Paylaş

Anahtar Parti’nin Arayışı

25 yıl kadar önceydi. Gazetecilikten başka bir işi olmadan gazete sahibi olan ve bu nedenle mi bilinmez, “Para kazanılır ama prestij asla” diyen rahmetli Nezih Demirkent’in emaneti Dünya gazetesinde bölge koordinatörü ve temsilcisi olarak görev yaparken, İstanbul’daki Samsunlu iş insanlarını tanıtan bir ek hazırlığında olduğumu söylediğimde Sezgin Gümüş, “Konu Samsun’sa, gerisi teferruattır”diyerek yaklaşık 10 yıl boyunca İstanbul’da köşe bucak Samsunlu iş insanı aramıştı bizimle birlikte.

Pazar sabahı kahvaltı sonrası eşimle birlikte çayımızı yudumlarken aradı ve“Bu akşam bir programın yoksa, senin gibi dedeleri ve nineleri mübadeleyle Sarışaban’dan Anavatan’a gelmiş bir Evladı Fatiha’nla bir çay içimi sohbete var mısın?” dediğinde, sırf Samsun sevgisi nedeniyle 10 yıl boyunca hesapsız kitapsız, bizimle birlikte İstanbul kazan, biz kepçe Samsunlu iş insanı arayan Sezgin Gümüş aradığında, amasız ve fakatsız bana da “Evet”demek düşerdi elbette.

O Evladı Fatiha’n, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı M. Tolga Akalın’dı.

Anahtar Parti’nin Samsun çıkarmasına şahit olduğumuz günlerdeyiz.

Kurucular Kurulu Üyesi olmasının yanı sıra Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun danışmanlığını da yapan Sezgin Gümüş’ün, Türk siyasetinde önemli bir isim olan Tolga Akalın’la tanıştırmak amacıyla düzenlediği organizasyon bana da iyi geldi doğrusu.

Tolga Akalın’la mübadeleye dair aile büyüklerimizin bize bıraktığı anıların paylaşımı da sohbetimizin keyifli kısmıydı elbette. Ancak sohbetin Türkiye siyasetine ilişkin öngörülerini Tolga Akalın’dan dinlemek benim için çok daha kıymetliydi.

Anahtar Parti, ülkemiz siyasetinin yeni oluşumlarından biri.

Milliyetçi demokratlar olarak bilinen seçmenlerin partisi olma iddiasındaki Anahtar Parti, MHP’den koparak İYİ Parti’yi kuran, ancak İYİ Parti’den de siyaset yapma biçiminden kaynaklanan anlaşmazlıklar nedeniyle ayrılan kadroların kurduğu Zafer Partisi gibi, aynı tabana hitap eden bir Türkiye partisi olma çabasındaki siyasi oluşumlardan biri olarak dikkati çekiyor.

Özellikle Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun üslubu, milliyetçi demokratların, özellikle de gençlerin arasında yükselen bir değer olarak dikkati çekiyor.

Türkiye’de siyaset, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte başka bir boyuta evirildi.

O boyut, ittifaklar dönemiydi. Siyasetimiz, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oluşturulmasıyla iki boyutlu hâle gelmişti.

Cumhur İttifakı, AK Parti ve MHP’nin iki büyük paydaşı olarak hâlâ bir blok olarak varlığını sürdürüyor.

Millet İttifakı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olma inadının ardından, 2023 yılındaki genel seçimin sonrasında dağılmıştı.

Millet İttifakı’nın, İYİ Parti ile birlikte iki büyük paydaşından biri olan CHP de butlan krizinin ardından bölündü. 2024 yılındaki yerel seçimlerde AK Parti’ye ilk defa yenilginin acısını tattıran CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel, mahkeme kararıyla görevinden uzaklaştırılınca Yeni Parti’yi kurmuştu.

Özel, gerek CHP Genel Başkanı olarak görev yaparken gerekse Yeni Parti Genel Başkanı iken sürekli olarak Türkiye İttifakı’ndan söz ediyor.

