Paylaş

Bu Süreç Sorumsuz Bir Kuşağın Değil, Sorumluluk Arayan Bir Kuşağın Hikâyesidir

Gençler hakkında sıkça söylenen bir söz var: Siyasetle ilgilenmiyorlar, toplumsal sorunlara duyarsızlar, kendi dünyalarında yaşıyorlar.

Bugün dünyanın farklı yerlerinde yaşanan eylemler, bu yargının ne kadar eksik olduğunu göstermektedir. Gençlerin reel siyasete ilgisizliği, kendilerini temsil ettiğini iddia eden siyasal kurumlara güven duymuyor olmalarındandır.

Bu nedenle geleneksel örgütlenmelere mesafeli duruyorlar. Ve fakat bu durum gençlerin toplumsal sorunlara kayıtsız oldukları anlamına gelmiyor.

Tam tersine, kendi gelecekleriyle toplumun geleceği arasındaki ilişkiyi daha fazla sorguluyorlar.

Burada önemli bir ayrıma dikkat çekmek istiyorum. Her gençlik eylemi demokratik, barışçıl veya haklı olduğu ileri sürülen bütün talepleri bakımından kusursuz değildir. Gençler de yanlış yönlendirilebilir, farklı gruplarca kullanılabilir ve şiddetin içine çekilebilir. Bu nedenle her hareketin kendi içinde eleştiriye açık olması gerekir.

Ancak gençlerin sorunlarını dile getirmesini yalnızca bir asayiş meselesi olarak görmek de büyük bir yanılgıdır.Bir ülkede gençler geleceklerini kuramayacaklarını düşünüyor, emeklerinin karşılığını alamayacaklarına inanıyor ve karar mekanizmalarının dışında tutulduklarını hissediyorsa, orada sorun vardır; gençleri anlamak gerekir.

Gençlik hareketlerini küçümsemek, onları kolayca ideolojik bir kalıba sokmak veya taleplerini geçici bir öfke patlaması olarak değerlendirmek, sorunu çözmez.

Bu süreç 68’in tekrarı değil, yeni bir dönemin başlangıcı olabilir

Bugünün gençlik hareketlerini 68 Kuşağı’nın bir tekrarı olarak değerlendirmek doğru değildir. Tarihsel koşullar, iletişim araçları, siyasi örgütlenme biçimleri farklı olsa da iki dönemi birbirine bağlayan güçlü bir damar var ki; gençlerin kendilerine dayatılan geleceği sorgulaması ve değişimin mümkün olduğuna inanmasıdır.

68 Kuşağı dünyayı değiştirme iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Bugünün gençleri ise çoğu zaman önce kendi hayatlarını yaşanabilir kılmanın mücadelesini veriyor.

Fakat barınma, eğitim, iş, özgürlük ve adalet talepleri, ister istemez toplumun nasıl yönetildiği sorusunu da gündeme getiriyor.

Bu hareketler sol bir yükselişe dönüşebilir mi?

Evet, dönüşebilir. Fakat bunun kendiliğinden gerçekleşeceği söylenemez. Aynı hareketler farklı siyasi yönelimlere de evrilebilir veya ortak bir program geliştiremedikleri için zamanla dağılabilir.

Bence belirleyici olan, gençlerin hangi etiketi taşıdığından çok, hangi değerleri savundukları ve itirazlarını nasıl bir toplumsal programa dönüştürdükleridir.

Eğer bu enerji yalnızca öfkeyle sınırlı kalırsa, hareketler geçici olabilir. Ama öfke adalet arayışına, adalet arayışı dayanışmaya, dayanışma da demokratik ve kalıcı kurumlara dönüşürse, o zaman karşımızda dönemsel bir gençlik tepkisinden çok daha fazlası olacaktır.

Belki de geleceğin siyasal hareketleri, eski ideolojilerin hazır kalıplarından değil, gençlerin bugün sokaklarda dile getirdiği somut sorunlardan doğacak.  Ve belki de yeni bir siyasal dil, önce adalet, liyakat, özgürlük, barınma ve insanca yaşam talepleri etrafında şekillenecektir.

Şimdiden kesin bir hüküm vermek için erken. Ancak bir gerçek var ki; gençler artık yalnızca kendilerine bırakılan dünyada bir yer edinmeye çalışmıyor; o dünyanın nasıl olması gerektiğine de itiraz ediyor ve önerilerde bulunuyorlar.

Ve bir toplum için asıl tehlike, gençlerin sokaklara çıkması değil; gençlerin itiraz edecek bir gelecekleri olmadığına inanmasıdır.

Çünkü gençlik yalnızca geleceğin sahibi değildir. Bugünün de vicdanı, itirazı ve değişim ihtimalidir.

Dileriz gençlik harekeleri dinamizmini korur, etkisini artırır, acil talepleri doğrultusunda tavizler koparır. Gençliğin yaşamın en korkusuz, haksızlık ve adaletsizliklere karşı en duyarlı dönemi olduğunu biliyoruz.

Ancak özgürlük ve eşitlik mücadelesini onlara ihale etmek, bizler adına riskler almasını, zorluklara göğüs germesini beklemek doğru değildir.

O nedenle bir ülkede demokrasi kavgası verilecekse, bu olsa olsa tüm kuşakların taşın altına elini koyması, zorlukların üstesinden birlikte gelmesiyle olur.

Bu böyle olsa da gençlere ilk adımı attıkları, geniş toplum kesimlerini motive ettikleri, bizlere bir yol açtıkları için şükran borçluyuz.

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.