Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk yanıt: "İki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok"
Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk yanıt: "İki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok"

Ekleme: 08.07.2026 21:39 Güncelleme: 08.07.2026 21:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki 36. NATO Zirvesi'nin ardından F-35 satışı aleyhindeki ifadelere sert tepki göstererek Netanyahu ve Miçotakis'in açıklamalarını eleştirdi.

Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Türkiye'ye F-35 satılmaması yönündeki açıklamalarına yanıt verdi. Zirvenin başarıyla bittiğini belirten Erdoğan, "Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekir." dedi.

Ankara, 2 gün boyunca NATO zirvesine ev sahipliği yaptı. İki gün süren 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde pek çok dünya lideri yer aldı. Zirvenin ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu.

AÇIKLAMALARININ BENİM DÜNYAMDA YERİ YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklik hukuku ve savunma sanayii tedarik süreçlerine ilişkin dış basında yer alan iddiaları değerlendirdi.

Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in, ABD'nin Türkiye'ye F-35 satmaması gerektiği yönündeki açıklamalarına net yanıt verdi. Erdoğan, "Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekir. Yunanistan'ın savunma için aldığı araçlara 'Niçin bunları alıyorsun?' dedik mi, hayır. Halbuki kapı komşumuz. İstesek söyleyebilirdik. Ama gerek yok. Türkiye bu savunma araçlarını üretiyor. Üretmenin yanında alma hakkına da sahiptir." şeklinde konuştu.

TARİHİ ZİRVE BAŞARIYLA TAMAMLANDI

Avrupa-Atlantik güvenliğinin kritik süreçlerden geçtiği bir dönemde başkentte yürütülen diplomasi trafiğinin sonuçları paylaşıldı.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde devam etti: "Ülkemizde 22 yıl aradan sonra, Ankara'da ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi'ni az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitemizin tahkim edileceği güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz."

KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESMEK ZORUNDA KALDIK

Soğuk Savaş sonrası dönemde bölgede yaşanan krizler karşısında savunma sanayisinde ulaşılan yerli üretim kapasitesi vurgulandı.

"Öncelikle bir hususu burada ifade etmek istiyorum. Türkiye olarak, Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefikimize kıyasla hayli ilerdeyiz. Zirvemizde, geçtiğimiz yıl Lahey'de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Rutte, müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık."

ERDOĞAN'DAN TRUMP'A TEŞEKKÜR

Liderler düzeyindeki ikili temaslarda savunma ortaklığı ve ticari ambargoların kaldırılması konularındaki mutabakatlar aktarıldı.

"Ankara Zirvesi'nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu, Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsıma ve dostluğumuza atfettiği önem ile dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum."

MİLLİ GÜVENLİĞE YÖNELİK HER TEHDİT BERTARAF EDİLECEK

Türk Silahlı Kuvvetlerinin köklü askeri tarihi ve NATO misyonlarına sağlanan katkıların takvimi hakkında bilgiler sunuldu.

"TSK, millî güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kudrete sahiptir. Türkiye olarak 1952 yılından beri ittifak üyesiyiz. Ama biz, kara kuvvetlerinin tarihi 2235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO'ya üye olmakla yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır savaş meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da ittifaka kazandırdık. Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, millî güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir. Hâlihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır."

DAHA FAZLA SORUMLULUK ÜSTLENMEYE HAZIRIZ

Bölgesel güvenliğin tesisi adına Estonya ve Kosova gibi stratejik noktalarda yürütülecek yeni askeri operasyonel planlamalar açıklandı.

"İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya'da konuşlanacak. Kosova'daki NATO KFOR Harekâtı'nın ekim ayında üstlendiğimiz komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğiz. 2028 ve 2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvveti'ne komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir."

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINDA DÜNYADA ÜST SIRALARDAYIZ

Yerli imkanlarla üretilen milli muharip projelerin uluslararası askeri caydırıcılık alanındaki önemine dikkat çekildi.

"Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı üç boyutlu derinlik; yani üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır. Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz."

NATO BİRBİRİNE GÜÇ KATAN MÜTTEFİKLERİN İTTİFAKI OLMALI

Avrupa Birliği'nin savunma girişimleri ile müttefikler arasındaki askeri ticaret engellerinin kaldırılması talebi yinelendi.

"Bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimize ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyoruz. Şurası bir gerçektir: Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dâhil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır. Müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik some engellemeler, her ne kadar azalmış olsa da hâlen devam etmektedir. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık. Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayız: NATO; birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır."

UKRAYNA VE RUSYA'YA BARIŞ ÇAĞRISI

Bölgesel çatışmaların sona erdirilmesi ve küresel barışın tesisi amacıyla yürütülen arabuluculuk faaliyetleri özetlendi.

"Ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO'nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefiklerce kabul edildi. Terörizm, NATO'ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde olduğu gibi bu hususta atılabilecek adımları Ankara Zirvesi'nde de ele aldık. Terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık. Görüşmelerimizde, Ukrayna'da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına yönelik bu muharebede, savaş her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenski hem de bu sabah görüştüğümüz müttefiklerimiz çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz."

GAZZE'DE İŞGAL VE ZULÜM SÜRÜYOR

Orta Doğu ve Lübnan ekseninde tırmanan askeri gerilime değinilerek insani krizlere karşı uluslararası kamuoyunun duyarsızlığı eleştirildi.

"Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır. Bugün ayrıca Orta Doğu'da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdik. Bizim de her aşamasına destek verdiğimiz İslamabad Mutabakatı'nı büyük bir memnuniyetle karşıladık. Sürecin zorluklarının elbette farkındáz. Burada önemli olan, çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyoruz. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır. Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum. Bir tarafta barış umutları yeşermekteyken, öte tarafta 2 Mart'tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan'a yönelik saldırılar hâlen durdurulmamıştır. İnsanlar göçe zorlanıyor. Şehirler yıkılıyor. Lübnan toprakları adım adım gasp ediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze'de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne de yeni bir çatışmaya tahammülü var."

SORULAR VE YANITLAR

Zirve kapanışında yerli ve yabancı basın mensuplarının F-35 teslimatları, S-400 sistemleri ve bölgesel hava savunma projelerine dair soruları yanıtlandı.

Gazetecilerin S-400 yasa maddesi ve alternatif formüller hakkındaki sorusuna Erdoğan, "Bizi izlemeye devam edin." yanıtını verdi. Hava savunma sistemleri konusundaki soru üzerine ise, "Çelik Kubbe, aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe'de de Türkiye her geçen gün mesafe alıyor. Bunların sergilenmesini yaptık ve yapacağız. Birlerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var." değerlendirmesinde bulundu.

Türk-Yunan ilişkilerindeki yol haritası ve deniz yetki alanları tartışmalarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Miçotakis'le Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi ben de paylaşıyorum. Önce dışişleri bakanlarımız, sonra da gerekirse biz masaya otururuz." dedi. ABD Başkanı Trump ile yapılan ikili görüşmeler hakkında ise F-35 teslimatlarına yönelik olumlu bir yaklaşım gözlemlediğini belirterek, "F-35 konusunda Sayın Trump, Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiği anda tüm dünya, 'ABD verdiği sözü tuttu.' diyecek." ifadelerini kullandı. Milli muharip uçak KAAN'ın motor tedariki konusunda da olumlu bir tutum sergilendiğini belirten Erdoğan, savunma sanayii ve gemi inşası alanlarında ABD ile müşterek adımların süratle atılacağını kaydetti.

 

Haberler.com

# Samsun’un en başarılı milletvekili sizce kim?

Oy kullanarak KVKK / Gizlilik Politikası'nı kabul etmiş sayılırsınız. Kişisel verileriniz yalnızca mükerrer oy kullanımını önlemek amacıyla saklanmaktadır.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.