Samsun’da dünyanın birçok ülkesine ürün satan firmalar var ancak dünya çapında bilinen bir markası olamadı bugüne kadar.
Bırakın dünya genelinde bilinirliliğini, ülke genelinde “marka” olmuş bir ürün bile çıkaramadı Samsun.
Cerrahi alet üretiminde tekel olmamıza rağmen doktorlarımızın makas ve pense gibi cerrahi alet tercihlerinde bile hâlâ Almanların yarattığı Aesculap markası oluyor maalesef.
Samsun’un en büyük 10 firmasından biri olan un üreticimiz, Türkiye genelinin yanı sıra dünyanın birçok ülkesine un satıyor ama marka imajını Ege Bölgesi’nin en büyük markasını alarak güçlendirmeye çalışıyor.
Kabuğumuzu bir türlü kıramıyoruz yani.
Sebepleri var elbette.
Bilinen en büyük sebep, ticari geleneğin bir sonucu olarak sıcak para alışkanlığına bağlı olarak hazıra konma arzusudur.
“Armut piş, ağzıma düş” demek gibi yani.
Marka olmak zordur.
Yolculuğu da meşakkatlidir.

Marka yaratmak için emeğin yanı sıra çokça da para harcamak gerekiyor yani.
Tıpkı FKK Güney Oto Lastik ve Takoz Sanayi AŞ’nin yaptığı gibi yani.
Rahmetli Tayyip ve Ahmet Altuncu kardeşler tarafından 1957 yılında kurulmuş FKK.
FKK adını “Fazilet, Kalite, Kontrol” sözcüklerinin baş harflerinden almış ki kalite ve kontrol sözcüklerinin anlamını herkes bilir ama daha az bilindiğini düşündüğüm fazilet sözcüğünün ise insanın iyilik yapmasını ve kötülükten uzak durmasını sağlayan ahlaki yetenek, yüksek huy ve erdem anlamına geldiğini de söylemek isterim.
Günaydın gazetesinde çalışırken, 1979 yılında bir uçak kazası sonucu yitirdiğimiz Tayyip Bey’le de bir röportaj yapma şansım olmuştu ama beş yıl önce yitirdiğimiz Ahmet Altuncu ile uzun yıllara dayanan bir tanışıklığım olmuştu.
FKK, Alman sanayi devi Bayer’le kurduğu iş birliği sonucu Vulkollan’dan mamul ürünleriyle uzun yıllar otomotiv sektörü için süspansiyon parçaları üretmişti.
Otomotiv sektörüne yedek parça üretiminin yanı sıra köprü mesnetleri, limanlar için usturmaçalar da üreten FKK, 10 yıl kadar önce üretim çeşitliliğine maden değirmenleri için astar ve lifterbar üretimini de kattı ki günümüzde üretimin büyük bölümü maden sektörüne kaydırılmış oldu.
FKK, günümüzde değirmen astarları ve lifterbar üretiminde ülkemizin en büyük kuruluşu oldu.
İki yıl öncesine kadar da dünyanın üç büyük üreticisinden biriydi.
FKK yolculuğunu dünyanın en büyüğü olma üzerine planladı.
FKK bir dünya markası oluyor yani.
Bunun için yoğun bir çaba sarf ediyor.
Emek veriyor.
Para da harcıyor.
İki yıl önce Şili’de bir fuardaydı FKK.
Şili nere, Samsun nere?
Dünyanın bir ucu, daha doğrusu dünyanın sonu Şili.
Şili’den sonra dünya yok yani.
Önceki ay da dünyanın iki damından biri olan Peru’nun başkenti Lima’daki bir fuardaydı FKK.
FKK bu ay dünyanın başka bir ucu olan Avustralya’daki iki fuarda olacak.
Önce 19-21 Ekim tarihlerinde Brisbane kentinde açılacak MINING IN AUSTRALIA fuarında, ardından da 27-29 Ekim tarihlerindeki Sydney fuarında olacak.
Markanın kendisine gelmesini beklemiyor FKK.
Kendisini marka yapacak olanların ayağına gidiyor yani.
“Hiç kimse başarı merdivenlerini eli cebinde çıkmamıştır” diye bilinen bir söz var, bilirsiniz.
FKK da bu sözün izinde, başarıyı eli cebinde beklemiyor, başarıya adeta koşuyor.
Marka yolculuğunun başka türlüsü de mümkün değil çünkü.