Canik ADRB Vaizi Nurhan Öztürk Yazdı: Allah, İsraf Edenleri Sevmez
Paylaş

Canik ADRB Vaizi Nurhan Öztürk Yazdı: Allah, İsraf Edenleri Sevmez

Ekleme: 11.03.2026 08:35 Güncelleme: 30.05.2026 19:42

İslam dininde israfın tanımı, kapsamı ve Ramazan ayında iftar sofralarındaki ölçülü olma gerekliliği üzerine dini ve ahlaki bir değerlendirme.

İslam inancına göre insana bahşedilen her türlü maddi ve manevi imkan birer emanet niteliği taşırken, bu değerlerin ölçüsüzce tüketilmemesi ve orta yolun bulunması büyük bir sorumluluktur.

İŞTE YAZININ TAMAMI:

İnsanın kendisini ve kendisine emanet edilen değerleri hiç düşünmeden kıyasıya harcaması israftır. İsraf, mal ve imkanları meşru olmayan amaç ve ölçülerde saçıp savurmak, dengesiz ve ilkesiz harcama yapmak, haddi aşmak anlamlarına gelir. İsrafa sapana da müsrif denir. Harcamalarda ne israf nede cimrilik olmayan orta yol en uygun olandır. Böylece tabiattaki denge korunacak, toplumlar nimet ve rızıklardan adaletle istifade edecektir.

İnancımıza göre; mülkün sahibi Allah’tır. İnsanlar ise elinde tuttuğu mülkün emanetçisidir. Kişi, helal ve meşru yollardan kazansa, zengin olsa, servetinin, parasının tüketimini de tasarrufunu da meşru ölçüler içinde yapmakla sorumlu olup, dinen gereğinden fazla harcama hakkına sahip değildir. Bu konuyla ilgili Ayette; “O gün size verilen bütün nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz” buyrulurken, Hadisi şerifte ise; “Kıyamet gününde insanoğlu. Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmiyle ne amel işlediğinden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan bir yerden bir yere kımıldayamaz.” buyrulmaktadır. Bu hadise göre gençliğimiz bir nimettir; gençlik enerjimizi gelişi güzel amaçsızca tüketmek ise israftır. Sağlımız bir nimettir; maddi ve manevi sağlığımızı ihmal etmek ise israftır. Malımız, mülkümüz, servetimiz bir nimettir; bütün bunları hayır ve iyilik yolunda kullanmamak ise israftır. Asla geri çeviremeyeceğimiz zaman bir nimettir; zamanımızı faydasız ve lüzumsuz meşguliyetlerle öldürmek ise israftır. Hayat bize bahşedilmiş bir nimettir; hayatımızı boş, manasız ve gayesiz yaşamak ise büyük bir israftır.

Dünya bize bir emanettir. Bu sebeple dünyada sahip olduğumuz her imkânın ölçülü ve dengeli bir şekilde tüketilmesi gerektiğini bilmek ve ona göre hareket etmek zorundayız. Nitekim bir defasında abdest alırken suyu gereğinden fazla tüketen birine Peygamberimiz (s.a.s.), “Bu ne israf böyle?” diye tepki göstermiş, o sahabe de “Abdestte de israf olur mu, ya Rasûlallah?” diye karşılık verince, sevgili Peygamberimiz, özelde o arkadaşına, genelde tüm insanlığa şu muhteşem cevabı vermiştir: “Evet, akan bir nehirde bile abdest alıyor olsanız, gereğinden fazla kullanacağınız (her damla) su israftır. Peygamberimiz, “akan bir nehirde bile olsa” sözüyle geniş imkanlara sahip olsak dahi ihtiyacımızdan fazlasını kullanmamamız gerektiğine vurgu yapmış, israf konusunda bir bilinç inşa etmeyi amaçlamıştır.

İçinde bulunduğumuz bu müstesna günler, İsrafın yasaklandığı, fitre, zekât, fidye, sadaka gibi paylaşımların ön plana çıkarıldığı, fakirle zengin aynı sofrada buluştuğu, oruçla nefsin dizginlendiği bir aydır. Envai çeşit yemek menülerinin yarıştırıldığı abartılı iftar sofralarının hazırlanıp, diğer aylara nispetle daha fazla yemeklerin yendiği,  daha fazla israfın yapıldığı bir ay olmamalıdır. Ramazan ayında İftar vermek, sair zamanlara göre iftar sofralarımızı biraz zenginleştirmek, dinen güzel bir davranıştır.  Ancak, adı iftar bile olsa, iftar ile israfı buluşturmak,  helalle haramı karıştırmaktan başka bir şey değildir. Çünkü iftarların hikmet ve gayesi; Allah’ın rızasına ve peygamberin sünnetine uygun olarak israfa ve gösterişe kaçmadan yoksulları, fakirleri ve muhtaçları doyurmak kardeşlik ilişkilerini pekiştirmektir.

Sonuç olarak; Mümin nefsini kontrol eden, Allah’ın koyduğu sınırları aşmayan, her işinde dengeli davranan kişidir. Yemesinde içmesinde, vaktini kullanmasında, konuşmasında, harcamasında, infak edişinde, insanlarla ilişkisinde hatta Allah’a yönelişinde hep bu bilinçle hareket eder. Allah’ın sevgisi, her işinde ölçülü olanlaradır. Öyleyse, hesap gününde bize verilen tüm imkanlardan sorguya çekileceğimizi hatırımızdan çıkarmayalım. Rabbim bizleri “Harcama yaptıkları zaman ne saçıp savururlar ne de cimrilik ederler; harcamaları bu ikisi arasında mâkul bir dengeye göre olur.” ayetinde övgüyle bahsettiği o iyi kullarının arasına dahil eylesin.

 

Haber Merkezi

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.