Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan tarihi boyunca pek çok krizle, ayrışmayla ve zorlu süreçle karşı karşıya kalmıştır. Ancak her seferinde gücünü kişilerden değil, örgütünden, üyelerinden ve kurucu değerlerinden alarak yoluna devam etmiştir.
Bugün de benzer bir süreçten geçiyoruz.
Son yıllarda yaşanan tartışmalar, kurultay süreçleri, yargıya taşınan iddialar ve parti içindeki görüş ayrılıkları yalnızca yöneticileri değil, örgütü de yormuştur. İl ve ilçe örgütlerinden mahalle temsilciliklerine kadar birçok partili, enerjisini Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmek yerine iç tartışmaları takip ederek harcamak zorunda kalmıştır.
Oysa Cumhuriyet Halk Partisi’nin asli görevi kendi içine kapanmak değil, ülkenin geleceğine yön vermektir.
Bugün milyonlarca emekli geçim sıkıntısı yaşarken, gençler gelecek kaygısı taşırken ve üretici ayakta kalma mücadelesi verirken CHP’nin bütün enerjisini kendi iç hesaplaşmalarına harcaması kabul edilemez.
Elbette parti içinde farklı görüşler olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, aynı zamanda farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilme tarihidir. Farklı sesler bir tehdit değil, demokratik siyasetin zenginliğidir. Sorun farklı düşünmek değil, farklı düşünenleri düşman gibi görmektir.
Parti içi demokrasi yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak bir kavram değildir. Parti içi demokrasi; üyelerin söz sahibi olması, örgütün iradesinin dikkate alınması, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebilmesi ve alınan kararların ortak akılla şekillenmesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni büyütecek olan da budur.
Kişiler gelip geçicidir.
Görevler değişir.
Makamlar el değiştirir.
Ancak Cumhuriyet Halk Partisi kalır.
Bu nedenle hepimizin önceliği kişiler değil ilkeler, gruplar değil örgüt, geçici hesaplar değil partimizin geleceği olmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden toplumun bütün kesimlerine umut verebilmesi için öncelikle kendi içinde güveni yeniden tesis etmesi gerekmektedir.
Çünkü örgütüne güven vermeyen bir parti, topluma da güven veremez.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni ayrışmalar üretmek değil; üyelik hukukunu, örgüt iradesini ve parti içi demokrasiyi güçlendirmektir.
Bunu başarabildiğimiz ölçüde Cumhuriyet Halk Partisi, yeniden Türkiye’nin umudu olmayı sürdürecektir.
Kaynak: Haber Merkezi