Avrupa'da deplasman kazanmak kolay değildir.
Hele ki rakip, evinde kolay kolay kaybetmeyen, tribün baskısıyla rakipleri sindirmeyi alışkanlık haline getirmiş bir takım ise...
Ama bazen sahaya sadece 11 kişi değil, bir irade, bir plan ve bir şehir inancı çıkar. Samsunspor'un Legia Varşova deplasmanında yaptığı tam olarak buydu.
Maçın 10 dakikasında Musaba'nın golü umutları yeşertirken. Takımın direncini de artırdı.
Samsunspor maç boyunca rakibi ceza alanından uzak tutmaya çalıştı ve bundan 80. dakikaya kadar sürdürdü.
Bariz ofsayt olan pozisyonda orta hakem golü tereddütsüz verdi ama bir kişi öyle düşünmedi: Yan hakem.
Korner bayrağının yanında adeta çakılı kaldı.
Bu durum ofsaytın işaretiydi... Ve karar değişti...
Bu sadece teknik bir detay değil, maçın kırılma anıydı. Ve belki de bu cesaret, sahadaki Samsunsporlu oyunculara da sirayet etti.
Teknik Direktör Thomas Reis’in planı maç boyunca mükemmeldi. Rakibin baskısını orta sahada Presle ile kırdı, oyunun temposunu düşürdü ve savunma arkasına atılan toplarla Varşova defansını zorladı.
Gol ise Musaba’dan geldi.
Tam da bu taktiğin ürünü olan, çalışılmış bir hücumun sonuydu.
Ancak maçın hikâyesi sadece skorla anlatılamaz.
Gol sonrası takımın gösterdiği direnç, disiplinden bir an olsun kopmaması, bireysel hataların minimuma indirildiği bir 90 dakika...
Belki de asıl alkışı hak eden bu.
Özellikle savunmada oynayan isimler, neredeyse iki kişilik oynadı. Zaten Avrupa'da kazanmak istiyorsan, sadece fiziksel değil, mental olarak da rakibinden üstün olmalısın.
Samsunspor bunu başardı.
Elbette kolay olmadı.
Maç öncesi kimse çok umutlu değildi.
Hoca ve Satka maç öncesi basın toplantısında Varşova’nın tribün gücünden çekindiğini açıkça dile getirdi.
Ama futbol bu... Sahada ne olacağını kâğıt üzerindeki analizler değil, yürek ve akıl belirler.
Bu galibiyet, sadece 3 puan değil.
Bu galibiyet, özgüvenin, takım ruhunun ve doğru planın sahadaki yansımasıdır. Aynı zamanda Samsunspor’un Avrupa'da da “Ben buradayım” dediği bir andır.
Şimdi önümüzde ligde Fenerbahçe maçı var.
Takım yorgun, ancak şu unutulmamalı:
Bu takım, gerektiğinde iki kişilik oynayabileceğini kanıtladı.
Şimdi sıra 12. Adam’da. Avrupa’da savaşan bu takımı, iç sahada da 90 dakika ayakta alkışlamak gerek.
Samsunspor’un Avrupa yürüyüşü daha yeni başlıyor. Ve bu yürüyüş, sadece sahada değil, kalplerde de iz bırakıyor.