Samsunspor’un Beşiktaş deplasmanından getirdiği bir puan elbette değerli…
Ama maalesef maçın önüne geçen çok daha ağır bir tablo vardı;
Beşiktaş tribünlerinin Başkan Yüksel Yıldırım’a yönelik toplu küfürleri...
Sormak gerek:
Bu adam ne yaptı?
Şehrinin yok olmaya yüz tutmuş takımını ayağa kaldırdı.
Suç mu işledi...
Tesis kurdu, takımını Avrupa arenasına çıkarıp ülkeye gurur ve puan kazandırdı...
Ortaya vizyon koydu…
Suç mu işledi...
Başkan Yıldırım’ın söylediği söz açık:
'Beşiktaş yenilmez değil; galibiyet için geliyoruz'...
Ne var bunda...
Bu öfke niye...
Futbolun içinde, motive edici, gayet normal bir açıklama.
Ne bir hakaret, ne bir saygısızlık var…
Ama karşılığı?
Tribünlerden yükselen, seviyesini çoktan yitirmiş küfürler.
Bu kabul edilemez.
Bu sadece Başkan’a değil, Samsun’a, Samsunspor camiasına yapılmış bir saygısızlıktır.
Bu yüzden gereken disiplin cezalarının verilmesi artık şarttır.
Bunca provokasyonun içinde Başkan Yıldırım’ın,
'Yanlış anlaşıldıysam camiadan özür dilerim'
demesi ise büyüklüğün en net göstergesi. İncitilse de kibarlığını bozmayan bir duruş…
Nokta...
Maça gelince;
Saha içinde Samsunspor savaşarak bir puanı aldı. Eksik kadroya rağmen daha net pozisyonlar bulan taraf Samsunspordu.
Ndiaye, Holse hele de genç Polat'ın kaçırdıkları fırsatlar gol olsa, fark olurdu.
Ya Polat kardeşim yakalamışsın fırsatı, at golü.
Hem kahraman ol tarihe geç, hem de o tribünlere büyük ders ver.
Ama artık bu defter kapandı.
Asıl odak perşembe günü İzlanda’da oynayacağımız Avrupa maçı olmalı.
Bu takım, bu şehrin desteğini arkasında hissederse oradan lider dönmemesi için hiçbir sebep yok.
Şimdi tüm enerjimizi İzlanda deplasmanına saklama zamanı.
Son sözüm;
Başkan Yüksel Yıldırım yalnız değildir.
Bu şehir, bu camia onun arkasındadır.
Küfürle, saygısızlıkla yıldıramazlar.