hiç kimse; ‘Beni enflasyonun altında ezdirdiler’ diyemez…’ Bu arkadaş, gerçekten saçmalama çıtasını her hafta biraz daha yükseltiyor. Üstelik hiç utanması da yok. Allah aşkına, hangi ülkede ekmek fiyatları son 1 yılda yüzde 95 arttı? Hangi ülkede, sütün fiyatı, yüzde 132 yükseldi? Hangi ülkede, peynire, yüzde 99 zam geldi? Hangi ülkede, un, yüzde 118, şeker de yüzde 153 zamla karşılaştı?

Gogol’un Palto hikâyesini örnek gösterdi: Erdoğan’ın trajik ekonomi masalında ise bir mont parası için 3 yıllık taksit gerekiyor!
Milletimiz bayram harcamasının ve okul alışverişinin ardından artık kış için mont alırken bile bankaya borçlanmaya başladı. Hatta bazı bankalar mont parası için 36 ay vadeli kredi bile açtılar.  Bu acı tablo karşısında; Bay Kriz ve saz arkadaşlarını, tebrik etmek lazım. Çünkü, Gogol bile, bu kadarını yazamadı. Gogol’un Palto hikâyesindeki baş karakter bile palto parasını 6 ayda toplamıştı. Sayın Erdoğan’ın trajik ekonomi masalında ise bir mont parası için 3 yıllık taksit gerekiyor. İşte size vizyon! İşte size başarı! İşte size, enflasyona karşı verilen, destansı mücadele! İşte size, dünyayı imrendiren, sözde ekonomi modelinin sonuçları!"  T24

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.