Turkcell Süper Kupa Yarı Finali’nde Samsunspor, Adana’da Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu ve elendi.
Sonuç sürpriz değildi...
Drongelen, Emre Kılınç, Ntcham, Souza, Coulibaly ve milli takımda bulunan Ndiaye yok.
Eksik kadro, Fenerbahçe ağırlıklı tribünler ve oyun üstünlüğü…
Sonuç tabiki kaçınılmaz, finali hak eden taraf da Fenerbahçe oldu.
Buraya kadar her şey normal...
Ancak bu maçın konuşulması gereken konusu skor değil, Musaba’nın sergilediği seviyesizlik.
Daha dün Samsunspor formasını giyen, bu şehirde değer gören Musaba, eski takımına karşı sahaya futbol oynamaya değil; el kol hareketleri yapmaya, tribünlere oynamaya ve intikam rolü kesmeye çıkmış.
Yaptığı her harekette futbolcu kimliğinden çok, komplekslerini ortaya koydu.
Bu profesyonellik değil.
Bu hırs hiç değil.
Bu düpedüz karakter zaafıdır.
Biz ne karekterli futbolcular gördük, eski takımına karşı adam gibi oynayıp, golünüde atan ama attığı gole dahi saygı çerçevesinde sevinenleri.
Tabiki sevin...
Ama bir dönem ekmek yediğin kulübe, kader birliği yaptığın eski takım arkadaşlarına ve seni her maçta avuçları patlarcasına alkışlayan o eski taraftarına saygı göstermelisin.
Eğer bu saygıyı göstermezsen ki öyle yaptın, giydiğin forma seni asla büyütmez.
Başkan Yüksel Yıldırım’ın 'Bizim bir kültürümüz, bir adabımız var' sözleri, Musaba’nın neden bu camiaya hiçbir zaman ait olamadığını açıkça anlatıyor.
Samsunspor bugün elenir, yarın ayağa kalkar.
Sonuç olarak; Samsunspor'un
Lig maçları var, Ziraat Türkiye Kupası maçları var, Avrupa kupası hedefi var.
Bu yol uzun ve eksik kadroyla yürümez.
Sakatların dönüşü beklenirken, yeni transferlerin bir an önce yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Son söz... Musaba;
Kupalar unutulur, maçlar geçer…
Bil ki bu şehir seni asla ve asla unutmaz...
Çünkü Samsun,
futbolcuyu affeder ama saygısızlığı kesinlikle...