Paylaş

Gençlik Yeniden Sokakta 68’in Ruhu Mu, Yeni Bir Toplumsal Uyanış Mı?

Dünyanın farklı coğrafyalarında gençler yeniden sokaklarda. Kimi yolsuzluğa itiraz ediyor, kimi eğitim sistemindeki eşitsizliklere, kimi barınma sorununa, işsizliğe ve hayat pahalılığına…

Kimi iktidarın hesap vermesini istiyor, kimi özgürlüklerinin kısıtlanmasına karşı çıkıyor, kimi de iklim krizinin gölgesinde elinden alınmakta olduğunu düşündüğü geleceğini savunuyor.

Dünya gençliği yeniden toplumsal sorunlara karşı duyarlılık gösteriyor ve kitlesel eylemler gerçekleştiriyor.

Dünyanın farklı ülkelerinde meydanlara çıkan Z kuşağı, yalnızca kendi geleceğini mi arıyor, yoksa siyasetin ve toplumun geleceğini de yeniden şekillendirmek mi istiyor? Gençlik eylemlerinin başarısı bu soruya verilecek doğru yanıla mümkün olacaktır.

Fransa’dan başlayıp, tüm Avrupa’yı saran ve Nepal’den Endonezya’ya, Sırbistan’dan Fas’a, Peru’dan Hindistan’a uzanan bu hareketlerin ortak özelliği; gençler artık kendileri adına karar veren siyasal ve ekonomik düzenin sonuçlarına katlanmak istemiyorlar.

Güncel sorunları, iletişim araçlarını en yaygın şekilde kullanarak birbirlerine ulaştırıyor ve meydanlara çıkarak, seslerini birleştirip gerektiğinde büyük bedelleri göze alarak taleplerini dile getiriyorlar. Ve dijital iletişim olanaklarını örgütlenmelerinin ve eylemliliklerinin etkin aracı yapıyorlar.

68 kuşağı olarak adını tarihe yazdıran gençlik hareketinden sonra, Paris’ten ses veren Sarı Yelekliler’in ardından, Paris’in Créteil’de banliyösünde 17 Eylül’de bir lisenin önünde başlayan öğrenci hareketi, birkaç hafta içerisinde ülke çapında yüzbinlerce insanı sokağa taşıyan geniş bir toplumsal itiraza dönüştü. Ardından Avrupa ve giderek dünyaya yayıldı.

Güncel sorunlardan yola çıkan gençlik eylemlilikleri, eşitlik-özgürlük ve nasıl bir toplumsal gelecek kurulacağı ve nasıl bir sistem tartışmasına doğru yol alıyor.

Tüm farklılıklarına karşın Küresel Güney’den yükselen hareketler; sömürgecilik, emperyalizm, neoliberal ekonomi politikaları, ırkçılık ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan adaletsizliklere karşı çıkmak; eşitlik, özgürlük, demokrasi taleplerini öne çıkartmak gibi ortak özellikler taşıyorlar. Sembolleri, sloganları ve mücadele biçimleriyle gelişmiş ülkeler gençliğine de ilham veriyorlar.

Peki, karşımızda küresel bir gençlik hareketi var mı? Bu hareketler yaygınlaşarak, kalıcılaşacak ve toplumsal değişimin öncüsü olacak mı? Yoksa istekleri bir şekilde karşılandığında ya da baskılar karşısında bir süre sonra sönümlenecek, geride yalnızca görüntüler ve unutulmuş sloganlar mı bırakacak?

Bu soruların yanıtını ararken bugünün gençlerini anlamak kadar, geçmişin gençlik hareketlerini de hatırlamak gerekiyor.

68 kuşağı ve bugünün gençleri.

68 Kuşağı, dünya siyasetinin ve toplumsal yaşamın hafızasında özel bir yere sahiptir. Paris’ten Berlin’e, Roma’dan Prag’a, Amerika Birleşik Devletleri’nden Latin Amerika’ya kadar gençler üniversitelerde, fabrikalarda ve sokaklarda düzeni sorguluyor; Vietnam Savaşı’na karşı çıkıyorlardı. Irkçılığa itiraz ediyor, üniversitelerin demokratikleştirilmesini talep ediyorlardı.

İşçi hareketleriyle buluşarak otoriteye ve geleneksel toplumsal kalıplara meydan okuyorlardı.

68 kuşağının önemli bir özelliği, güncel sorunlara yönelik itirazlarını çoğu zaman daha geniş ideolojik çerçeveye oturtuyorlardı.

Kapitalizm, emperyalizm, sosyalizm, sınıf mücadelesi ve devrim tartışmaları dönemin gençlik hareketlerinin temel kavramları arasındaydı. Gençler yalnızca belirli bir uygulamanın değişmesini değil, toplumun örgütlenmesi ve devrimci dönüşümü de tartışıyorlardı.

Bugünün Z Kuşağı ise başka bir dünyanın içinde yetişti. Dijital iletişim ağları, sosyal medya, küreselleşme, ekonomik güvencesizlik, iklim krizi ve giderek büyüyen gelecek kaygısı bu dünyanın temel unsurları arasındadır. Sovyet sisteminin çöküşü de Z Kuşağı üzerinde olumsuz izler bıraktı.

Ancak bugün üniversite diplomasının iyi bir iş ve güvenli bir yaşam sağlayacağına ilişkin inanç giderek zayıflıyor. Barınmak, bağımsız bir hayat kurmak ve emeğinin karşılığını almak giderek daha fazla gencin temel sorunu hâline geliyor.

68 Kuşağı çoğu zaman ideolojiler üzerinden sistemi sorgularken, bugünün gençleri sıklıkla gündelik hayatın içindeki somut adaletsizliklerden hareket ediyor. Yolsuzluk, liyakatsizlik, pahalılık, işsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği ve siyasi hesap verebilirlik talepleri öne çıkıyor.

Ancak buradan, bugünün gençlerinin ideolojisiz olduğu sonucunu çıkarmak doğru olmadığı gibi Z Kuşağı gençlerin dünyaya yayılan eylemlerini küçümsemek ya da ideolojik bir kalıba sokmaya çalışmak olayı kavramamakla eşdeğerdir.

Çünkü bir ülkede gençlerin iş bulamaması, başka bir ülkede kiraların ödenemez hâle gelmesi, bir diğerinde kamusal kaynakların belirli çevrelere aktarılması birbirinden bağımsız sorunlar değildir. Bu sorunların arkasında gelir dağılımı, iktidar ilişkileri, kaynakların paylaşımı ve kurumların işleyişi gibi sistemden kaynaklanan sorunlar vardır.

Gençler bu meseleleri henüz ortak bir ideolojik dille ifade etmiyor ancak yaşadıkları sorunların kaynağını sorgulamaya başladıklarında, ister istemez siyasetin ve ekonomik düzenin temel sorularıyla karşı karşıya kalıyorlar.

İşte 68 Kuşağı ile bugünün Z Kuşağı arasındaki önemli benzerlik burada ortaya çıkıyor: Her iki dönemde de gençler kendilerine sunulan hayatın kaçınılmaz olmadığını görüyor ve söylüyorlar.

(1-Bölüm - devam edecek)

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.