Bugün Türkçemiz dünyadaki ekonomik, Siyasi ve kültürel gelişmelere bağlı olarak ciddi tehlike altındadır. Geçmişte Arapça, Farsça ve Fransızcanın etkisinde kalan Türkçe bugün de yarım yamalak İngilizcenin tehdidine maruz kalmaktadır. Yaygın olarak bilinen ve kullanılan Türkçe kelimelerin yerine ısrarla İngilizceleri yerleştirilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Yıldız yerine star, başlamak yerine start vermek, saf dışı bırakmak yerine ekarte etmek, tamam-peki yerine okey demek; konum yerine lokasyon, etkinlik yerine rekreasyon, yol kılavuzu yerine navigasyon, yapısal bozulma yerine deformasyon, daha elverişli yerine ergonomik, ortamın havası yerine ambiyans, çekicilik yerine aura, tanıtım yerine lansman, salgın yerine pandemi, basın yerine medya, büyük yerine makro, küçük yerine mikro gibi bir çok yabancı kelimenin kullanılması dildeki kirlenmeyi göstermektedir. Ayrıca durumun vahametini anlamak için caddelerdeki ve AVM'lerdeki tabelalara bakmak yeterlidir.
Oysaki dilimiz, kültürümüzdür, benliğimizdir, kimliğimizdir, geleceğimizdir. Bu nedenler siyaset üstü, milli bir meseledir; varoluş meselesidir, beka meselesidir. Dilimiz olmazsa milliyetimizi, hürriyetimizi ve devletimizi kaybederiz. Millet olarak, kültür emperyalizminin hüküm sürdüğü günümüzde en önemli meselemiz dilimizin muhafaza edilmesidir.
Dilimizin, Türkçemizin beş bin yıllık sözlü, bin beş yüz yıllık yazılı geçmişi var. Dilimize ait, destanlarımız, sav dediğimiz atasözlerimiz, koşuk dediğimiz şiirlerimiz, sagu dediğimiz ağıtlarımız, balu balu dediğimiz ninnilerimiz var. Altın Işık, Daştani Bey, İyi ve Kötü Prens gibi hikayeli eserlerimiz; Divânü Lügat’it-Türk gibi sözlüklerimiz, Kutadgu Bilig gibi siyasetnamelerimiz, Divân-ı Hikmet gibi tasavvuf eserlerimiz, Dede Korkut Oğuznameleri gibi şaheserlerimiz var. Âşık Edebiyatı gibi bir geleneğimiz, Divan Edebiyatı gibi bir disiplinimiz var. Kısaca, milletimizin zengin bir dil hazinesi var.
Bugün bazı bilimsel ya da tıbbi terimler dilimize yerleşmiş durumdadır. Metastaz, patoloji, nöroloji, biyopsi, otopsi, tomografi, endoskopi, diyaliz, diyabet, insülin, emboli vb. kelimeler artık halkın konuşma diline iyice sirayet etmiştir. Bunları değiştirmek artık mümkün gözükmemektedir. Bir şeyi bulan ya da icat eden adını da koymaktadır. Demek ki dilde de asıl olan keşif ve icattır.
İlk çeviri eserlerde, romanlarda geçen bazı kelimelerin o zamanlar karşılığı bulunamadığından bir özenti ya da bir kolaycılık içerisinde, aynı şekilde alındığı görülmüştür. Örnek olarak; abajur, kostüm, kolye, manto, portmanto, iskarpin, komodin, şifonyer, pardösü, gardırop, etajer, pantolon vs. bu türden kelimeler olup dilimize maalesef böylece yerleşmiştir.
Bugün dilimize yapılan saldırılara karşı, kamu kurumları olarak, STK'lar olarak hatta bireysel olarak dil bilincinin gelişmesi, Türkçe bilincinin yerleşmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve bu alanda çalışma yapan kişi ve kurumlara destek olunması gerekmektedir.
İşte, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) tam da bu amaçla kurulmuş kamu yararına çalışan bir dernektir. Temel amacı toplumda dil bilincinin yerleşmesini ve gelişmesini sağlamak, Türkçe bilincini artırmak ve bu alanda çalışma yapan kişi ile kurumlara destek olmaktır.
Dil konusunda ise temel ilke, mevcut kelimelerin atılması değil, korunması ve dünyadaki teknolojik gelişmelere uygun olarak yeni kelimeler türetilerek dilimizin zenginleştirilmesidir. Bu konuda Reyhan Çınar Hanımın tespiti çok yerindedir: Kelimelerin de ruhu ve mazisi vardır. Dilden atılan her kelimeyle milletin ortak ruhundan bir parça atılmış olur. Öz Türkçecilik adına bu katliamı yapmamak, dili kısırlaştırmamak gerektir.
21. asır Türk asrı olacaksa bu elbette Türkçe aracılığı ile olacaktır. Dilimiz bizim en büyük hazinemizdir. Ve dahi en önemli ulaşım, erişim, iletişim ve kaynaşım aracımızdır. Bir medeniyet tasavvurumuz varsa onun da dili elbette Türkçe olacaktır vesselam.
Paylaş
Dilimizi Neden Korumalıyız?
Bugün Türkçemiz dünyadaki ekonomik, Siyasi ve kültürel gelişmelere bağlı olarak ciddi tehlike altındadır. Geçmişte Arapça, Farsça ve Fransızcanın etkisinde kalan Türkçe bugün de yarım yamalak İngilizcenin tehdidine maruz kalmaktadır. Yaygın olarak bilinen ve kullanılan Türkçe kelimelerin yerine ısrarla İngilizceleri yerleştirilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Yıldız yerine star, başlamak yerine start vermek, saf dışı bırakmak yerine ekarte etmek, tamam-peki yerine okey demek; konum ye...
Yorum Yap
Bugünün çok okunanları
Samsun Haber
MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur’un şirketi MCR Grup, 1 yıl boyunca kamu ihalelerinden yasaklandı
Samsunspor
Yüksel Yıldırım’dan Samsunspor Taraftar Grupları Başkanı Tonguç Ali Anıl’ın istifasına ilk yorum
Asayiş
Samsun’da sokak ortasında silahlı saldırı: 1 yaralı
Ekonomi
Samsun'da iflas eden Takış Gıda için alacaklılar toplanacak!
Siyaset
MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur’un şirketi MCR Grup, 1 yıl boyunca kamu ihalelerinden yasaklandı
Gündem