Paylaş

EĞİTİMDE YENİ DÖNEM (3 NCÜ BÖLÜM )

Eğitimde fırsat eşitliği her şeyin önünde gelmeli. Türkiye'nin en büyük eğitim sorunlarından biri, öğrencilerin aynı imkânlara sahip olmamasıdır. Bir çocuğun geleceği ailesinin ekonomik durumuna mümkün olduğunca az bağlı olmalıdır. Devlet okulundaki öğrenci de kaliteli eğitime ulaşabilmelidir. Kırsaldaki öğrenci de teknolojik imkânlara ulaşabilmelidir. İlçedeki öğrenci de nitelikli öğretmene ulaşabilmelidir. Özel gereksinimli öğrenci de eğitim hakkından tam olarak yararlanabilmelidir. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığında müfredat değişikliğinin tek başına yeterli olması beklenemez. Çünkü aynı kitabı vermek, her çocuğa aynı fırsatı vermek anlamına gelmez. YENİ DÖNEMİN İLK ADIMLARI Millî Eğitim Bakanlığı 2026-2027 eğitim öğretim yılı takvimini de açıkladı. Birinci dönem 14 Eylül 2026 Pazartesi başladı, ve 22 Ocak 2027 Cuma sona erecek. Öğretmenlerin yeni eğitim yılına hazırlık amacıyla gerçekleştireceği mesleki çalışmalar ise 1 Eylül'de başladı. Yeni eğitim yılında özellikle bazı sınıf seviyelerinde uyum ve rehberlik çalışmalarına da önem veriliyor. Sınıf, hazırlık ve 9. sınıf öğrencileri ile pansiyonda kalan öğrenciler için yeni eğitim ortamına uyum sağlamaya yönelik çalışmalar planlanıyor. Bu yaklaşım önemlidir. Çünkü çocukların eğitim hayatında geçiş dönemleri kritik dönemlerdir. İlkokula başlayan çocuk için okul yeni bir dünyadır. Sınıfa geçen çocuk için arkadaş çevresi, öğretmen sayısı ve okul düzeni değişir. Sınıfa geçen öğrenci ise yepyeni bir eğitim ortamıyla karşılaşır. Bu nedenle uyum programlarının sadece birkaç tanışma etkinliğinden ibaret kalmaması gerekir. Çocuğun psikolojik ve sosyal uyumu da takip edilmelidir. SINAV ODAKLI EĞİTİM SORUNUMUZ Türkiye'nin yıllardır çözemediği konulardan biri de sınav merkezli eğitimdir.
Çocuğa daha küçük yaşlardan itibaren: “Kaç puan aldın?” “Kaçıncı oldun?” “Netin kaç?” soruları soruluyor. Oysa bazen sormamız gereken soru şudur: “Ne öğrendin?” Bir başka soru: “Öğrendiğini hayatında kullanabiliyor musun?” Bir başka soru: “Kendini ifade edebiliyor musun?” Bir başka soru: “Bir problem karşısında çözüm üretebiliyor musun?” İşte eğitim sistemi bu sorulara cevap verebildiği zaman gerçek anlamda dönüşmeye başlayacaktır. YAPAY ZEKÂ VE DİJİTAL ÇAĞDA ÖĞRENCİLERİMİZ Bugünün eğitim politikalarının artık görmezden gelemeyeceği başka bir gerçek daha var: Yapay zekâ. Öğrenci artık istediği bilgiye saniyeler içerisinde ulaşabiliyor. Bu durum öğretmenin görevini ortadan kaldırmıyor. Tam tersine öğretmenin görevini değiştiriyor. Eskiden öğretmen daha çok “bilgi kaynağı” konumundaydı. Bugün ise öğretmenin önemli görevlerinden biri öğrencinin karşılaştığı bilginin doğruluğunu sorgulamasını sağlamaktır. Çünkü internet bilgi kadar yanlış bilgi de üretiyor. Yapay zekâ doğru cevap kadar hatalı cevap da verebiliyor. Dolayısıyla çocuklara sadece teknoloji kullanmayı değil, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek gerekiyor. DEĞERLER EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR? Eğitim sadece matematik, fizik, kimya veya tarih değildir. Bir çocuk; Başkasının hakkına saygı göstermeyi, Yaşlıya yardımcı olmayı, Arkadaşının farklılığına tahammül etmeyi, Sorumluluk almayı, Yalan söylememeyi, Emeğe saygı göstermeyi, Vatanına ve toplumuna karşı sorumluluklarını bilmeyi de öğrenmelidir. Bu nedenle değerler eğitiminin eğitim sisteminde yer alması önemlidir. Ancak değerler eğitimi sadece kitapta yazan birkaç cümleden ibaret kalmamalıdır. Çocuğun okulda gördüğü davranış ile kitapta okuduğu değer birbirini desteklemelidir. Öğrenci adaleti anlatan öğretmenin davranışlarında da adalet görmelidir. Saygıyı anlatan okulun kendi öğrencisine saygılı davranması gerekir. Sorumluluk anlatan sistemin kendi sorumluluklarını da yerine getirmesi gerekir. Çocuklar çoğu zaman söyleneni değil, gördüğünü öğrenir. Sevgi ve Saygılarımla.. Günümüzün hayrı ve bereketi Üzerinize olsun.. ALLAH(C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.