Paylaş

Belediye Meclisini Gerçek Bir Yerel Parlamento Haline Getirmek

Belediye meclisleri çoğu zaman belediye üst yönetiminin hazırladığı gündemin görüşüldüğü ve çoğunlukla parti gruplarının siyasi pozisyonlarının tekrarlandığı organlar haline getirilmiştir..

Oysa belediye meclisi, şehrin yerel parlamentosu olarak düşünülmelidir.

Meclis üyeleri yalnızca seçim dönemlerinde değil, görev süresinin tamamında yurttaşla temas halinde olmalıdır.

Meclis toplantıları; halka açık, anlaşılır, erişilebilir, canlı yayınlanan, kayıtları kamuya açık ve kararları gerekçeleriyle yayımlanan toplantılar olmalıdır.

Daha önemlisi, meclis üyeleri belediye başkanının siyasi destekçisi veya muhalifi olmaktan önce şehrin temsilcisi olduklarının bilincinde olmalıdır.

Belediyede siyasi rekabet olabilir; ancak su, temiz hava, çocuk parkı, siyasi değildir.  Kentin geleceği siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.

Siyasi tercihlerin elbette farklılaşması doğaldır. Ancak belediye yönetiminin temel ölçüsü kamu yararı olmalıdır.

Belediye Başkanı, Şehrin Sahibi Değil, Emanetçisidir, Şehreminidir.

Demokratik belediyecilikte öncelikle zihniyet değişimi gerekmektedir. Bunun içinde  belediye başkanının demokrasi kültürü ve kamu disiplini önemlidir.

Belediye başkanının yetkisi, hukuk ve kamu yararı ile sınırlıdır ve kamusal bir emanettir. Bu nedenle belediye başkanlığı anlayışı; "Ben yaptım." anlayışından, "Kent adına karar verdik ve hesabını veriyoruz." anlayışına dönüşmelidir.

Başkan güçlü olmalıdır; fakat güçlü olması, denetlenemez olması anlamına gelmemelidir. Tam tersine; Güçlü yönetim + güçlü meclis + güçlü denetim + güçlü yurttaş katılımıbirlikte bulunmalıdır. Demokratik belediyenin formülü budur.

Önceki yazılarımızda Cumhuriyetin ekonomik kalkınma anlayışının yalnızca sermaye biriktirmekten ibaret olmadığını; üretim, eğitim, kooperatifçilik ve kurumsal kapasiteyle birlikte ele alındığını ortaya koyduk.

Aynı anlayış belediye yönetimi için de geçerlidir.

Belediye; partililerin istihdam edildiği bir alan değil, kamu hizmetinin üretildiği bir kurumdur.

Bu nedenle belediye personelinde; liyakat, uzmanlık, mesleki yeterlilik, etik, şeffaflık ve hesap verebilirlik esas alınmalıdır.

Belediye, yerel ekonomik kalkınmanın öncüsü olmalıdır.

Cumhuriyetin ekonomik kalkınma anlayışında; üretim, kooperatifçilik, küçük üreticinin korunması ve yerel ekonomik kapasitenin geliştirilmesi önemli bir yer tutmuştur.

Bugünün belediyesi de kendi sınırları içerisindeki ekonomik hayatı yalnızca vergi ve ruhsat ilişkisi üzerinden görmemelidir.

Belediye;

  • Üretici kooperatiflerini,
  • Kadın kooperatiflerini,
  • Tüketim kooperatiflerini,
  • Tarımsal üreticileri,
  • Küçük esnafı,
  • Yerel girişimleri,
  • Genç girişimcileri, destekleyen bir yerel ekonomik kalkınma sistemi kurmalıdır.

Burada belediyenin görevi özel sektörün yerine geçmek değil; ekosistem oluşturmaktır. Örneğin belediye, Üreticiye pazar sağlayabilir; kooperatiflerin ürünlerini kamuya tanıtabilir; Yerel üretim merkezleri oluşturabilir; soğuk hava deposu ve lojistik altyapısına katkı sağlayabilir; yerel ürünlerin markalaşmasına destek olabilir; üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturabilir; meslek edindirme merkezleri kurabilir ve gençlerin, kadınların üretime katılmasını kolaylaştırabilir.

Devam edecek - (Belediyenin Yeni Sosyal Politikası; Yardım Değil, Bireyi, Aileyi Güçlendirmek Olmalıdır.)

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.