Ki…

Türkiye İttifakı modelinin bir örneğini 2024 yerel seçimlerinde kısmen de olsa hayata geçirmişlerdi.

Özgür Özel, bu ittifak modelini ülkemizdeki solcu demokratlar, milliyetçi demokratlar ve Müslüman demokratlar olarak tarif ediyor.

Çözüm süreciyle birlikte yürürlüğe giren Çerçeve Yasa’nın TBMM’de görüşülmeye başladığı tarihe kadar Türkiye İttifakı’nın oluşturulabileceğine dair inanç çok güçlüydü.

Ve fakat…

Özel’in CHP Genel Başkanı olarak“masa”ya oturması ve sonrasında partisini serbest bırakma kararına karşın kendisinin Çerçeve Yasa’ya “Evet” diyeceğini duyurması üzerine, o ittifakın oluşabileceğine dair inanç biraz zayıflamış gibi görünüyor.

Tolga Akalın da sohbetimizde buna dikkati çekiyordu. Benzer çekinceleri şu sıralar İYİ Partililerin yanı sıra Zafer Partisi İl Başkanı Alperen Carus’tan da sıklıkla işitiyorum.

Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden aday göstereceği kesin gibi. Buna karşın muhalefette ise Yeni Parti dışındaki tüm partilerin, en azından ilk turda her partinin kendi adayını çıkarması fikri üzerinde durduğu konuşuluyor.

ANAHTAR PARTİ MANSUR YAVAŞ’A YAKIN

Cumhurbaşkanı’nın ilk turda seçilmemesi durumunda belki bir ittifak oluşabilecektir.

Tolga Akalın, “2024’te başardık, şimdi neden olmasın?”diyor. Ancak sohbetimiz sırasında söylediklerinin satır aralarından edindiğim izlenim, Anahtar Parti’nin “Mansur Yavaş” formülüne daha yakın olduğudur.

CHP KURULTAYI BELİRLEYİCİ OLACAK

Akalın’a göre CHP kurultayında Oğuz Kaan Salıcı’nın Genel Başkan seçilmesi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ittifak oluşturmak adına yeni bir şans olacak.

Ki… Akalın, CHP Genel Başkanlığı için Salıcı’nın şansının arttığına da dikkati çekiyor ve bu düşüncesini şu fikre dayandırıyor:

“İktidar, butlan kararıyla CHP’yi bölme hedefini Kılıçdaroğlu ile gerçekleştiremedi. Bu da CHP içinde güçlü bir isim olan Oğuz Kaan Salıcı’nın şansını artırdı.”

İTTİFAK FORMÜLÜNDE YENİ PARTİ OYUN DIŞI MI KALACAK?

Yavuz Ağıralioğlu’ndan henüz böyle bir fikir işitmiş değiliz. Elbette bu nedenle Tolga Akalın’ın şahsi fikri midir, bilmiyorum. Ancak Özgür Özel’in Çerçeve Yasa’ya kişisel desteği nedeniyle Yeni Parti’yi oyun dışında bırakacak bir formül mü konuşuluyor, onu da bilmiyorum.

Erdoğan’ın adaylığı üzerinden yapılan tartışmalarla seçim süreci fiilen başlamış oldu. Ancak Cumhur İttifakı karşısında muhalefetin izleyeceği yol henüz netleşmedi.

Süreçte neler gündeme gelir, bilemem. Tolga Akalın’ın sözlerini Anahtar Parti’nin siyaseti olarak mı değerlendirmeliyiz, onu da bilemem. Ancak İYİ Parti’de Genel Başkanlığa talip olduğunu ve şimdilerde Anahtar Parti’de Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını dikkate alacak olursak, söylediklerini kulak ardı edemeyiz diye düşünüyorum.

Muhalefet hala bir çıkış yolu arıyor.

Ancak görünen o ki, herkes aynı kapıdan çıkmak istemiyor. Bakalım seçim sandığı önümüze geldiğinde hangi kapı açılacak. 

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.