Paylaş

EMİN KAR…

Ekleme: 15.10.2024 10:00 Güncelleme: 03.06.2026 12:17

19-20 yaşlarındaydım, ağabeyimin elinde bir fotoğraf gördüm; ağabeyim, onun arkadaşı ve tekerlekli sandalyede bir adam…  “Kim bu adam?” dedim, görür görmez tuhaf bir şekilde kanım ısınmıştı, bilmek...

19-20 yaşlarındaydım, ağabeyimin elinde bir fotoğraf gördüm; ağabeyim, onun arkadaşı ve tekerlekli sandalyede bir adam…

 “Kim bu adam?” dedim, görür görmez tuhaf bir şekilde kanım ısınmıştı, bilmek istemiştim.

 “Emin Kar… Samsunspor’un eski futbolcusu… 20 Ocak 1989 kazasında o otobüsteydi, aslen Trabzonlu ama o kazadan sonra futbol oynayamamasına rağmen gitmedi bu şehirden hatta burada yaşıyor ailesiyle birlikte.

Her maça gidiyor, tesislere gidiyor, sahanın kenarına çektiği arabasıyla Samsunspor’un bütün maçlarını oradan izliyor” dedi.

Öyle etkilendim ki, bir daha görüşmeye giderseler beni de götürmesini rica ettim ağabeyime çünkü ben bu adamla tanışmak, iki satır sohbet etmek ve bir tane olsun hatıra fotoğrafı çektirmek istiyordum.

Daha sonra hayat bana çok daha fazlasını sundu, bırakın bir taneyi bir sürü fotoğrafımız oldu Emin ağabeyimle.

Evet efsane kaptanımızdı elbet ama o başkan olduğu zamanlarda bile hiçbir zaman egolu bir tutum sergilemedi bize ve her daim ağabey oldu.

Hele o başkan adaylığına geçtiği zamanları hiç unutamıyorum biliyor musunuz?

Samsunspor’un etrafında iyiliğini istiyormuş gibi görünen ama kötülüğü için adeta pusuda bekleyenleri Emin ağabeyimiz de görüyordu ve hiç kimsenin aday olmayıp, kayyuma gitmesini beklediği Samsunspor için çıktı tekerlekli sandalyesiyle ve “Ben adayım!” dedi.

Alay ettiler, para muhabbeti yaptılar, O da bilincindeydi tüm bunların ama tek derdi Samsunspor’u sahipsiz bırakmamaktı.

Elinden geldiğince çırpındı, uğraştı ve biz bazen “en bonkör zamanlarımız” dediğimiz zamanlarda bile, Emin ağabeyimizin o yoklukta başardıklarını başaramayışımızı izledik.

Yangına su taşıyan karınca misali, onunla alay edenlere; “Ben de biliyorum bu su ile bu yangını söndüremeyeceğimi ama en azından ne tarafta olduğum belli olsun.” cevabı verdi aslında.

Ve bugün 15 Ekim, Emin ağabeyimizin, efsane kaptanımızın doğum günü.

Acıdır ki bundan bir kaç gün sonra da ölüm yıldönümü…

İnsan konduramaz ya, hâlâ yaşıyor sanıyorum biliyor musunuz? Sanki O Samsun’un bir yerlerinde geziyor, yiyor, içiyor ama biz koca şehirde denk gelemiyoruz gibi, zihnim böyle olduğuna inanmak istiyor, aksi olan gerçeklik beni fazlasıyla üzüyor…

Samsun Büyük Camii’nin arka tarafında denk gelmiştik bir gün, hâl hatır sormalardan sonra her zamanki gibi Samsunspor’dan konuşmuş ve ayrılmıştık.

Çok sonraları o Büyük Camii’nin ön tarafında yine bir araya geldik Emin ağabeyimle ama bu sefer o tabuttaydı.

-Caminin ardından önüne kadardır hayatın mesafesi- der gibi, o acı gerçeği çarptı yüzüme.

Samsunspor bayrağı sarılı tabutunun yanına gidemedim, dizlerimin bağı çözüldü olduğum yerde kalakaldım, uzaktan tabutuna bakarak sessiz sessiz ağladım sadece…

O belki kurtulmuştu tüm acılarından, tüm yorgunluğundan ama geride onu çok seven ve değer veren insanların yüreğinde yara bıraktığını bilmiyordu.

Bunu kabullenip dile getirmesi hâlâ bana çok zor gelse de mekanın cennet olsun Emin ağabeyim, iyi ki doğmuştun, iyi ki vardın, yattığın yer incitmesin seni…

Çokça saygı ve özlemle…

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.